*Hepsi, M

MONOPRIL PLUS 10 MG/12,5 MG 28 TABLET

Temel Etkin Maddesi:

fosinopril hctz

Üreten İlaç Firması:

DEVA HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ

Gerekli Reçete Durumu:

Beyaz Reçete ile satılır.

Temel Etkin Maddesi:

fosinopril hctz

Üreten İlaç Firması:

DEVA HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ

Gerekli Reçete Durumu:

Beyaz Reçete ile satılır.

Barkod Numarası:

8699525016744

Hekimler İçin Klavuz:

TİTCK’nın Satış Fiyatı:

111,99 ₺
Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2025

Barkod Numarası:

8699525016744

Hekimler İçin Klavuz:

TİTCK’nın Satış Fiyatı:

111,99 ₺
Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2025

Bilgilendirme:

İlaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışınız.

ATC Sınıflaması:

ATC SINIFLAMASI – C – KALP DAMAR SİSTEMİ, C09 RENİN-ANJİYOTENSİN SİSTEMİ, C09B ACE İNHİBİTÖRLERİ KOMBİNASYONLARI, C09BA ACE inhibitörleri ve diüretik, C09BA09, fosinopril hctz

Bilgilendirme:

İlaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışınız.

ATC Sınıflaması:

ATC SINIFLAMASI – C – KALP DAMAR SİSTEMİ, C09 RENİN-ANJİYOTENSİN SİSTEMİ, C09B ACE İNHİBİTÖRLERİ KOMBİNASYONLARI, C09BA ACE inhibitörleri ve diüretik, C09BA09, fosinopril hctz

Personeller İçin Kullanma Talimatı

KULLANMA TALİMATI

MONOPRİL PLUS 10 mg/12,5 mg tablet
Ağız yoluyla alınır.

Etkin maddeler: Her bir tablet 10 mg fosinopril sodyum ve 12,5 mg hidroklorotiyazid içerir. •Yardımcı maddeler: Susuz laktoz (sığır sütünden üretilir), laktoz monohidrat (inek sütünden üretilir), kroskarmeloz sodyum, povidon K30, sodyum stearil fumarat, sarı demir oksit, kırmızı demir oksit.

Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

Bu kullanma talimatını saklayınız. Daha sonra tekrar okumaya ihtiyaç duyabilirsiniz.Eğer ilave sorularınız olursa, lütfen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

Bu ilaç kişisel olarak sizin için reçete edilmiştir, başkalarına vermeyiniz.

Bu ilacın kullanımı sırasında, doktora veya hastaneye gittiğinizde doktorunuza bu ilacı kullandığınızı söyleyiniz.

Bu talimatta yazılanlara aynen uyunuz. İlaç hakkında size önerilen dozun dışında yüksek veya düşük doz kullanmayınız.

Bu Kullanma Talimatında:
1. MONOPRİL PLUS nedir ve ne için kullanılır?

2. MONOPRİL PLUS’ı kullanmadan önce dikkat edilmesi gerekenler 3. MONOPRİL PLUS nasıl kullanılır?

Olası yan etkiler nelerdir? 4.

5. MONOPRİL PLUS’ın saklanması
Başlıkları yer almaktadır.

1.MONOPRİL PLUS nedir ve ne için kullanılır?

•MONOPRİL PLUS Anjiotensin Dönüştürücü Enzim (ADE) inhibitörleri ve diüretik kombinasyonları olarak adlandırılan bir ilaç grubuna aittir ve fosinopril ve hidroklorotiyazid olmak üzere iki ayrı etkin madde içermektedir.

•Fosinopril ADE inhibitörü ilaç grubuna dahildir. ADE inhibitörleri vücuttaki kan damarlarını genişleterek etki ederler. Bu şekilde damarlardaki basınç azalmaktadır.

•Hidroklorotiyazid ise tiyazid diüretikleri adı verilen ilaç grubuna dahildir. Diüretikler vücuttan fazla sıvının atılmasına yardımcı olurlar ve kan basıncı yüksek olan hastalarda kullanılır. Bu grup ilaçlar suyu atıcı etkiye sahip olduklarından diüretikler sıklıkla “idrar söktürücü” olarak adlandırılır. MONOPRİL PLUS tabletlerin her biri etkin madde olarak 10 mg fosinopril sodyum ve 12,5 mg hidroklorotiyazid içeren yuvarlak, bikonveks, bir yüzünde “DEVA MP 10” yazılı, şeftali rengi tabletler şeklindedir.

•MONOPRİL PLUS, 28 tabletlik formları ile kullanıma sunulmaktadır. •MONOPRİL PLUS, yüksek tansiyon tedavisinde kullanılır.

2.MONOPRİL PLUS’ı kullanmadan önce dikkat edilmesi gerekenler
MONOPRİL PLUS’ı aşağıdaki durumlarda KULLANMAYINIZ:
Eğer;
•Fosinopril sodyum, tiyazidler, sülfonamidler, diğer ADE inhibitörleri veya bu ilacın içeriğindeki diğer maddelerden birine (yardımcı maddeler bölümüne bakınız) alerjiniz varsa, •Daha önce bacaklarınızda, kollarınızda, yüzünüzde, mukozalarda veya dilinizde ve/veya boğazınızda (anjiyoödem), ADE inhibitörü ile tedavi edilirken veya edilmezken ödem oluştuysa,
•Ailenizde bacaklarda, kollarda, yüzde, mukozalarda veya dilde ve/veya boğazda şişme (anjiyoödem) görüldüyse,
•Ağır böbrek sorunlarınız varsa,
•Ağır karaciğer sorunlarınız varsa,
•İdrarınızı yapamıyorsanız,
•Kalbinizin yeterli kan sağlayamadığı bir durum mevcutsa (kardiyojenik şok),
•Böbreğinize giden damarlarda daralma varsa (renal arter stenozu),
•Hamileyseniz (bkz. Bölüm “Hamilelik ve Emzirme”),
•Diabetes mellitus (şeker) hastalığınız varsa veya böbrek fonksiyonunuz bozulmuşsa ve aliskiren içeren bir kan basıncı düşürücü ilaç kullanıyorsanız,
•Yetişkinlerde bir tür uzun süreli (kronik) kalp yetmezliğini tedavi etmek için kullanılan bir ilaç olan sakubitril/valsartan aldıysanız veya kullanıyorsanız, anjiyoödem (boğaz gibi bir bölgede deri altında hızlı şişme) riski artar.

MONOPRİL PLUS’ı aşağıdaki durumlarda DİKKATLİ KULLANINIZ:
Eğer;
•Geçmişte hidroklorotiyazid alımını takiben solunum veya akciğer sorunları (akciğerlerde iltihaplanma veya sıvı toplanması dahil) yaşadıysanız. MONOPRİL PLUS’ı aldıktan sonra herhangi bir şiddetli nefes darlığı veya nefes almada zorluk yaşarsanız derhal tıbbi yardım isteyiniz.

•Böbrek sorunlarınız varsa, diyaliz uygulanmak zorundaysa veya bir böbrek transplantınız varsa (doku nakledildiyse),
•Kalp kasınızda büyüme olduğunu biliyorsanız veya kalp kapakçıkları ile ilgili bir sorununuz varsa,
•Karaciğer hastalığınız varsa,
•Arı veya yaban arısı sokmalarına karşı duyarsızlaştırma (hiposensitizasyon) tedavisi görüyorsanız,
•Bazı hastalıklar (örneğin skleroderma [deride sertleşme], lupus eritematozus) nedeniyle bağışıklık sisteminizle ilgili sorunlarınız varsa veya belirli ilaçlar alıyorsanız (örneğin allopurinol, prokainamid, lityum, steroidler veya kanser tedavi ilaçları – bkz. “MONOPRİL PLUS’ın diğer ilaçlar ile birlikte kullanımı”),
•Daha önce yüz, dudaklar, dil ve/veya boğazınızda ödem (anjiyoödem) oluştuysa,
•Şiddetli karın ağrılarınız oluyorsa (mide bulantısı veya kusma eşliğinde veya bunlar olmaksızın (intestinal anjiyoödem),

•Bir LDL (düşük yoğunluklu lipoprotein) aferezi durumunda (kandaki kolesterolün düşürülmesine yönelik tedavi),
•Diabetes mellitus’unuz (şeker hastalığınız) varsa,
•Gut hastası iseniz,
•Kalp sorunlarınız -kalpte ve beyinde bazı kan damarlarında daralma veya kan hacminde azalma- varsa,
•Kusma veya ishal nedeniyle diüretik, potasyum takviyeleri, potasyumu tutucu tuz takviyesi kullanımı veya düşük sodyum diyeti nedeniyle dehidrasyondan [su kaybı] muztaripseniz, •Bu ilaç sizde öksürük yapıyorsa,
•Yüksek kan basıncının tedavisi için aşağıdaki ilaçlardan birini:
– özellikle de eğer şeker hastalığınız nedeniyle böbrek sorunlarınız varsa, bir anjiyotensin II reseptör antagonisti (bunlar sartanlar olarak adlandırılmaktadır – örneğin valsartan, telmisartan, irbesartan)
– Aliskiren kullanıyorsanız
•Aşağıdaki ilaçlardan herhangi birini alıyorsanız anjiyoödem riski artabilir:
-Rasekadotril, ishal tedavisinde kullanılan bir ilaç
-Organ nakli reddini önlemek ve kanser için kullanılan ilaçlar (örn. temsirolimus, sirolimus, everolimus)
-Vildagliptin, diyabet tedavisinde kullanılan bir ilaç
•Görmede azalma veya göz ağrısı yaşarsanız. Bunlar gözün damar tabakasında sıvı birikiminin (koroid efüzyonu) veya gözünüzde basınç artışının belirtileri olabilir ve MONOPRİL PLUS’ı aldıktan birkaç saat ila bir hafta sonra ortaya çıkabilir. Bu durum tedavi edilmediği takdirde kalıcı görme kaybına yol açabilir. Daha önce penisilin veya sülfonamid alerjiniz olduysa, buna yakalanma riskiniz daha yüksek olabilir.

MONOPRİL PLUS’ı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

Eğer hamile olma şüpheniz varsa (veya hamile olma ihtimaliniz varsa), bunu doktorunuza söyleyiniz. Hamileliğin erken döneminde MONOPRİL PLUS kullanımı önerilmez ve hamileliğin üçüncü ayından sonra MONOPRİL PLUS kullanılmamalıdır, çünkü bu dönemde MONOPRİL PLUS kullanılması henüz doğmamış olan çocuğunuzda ağır hasarlara neden olabilir (bkz. Bölüm “Hamilelik ve Emzirme”).

Anestezi sırasında kan basıncınızın çok fazla düşme riski olduğundan, herhangi bir ameliyat veya diş tedavisi öncesinde doktorunuza veya diş hekiminize MONOPRİL PLUS ile tedavi edildiğinizi söyleyiniz.

Doping testi
Bu ilacın içinde bulunan hidroklorotiazid doping testinin pozitif sonuç vermesine neden olabilir.

Cilt rengi
Bu ilacın etkisi siyahi hastalarda, beyaz hastalara nazaran daha düşüktür.

Hekiminiz gerekirse böbrek fonksiyonunuzu, kan basıncınızı ve kanınızın elektrolit değerlerini (örneğin potasyum) düzenli aralıklarla inceleyecektir.

Cilt kanseri geçirdiyseniz veya tedavi sırasında beklenmedik bir cilt lezyonu geçirirseniz. Hidroklorotiyazid ile tedavi, özellikle yüksek dozlarda uzun süreli kullanımı, bazı cilt ve dudak kanseri tiplerinin (melanom dışı cilt kanseri) riskini artırabilir. MONOPRİL PLUS kullanırken cildinizi güneş ve UV ışınlarına maruziyetten koruyun.

Bu uyarılar geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa, sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.

MONOPRİL PLUS’ın yiyecek ve içecek ile kullanılması:
– MONOPRİL PLUS kullanırken alkol içerseniz, baş dönmesi/halsizlik, yorgunluk veya güçsüzlük hissedebilirsiniz çünkü MONOPRİL PLUS’ın kan basıncını düşürücü etkisi artabilir. – Tuz alımı MONOPRİL PLUS’ın kan basıncını düşürücü etkisini azaltabilir.

Hamilelik
İlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

•Hamile olduğunuzu (veya olabileceğinizi) düşünüyorsanız doktorunuzu bilgilendiriniz.

Doktorunuz siz hamile kalmadan önce veya hamile kaldığınızı öğrenir öğrenmez ilacı bırakmanızı söyleyecektir ve MONOPRİL PLUS yerine başka bir ilaç almanızı tavsiye edecektir. MONOPRİL PLUS, hamile olan kadınlarda kullanılmamalıdır.

Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

Emzirme
İlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

•Eğer emziriyorsanız veya emzirmeye başlayacaksanız doktorunuzu bilgilendiriniz. Emziren

emzirmeyi

düşünüyorsanız (özellikle bebeğiniz yeni doğmuşsa veya erken doğmuşsa) doktorunuz size başka bir tedavi önerecektir.

Araç ve makine kullanımı
MONOPRİL PLUS kullanırken başınız dönüyorsa, yorgun hissediyorsanız veya görmede sorun yaşıyorsanız, araç veya herhangi bir makine kullanmamalısınız.

MONOPRİL PLUS’ın içeriğinde bulunan bazı yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler
MONOPRİL PLUS, laktoz içerir. Eğer daha önceden doktorunuz tarafından bazı şekerlere karşı dayanıksızlığınız olduğu söylenmişse, bu tıbbi ürünü almadan önce doktorunuzla temasa geçiniz.

Diğer ilaçlar ile birlikte kullanımı:

Herhangi bir ilaç kullanıyorsanız, son zamanlarda kullandıysanız veya kullanacaksanız

doktorunuza veya eczacınıza bunlar hakkında bilgi veriniz. MONOPRİL PLUS’ı başka ilaçlarla

birlikte kullanmanız tedavinizi etkileyebilir.

Aşağıda verilen ilaçlarla tedavi edildiğinizi bilmesi doktorunuz için önemlidir:

• Kan basıncını düşüren metildopa, nitratlar, beta-blokörler, kalsiyum antagonistleri, idrar

söktürücüler veya vazodilatörler de dahil diğer kan basıncını düşürücü ilaçlar,

• Potasyum takviyeleri (tuz eşdeğerleri dahil), potasyum tutucu diüretikler ve kanınızdaki

potasyum miktarını artırabilen diğer ilaçlar (örn. bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlar

için trimetoprim ve ko-trimoksazol; organ nakli reddini önlemek için kullanılan bağışıklık

sistemini baskılayıcı bir ilaç olan siklosporin ve pıhtılaşmayı önlemek için kullanılan bir

ilaç olan heparin),

• Kan basıncını daha da düşüreceklerinden veya kandaki potasyum seviyesini veya

magnezyum seviyesini değiştirebileceklerinden, furosemid, spironolakton, triamteren veya

amilorid gibi diüretikler (idrar söktürücü ilaçlar);

• MONOPRİL PLUS’ın etkilerini azaltacağından veya asetilsalisilik asidin yan etkilerini

güçlendirebildiklerinden, ağrı kesiciler veya non-steroidal antiinflamatuarlar (iltihap

giderici ilaçlar),

• Magnezyum veya alüminyum içeren ilaçlar (mide yanmasında kullanılır) MONOPRİL

PLUS’ın etkisini azaltabilirler. Bu nedenle, bu tür ilaçların alımı ile MONOPRİL PLUS

alımı arasında en az iki saat geçmelidir.

• Kalsiyum tuzları ve D vitamini; MONOPRİL PLUS ile birlikte kullanılmaları kalsiyum

seviyesini yükseltebilir.

• İnsülin ve ağız yoluyla alınan, diyabet (şeker hastalığı) tedavisinde kullanılan ilaçlar, çünkü

MONOPRİL PLUS bunların etkisi üzerinde özellikle de birlikte kullanımın birinci

haftasında etkili olabilir. Bir doz ayarlaması gerekebilir.

• Antidepresanlar (örneğin amitriptilin), barbitüratlar (merkezi sinir sistemini baskılayan,

sakinleştirici ve uyku verici olarak kullanılan ilaçlar) (örneğin fenobarbital), güçlü ağrı

kesiciler (örneğin morfin) ve/veya sedatifler (yatıştırıcı, sakinleştirici olarak kullanılır). Bu

tür ilaçlar MONOPRİL PLUS’ın kan basıncını düşürücü etkisini arttırabilir.

• Lityum (manik depresyonda kullanılır). MONOPRİL PLUS kandaki lityum seviyesini

yükseltebilir.

• Digoksin ve digitoksin (düzensiz kalp ritmi ve diğer kalp problemleri tedavisinde

kullanılır). MONOPRİL PLUS bunların yan etkilerini güçlendirebilir.

• Bronşit ve astım tedavisinde kullanılan salbutamol, efedrin gibi sempatomimetikler ile

soğuk algınlığı, öksürük veya grip semptomlarına karşı kullanılan bazı ilaçlar. Bu tür ilaçlar

MONOPRİL PLUS’ın kan basıncını düşürücü etkisini azaltabilir.

• Adrenalin (epinefrin) (glokom tedavisinde, kalp hastalıklarında ve solunum hastalıklarında

kullanılır). MONOPRİL PLUS bu ilacın etkisini azaltabilir.

• Vücuttaki potasyum kaybını arttırabileceklerinden, ACTH (bir hormon), karbenoksolon

(ağız ülseri ve iltihaplarda kullanılır), amfoterisin B (mantar tedavisinde kullanılan bir

ilaç), penisilin G (enfeksiyonların tedavisinde kullanılır), salisilatlar (ağrıyı hafifletmek ve ateşi düşürmek için kullanılır) veya laksatifler (kabızlık tedavisinde kullanılır),
• Bazı kan bileşenleri üzerinde etkili olabileceklerinden, allopurinol (gut tedavisinde kullanılır), prokainamid (kalp ritim bozukluklarında kullanılır), immun destekleri (örneğin siklosporin, azatioprin) (bağışıklık sistemini baskılamak için kullanılır), steroidler (iltihabı azaltmaya yarayan ilaçlar) veya kanser tedavi ilaçları (örneğin siklofosfamid, fluoroürasil veya metotreksat). Hidroklorotiazid ürik asit seviyesini yükseltme eğiliminde olduğundan, guta karşı kullanılan allopurinol ve benzbromaron gibi bazı ilaçların da dozlarının yükseltilmesi gerekebilir.

• Kolestiramin veya kolestipol (kandaki yüksek yağ seviyesini düşürmek için kullanılır). Bu ilaçlar MONOPRİL PLUS’ın emilimini azaltabilir.

• MONOPRİL PLUS kas gevşetici etkinin artmasına neden olabileceğinden, bir operasyonla bağlantılı olarak kullanılan kürar tipi kas gevşeticiler (örneğin tubokürarin),
• Bazı antiaritmikler, bazı antipsikotikler ve bilindiği kadarıyla “Torsade de pointes”e (hızlı ve düzensiz kalp ritmi) neden olabilen diğer ilaçlar MONOPRİL PLUS ile birlikte kullanılmamalıdır.

• Ganglion blokerleri veya periferik adrenerjik reseptör blokerleri (yüksek tansiyon tedavisinde kullanılır) kullanıyorsanız,
Düşük kan şekerinin ve yüksek kan basıncının tedavisine yönelik kullanılan diaksozid, •
• Digoksin testi (RIA Digi-Tab® testi), paratiroid testi veya proteine bağlı iyot testi (PBI) gibi bazı laboratuar testlerinin sonuçları etkilenebilir.

Hekiminiz duruma göre dozunuzu ayarlamalı ve/veya başka önlemler almalıdır:
-Eğer bir anjiyotensin II reseptör antagonisti veya aliskiren kullanıyorsanız (aynı zamanda bkz. Bölüm 2 “MONOPRİL PLUS’ı aşağıdaki durumlarda KULLANMAYINIZ” ve “MONOPRİL PLUS’ı aşağıdaki durumlarda DİKKATLİ KULLANINIZ”).

Eğer reçeteli ya da reçetesiz herhangi bir ilacı şu anda kullanıyorsanız veya son zamanlarda kullandınızsa lütfen doktorunuza veya eczacınıza bunlar hakkında bilgi veriniz.

3. MONOPRİL PLUS nasıl kullanılır?

MONOPRİL PLUS’ı her zaman tam olarak doktorunuzun açıkladığı şekilde kullanınız. Emin olmadığınız konularda doktorunuza ya da eczacınıza danışınız.

Uygun kullanım ve doz/uygulama sıklığı için talimatlar:
• MONOPRİL PLUS’ın normal dozu günde bir kez 10/12,5 mg veya 20/12,5 mg tablettir. • Tedaviye vereceğiniz cevaba göre, doktorunuz daha düşük ya da daha yüksek dozların gerekli olduğuna karar verebilir.

Uygulama yolu ve metodu:
• Tabletleri yeterli miktarda (örneğin bir bardak) su ile sabahları alabilirsiniz. • MONOPRİL PLUS tabletleri yemeklerden önce veya sonra kullanabilirsiniz.

Değişik yaş grupları
Çocuklarda kullanım:
Yeterli çalışma olmadığından, MONOPRİL PLUS’ın 18 yaşın altındaki çocuk ve ergenlerde kullanılması önerilmemektedir.

Yaşlılarda kullanım:
MONOPRİL PLUS 65 yaşın üzerindeki hastalarda kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Özellikle tedaviye yeni başlandığı dönemde kan basıncı kontrol altında tutulmalıdır.

Özel kullanım durumları
Böbrek yetmezliği:
Ağır böbrek yetmezliği olan hastalarda MONOPRİL PLUS kullanılması önerilmez.

Karaciğer yetmezliği:
Karaciğer yetmezliği olan hastalarda MONOPRİL PLUS dozunun ayarlanması gerekebilir.

Eğer MONOPRİL PLUS’ın etkisinin çok güçlü veya zayıf olduğuna dair bir izleniminiz var ise doktorunuz veya eczacınız ile konuşunuz.

Kullanmanız gerekenden daha fazla MONOPRİL PLUS kullandıysanız:
MONOPRİL PLUS’tan kullanmanız gerekenden fazlasını kullanmışsanız bir doktor veya eczacı ile konuşunuz.

Derhal doktorunuza haber veriniz ve size en yakın hastanenin acil servisine veya zehir danışma merkezine başvurunuz.

MONOPRİL PLUS’ı kullanmayı unutursanız:
Eğer almanız gereken zamanda MONOPRİL PLUS almayı unutursanız, önerilen bir sonraki dozu gerektiği zamanda alarak tedaviye devam ediniz.

Unutulan dozları dengelemek için çift doz almayınız.

MONOPRİL PLUS ile tedavi sonlandığındaki oluşabilecek etkiler:
Doktorunuz MONOPRİL PLUS ile tedavinizin ne kadar süreceğini size bildirecektir. Kendinizi iyi hissetseniz bile doktorunuza danışmadan tedaviyi erken kesmeyiniz. MONOPRİL PLUS kullanımına son verirseniz, kan basıncınız tekrar yükselebilir.

4. Olası yan etkiler nelerdir?

Tüm ilaçlar gibi, MONOPRİL PLUS’ın içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.

Aşağıdaki başlıklar yan etkileri görülme sıklığına göre sınıflandırmak için kullanılmaktadır: Çok yaygın: 10 hastanın en az birinde görülebilir.

Yaygın: 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir.

Yaygın olmayan: 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinden fazla görülebilir. Seyrek: 1.000 hastanın birinden az, fakat 10.000 hastanın birinden fazla görülebilir. Çok seyrek: 10.000 hastanın birinden az görülebilir.

Bilinmiyor: Eldeki veriler ile belirlenemeyecek kadar az hastada görülebilir.

Aşağıdakilerden biri olursa MONOPRİL PLUS’ı kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildirin veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:
•Ciltte şiddetli soyulma ve şişme
•Ciltte, ağızda, gözlerde, genital organlarda kabarcık oluşumu ve ateş. Özellikle de avuç içlerinde veya ayak tabanlarında pembe-kırmızı lekelerle görülen ve kabarcık oluşumuna neden olabilen cilt döküntüsü (eritema multiforme ve toksik epidermal nekroliz seyrek görülen yan etkilerdir, Stevens-Johnson sendromunun görülme sıklığı bilinmemektedir). •Yüzde, dilde ve boğazda soluk almayı zorlaştırabilen ödemlerle seyreden ağır alerjik reaksiyon (anaflaktik reaksiyon seyrek görülen bir yan etkidir, anjiyonörotik ödemin sıklığı bilinmemektedir).

MONOPRİL PLUS ile tedavi sırasında gözlemlenen diğer yan etkileri görülme sıklıklarına göre aşağıda verilmiştir.

Çok yaygın:
•İdrar ve kandaki şeker seviyesinin artması
•Elektrolit seviyelerinde bozulma (düşük kan potasyum ve sodyum miktarı)•Kan lipit seviyelerinde (kolesterol ve trigliserit) artış
•Kandaki ürik asit seviyesinde artış

Yaygın:
•Üst solunum yolları enfeksiyonları (örn. boğaz ağrısı, sinüzit, soğuk algınlığı)•Baş ağrısı
•Baş dönmesi
•Güçsüzlük
•Yorgunluk
•Kuru öksürük
•Cilt iltihapları
•Hızlı kalp atışı (taşikardi)
•Kalp atışının hissedilmesi (palpitasyon)
•Mide ekşimesi
•Kabızlık
•Kas iskelet ağrıları
•İdrarla atılan maddelerin (kreatinin, üre) miktarında geri dönüşlü artış

Yaygın olmayan:
•Zihin karışıklığı
•Kulak ağrısı
•Tat alma bozukluğu
•İştah kaybı
•Ağız kuruluğu
•Karın şişkinliği
•Burun akıntısı
•Sinüslerin iltihaplanması
•Soluk borusu ve bronşların iltihaplanması (trakeobronşit)
•Nefes almada güçlük
•Ateş
•Özellikle bacaklarda olmak üzere dokularda şişlik (periferik ödem)
•Ani ölüm
•Terlemede artış
•Göğüs ağrısı (kalple ilgili olmayan)
•Kilo artışı
•Kalp yetmezliği
•Kalp ritim bozuklukları
•Beyine giden kan miktarında azalma
•Titreme
•Hemoglobin miktarında geçici azalma
•Alyuvar sayısında azalma
•Böbrek fonksiyonlarında azalma
•Yüksek kan basıncı
•Şok
•Bazı kan testlerindeki değerlerde değişiklikler (örn. potasyum miktarında yükselme) •İdrarda protein görülmesi

Seyrek:
•Deride lupus eritematozus veya benzeri bir reaksiyonun görülmesi (vücudun kendi bağışıklık sisteminin etkilediği bir hastalık; bu hastalık eklem ağrılarına, deri döküntülerine ve ateşe neden olur)
•Burun kanaması
•Gırtlakta ses kısıklığına veya sesin geçici olarak kaybına neden olan iltihap
•Zatürree
•Ağızda lezyonlar
•Dilde şişlik
•Yutkunmada zorluk
•Tükürük bezinde şişme (sialadenit: tükürük bezi iltihabı)
•Eklem iltihabı

•Hafıza bozuklukları
•Yön duygusunu kaybetme
•Konuşma güçlüğü
•Uyku bozukluğu
•Huzursuzluk
•Midede şişkinlik
•Bazı akyuvarların sayısında artış (eozinofili)
•Kan hücresi yapımında azalma
•Kanamalar (hemoraji)
•Kol ve bacaklarda kanlanma bozuklukları (periferik damar hastalığı) •Böbrek fonksiyonlarında bozukluklar
•Prostat yakınmaları
•Bacaklarda ağırlık hissi
•Hemoglobin miktarında hafif yükselme
•Hiponatremi (kandaki sodyum seviyesinde azalma)

Çok seyrek:
•Akut solunum sıkıntısı (belirtiler arasında şiddetli nefes darlığı, ateş, halsizlik ve zihin karışıklığı bulunmaktadır).

•Akut böbrek yetmezliği
•Bağırsak yolunda ödemler (intestinal ödem)
•Bağırsak tıkanması (ileus)
•Karaciğer yetmezliği

Bilinmiyor:
•Cilt ve dudak kanseri (melanom dışı cilt kanseri)
•Boğaz ağrısı
•Kansızlık
•Bazı kan hücrelerinde değişiklikler (lökopeni, nötropeni, agranülositoz, trombositopeni) •Lenf düğümlerinde anormal büyüme
•Gut
•Kandaki klorür değerlerinde düşüş
•Kanda ve vücut dokularında alışılmışın dışında yüksek alkali oranı (metabolik alkaloz) •Depresyon
•Uyku hali
•Deride iğne batma hissi (paresteziler)
•Dokunma duyusunda azalma (hipoestezi)
•Baygınlık
•Güçsüzlük
•Felç
•Uzak görüşte ani azalma (akut miyopi), yüksek göz basıncına bağlı olarak görmede azalma veya gözlerinizde ağrı (gözün damar tabakasında sıvı birikmesinin (koroidal efüzyon) veya

akut açı kapanması glokomunun (göz içi basıncının artması ile karakterize olan bir hastalık) olası belirtileri)
•Geçici bulanık görme
•Görme bozuklukları (sarı görme)
•Tinnitus (kulak çınlaması)
•Baş dönmesi
•Kalp ritminde değişiklik
•Göğüs ağrısı
•Kalp enfarktüsü
•Düşük kan basıncı
•Ayağa kalkma sırasında kan basıncında ani düşüş (halsizlik veya baygınlığa neden olabilir) •Kas hareketlerinde dinlenme durumunda ortadan kalkan ağrılar
•Sıcaklık hissi
•Kan damarlarında enflamasyon
•Sinüslerde tıkanıklık
•Akciğer iltihabı
•Akciğerlerde sıvı birikmesi
•Soluma yakınmaları (hırıltılı soluma)
•Kusma
•İshal
•Karın ağrısı
•Kendini hasta hissetme
•Sindirim bozuklukları
•Pankreas iltihabı (pankreatit)
•Mide zarı ve/veya yemek borusu iltihabı
•Tat alma duygusunda değişiklik
•Deride ve göz aklarında sararma (sarılık/hepatit)
•Karaciğer iltihabı
•Deri döküntüsü
•Kurdeşen (ürtiker)
•Kaşıntı
•Işığa karşı duyarlılık
•Kas ağrıları
•Deride kızarma ve morarma
•Kas krampları
•Sık idrara çıkma
•İdrara çıkmada zorlanma
•Böbrek yetmezliği
•Cinsel işlev bozuklukları
•Karaciğer fonksiyon testinde normal olmayan sonuçlar (kanda transaminaz, laktat dehidrojenaz, alkalik fosfataz, bilirubin değerlerinde artış)

•Kanda anormal elektrolit, üre, şeker, magnezyum, kolesterol, trigliserit ve kalsiyum değerleri

Yan etkilerin raporlanması
Kullanma Talimatında yer alan veya almayan herhangi bir yan etki meydana gelmesi durumunda hekiminiz, eczacınız veya hemşireniz ile konuşunuz. Ayrıca karşılaştığınız yan etkileri www.titck.gov.tr sitesinde yer alan “İlaç Yan Etki Bildirimi” ikonuna tıklayarak ya da 0800 314 00 08 numaralı yan etki bildirim hattını arayarak Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildiriniz. Meydana gelen yan etkileri bildirerek kullanmakta olduğunuz ilacın güvenliliği hakkında daha fazla bilgi edinilmesine katkı sağlamış olacaksınız.

Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.

5. MONOPRİL PLUS’ın saklanması
MONOPRİL PLUS’ı çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız.

MONOPRİL PLUS’ı 25°C altındaki oda sıcaklığında ve ambalajında saklayınız.

Nemden korumak için kuru yerde saklayınız.

Son kullanma tarihiyle uyumlu olarak kullanınız.

Ambalajdaki son kullanma tarihinden sonra MONOPRİL PLUS’ı kullanmayınız.

Eğer üründe ve/veya ambalajında bozukluklar fark ederseniz MONOPRİL PLUS’ı kullanmayınız.

Son kullanma tarihi geçmiş veya kullanılmayan ilaçları çöpe atmayınız! Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca belirlenen toplama sistemine veriniz.

Ruhsat Sahibi:
DEVA HOLDİNG A.Ş.

Küçükçekmece/İSTANBUL
Tel: 0212 692 92 92
Faks: 0212 697 00 24
E-mail: deva@devaholding.com.tr

Üretim Yeri:
Deva Holding A.Ş.

Kapaklı/TEKİRDAĞ

Bu kullanma talimatı …/…/… tarihinde onaylanmıştır.

Doktorlar İçin Kullanma Talimatı

KISA ÜRÜN BİLGİSİ

1. BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI

MONOPRİL PLUS 10 mg/12,5 mg tablet

2. KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM

Her bir tablette;

Etkin madde:

Fosinopril sodyum 10 mg

Hidroklorotiyazid (HCTZ) 12,5 mg

Yardımcı maddeler:

Susuz laktoz (sığır sütünden üretilir) 80,3 mg

Laktoz monohidrat (inek sütünden üretilir) 83 mg

Yardımcı maddeler için bölüm 6.1’e bakınız.

3. FARMASÖTİK FORM

Tablet

Yuvarlak, bikonveks, bir yüzünde “DEVA MP 10” yazılı, şeftali rengi tabletler.

4. KLİNİK ÖZELLİKLER

4.1 Terapötik endikasyonlar

MONOPRİL PLUS hipertansiyon tedavisinde endikedir (bkz. Bölüm 4.3, 4.4, 4.5 ve 5.1).

4.2 Pozoloji ve uygulama şekli

Pozoloji/ uygulama sıklığı ve süresi:

Dozlar bireylere göre ayarlanmalıdır.

Yetişkinler ve yaşlılarda:

Mutad doz günde bir kez 10/12,5 mg veya 20/12,5 mg MONOPRİL PLUS tablettir (bkz. Bölüm

4.3, 4.4, 4.5 ve 5.1).

Uygulama şekli:

MONOPRİL PLUS yeterli miktarda (örneğin bir bardak) su ile sabahları alınır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler

Böbrek/Karaciğer yetmezliği:

Hafif ila orta şiddette böbrek fonksiyon bozukluğu olanlarda (kreatinin klerensi > 30

mL/dak/1,73 m², serum kreatini yaklaşık ≤ 3 mg/dLya da 265 mikromol/L) günlük mutad doz

önerilir. Ancak, ciddi böbrek yetmezliği olan hastalarda (kreatinin klerensi < 30 mL/dak/1,73

m², serum kreatini yaklaşık > 3 mg/dL ya da 265 mikromol/L) loop diüretikler tiyazidlere tercih

edilir (bkz. Bölüm 4.4).

Karaciğer fonksiyonları azalmış hastalarda, MONOPRİL PLUS başlangıç dozunun

ayarlanması gerekli değildir.

Seyrek olarak, ADE inhibitörlerinin uygulanmasını takiben kolestatik sarılık, ve hepatik nekroz ve bazen de buna bağlı ölüm gözlenebilir. Bu sendromun mekanizması henüz aydınlatılamamıştır. MONOPRİL PLUS tedavisine başlayan ve sarılık veya hepatik enzim artışı gözlenen hastaların MONOPRİL PLUS (fosinopril sodyum ve hidroklorotiyazid) tedavisini sonlandırması ve medikal takibe alınması önerilir.

MONOPRİL PLUS karaciğer fonksiyonları bozulmuş ya da progresif karaciğer hastalığı olan kişilerde dikkatli kullanılmalıdır, çünkü sıvı ve elektrolit dengesindeki hafif değişiklikler hepatik komaya neden olabilir. Ayrıca, fosinoprilin fosinoprilata metabolize edilmesi normal olarak hepatik esterazlara bağlı olduğundan, karaciğer fonksiyonları bozuk olan hastalarda fosinoprilin plazma seviyeleri yükselebilir. Alkolik ya da biliyer sirozu olan hastaları kapsayan bir çalışmada fosinoprilata hidroliz hızı (oranı değil) düşmüştür. Bu hastalarda fosinoprilatın klerensi de düşmüş ve fosinoprilat-zaman eğrisi altındaki alan yaklaşık olarak iki katına çıkmıştır.

Pediyatrik popülasyon:
MONOPRİL PLUS’ın 18 yaşın altındaki çocuklarda ve adolesanlarda güvenliliği ve etkililiği belirlenmemiştir.

Geriyatrik popülasyon:
Klinik tecrübelere dayanarak 65 yaş ve üzerindeki böbrek ve karaciğer fonksiyonları normal hastalarda doz ayarlanmasına gerek olmadığı düşünülmektedir (bkz. Bölüm 4.4).

4.3 Kontrendikasyonlar
MONOPRİL PLUS aşağıda belirtilen durumlarda kullanılmamalıdır:
-Fosinopril sodyum veya diğer anjiotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibitörlerine, hidroklorotiyazid veya sülfonamidler gibi diğer tiyazidlere (olası çapraz reaksiyonlara dikkat edilmelidir) veya bölüm 6.1’de listelenen diğer bileşenlerden herhangi birine karşı alerjisi olanlarda kontrendikedir. Aşırı hassasiyet reaksiyonları daha çok bilinen alerji öyküsü veya bronşiyal astımı olan hastalarda ortaya çıkmaktadır.

-Daha önce yapılmış olan bir ADE inhibitörü tedavisi nedeniyle anjiyonörotik ödem oluşması halinde,
-Herediter veya idiyopatik anjiyonörotik ödem durumunda,
-Şiddetli böbrek yetmezliğinde (kreatinin klirensi < 30 mL/dak.),
-Şiddetli karaciğer fonksiyon bozukluklarında (hepatik prekoma / koma),
-Kardiyojenik şok,
-Renal arter stenozu,
-Anüri durumunda,
-Gebelikte kontrendikedir.

-MONOPRİL PLUS ile aliskiren içeren ilaçların birlikte kullanımı diyabetes mellitus veya böbrek yetmezliği (GFR<60 mL/dak/1,73 m2) olan hastalarda kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.5 ve 5.1).

-Sakubitril/valsartan tedavisi ile birlikte kullanım. Fosinopril, son sakubitril/valsartan dozundan sonraki 36 saatten daha erken başlatılmamalıdır (ayrıca bkz. Bölüm 4.4 ve 4.5).

4.4 Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
Baş ve boyunda anjioödem
ADE inhibitörleriyle (fosinopril sodyum dahil) tedavi edilen hastalarda anjioödem gözlemlenmiştir. Eğer anjioödem, dil, glottis ve larenksi kapsıyorsa havayolu tıkanıklığı gelişebilir ve fatal olabilir. Derhal acil durum tedavisi başlatılmalıdır. Yüz, ağız mukozası, dudaklar ve ekstremiteler ile sınırlı olan ödemler fosinoprilin kesilmesinden sonra çoğunlukla ortadan kalkmış, sadece bazı vakalarda tıbbi tedavi gerekli olmuştur. Solunum yetmezliği bulunmayan, sadece dilde ödem görülen durumlarda dahi antihistaminiklerle ve kortikosteroidlerle yapılan bir tedavi her zaman yeterli olmadığından, hastanın uzun süre gözlemlenmesi gerekebilmektedir.

Çok seyrek olarak, larenks veya dildeki ödemle ilişkili anjiyoödemin neden olduğu ölüm vakaları raporlanmıştır. Dil, glottis ve larinksin de katıldığı durumda solunum yolu obstrüksiyonu, özellikle de geçmişinde solunum yolu operasyonu bulunan hastalarda olasıdır. Bu durumlarda derhal bir acil durum tedavisi başlatılmalıdır; duruma göre adrenalin verilmesi ve/veya solunum yollarının açık tutulması gereklidir. Hasta, semptomlar tamamen ve daimi şekilde ortadan kalkana kadar, çok sık aralıklarla hekim gözetimi altında kalmalıdır.

ADE inhibitörleri, siyah ırka ait insanlarda beyaz ırka ait insanlara nazaran daha sık anjiyoödeme neden olmaktadır.

Bir ADE inhibitörü ile bağlantılı olmaksızın anjiyoödem geçmişi olduğu bilinen hastalarda, bir ADE inhibitörü ile tedavi sırasında bir anjiyoödem oluşması riski daha yüksektir (bkz. Bölüm 4.3).

Aşırı duyarlılık/anjiyoödem
ADE inhibitörlerinin sakubitril/valsartan ile birlikte kullanımı anjiyoödem riskindeki artış nedeniyle kontrendikedir. Sakubitril/valsartan ile tedaviye son fosinopril dozundan 36 saatten önce başlanmamalıdır. Fosinopril ile tedaviye son sakubitril/valsartan dozundan sonra 36 saatten önce başlanmamalıdır (bkz. Bölüm 4.3 ve 4.5).

ADE inhibitörlerinin rasekadotril, mTOR inhibitörleri (örn. sirolimus, everolimus, temsirolimus) ve vildagliptin ile birlikte kullanımı anjiyoödem riskinde artışa yol açabilir (örn. solunum bozukluğu olsun veya olmasın solunum yollarında veya dilde şişme) (bkz. Bölüm 4.5). Halihazırda ADE inhibitörü kullanan bir hastada rasekadotril, mTOR inhibitörleri (örn.

sirolimus, everolimus, temsirolimus) ve vildagliptin başlanırken dikkatli olunmalıdır.

Hemodiyaliz hastalarında anafilaktoid reaksiyonlar
Yüksek akılı membranlarla (örn. AN 69) diyaliz uygulanan ve bir ADE inhibitörü ile birlikte tedavi edilen hastalarda anafilaktoid reaksiyonlar bildirilmiştir. Bu hastalarda farklı tipte bir diyaliz membranı veya farklı sınıftan bir antihipertansif ajan kullanılması düşünülmelidir.

Düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) aferezi sırasında anafilaktoid reaksiyonlar
Nadiren, dekstran sülfat ile LDL aferezi sırasında ADE inhibitörleri alan hastalarda yaşamı tehdit eden anafilaktoid reaksiyonlar yaşanmıştır. Bu reaksiyonlar, her aferezden önce ADE inhibitörü tedavisinin geçici olarak durdurulmasıyla önlenmiştir.

İntestinal anjioödem
ADE inhibitörleri ile tedavi gören hastalarda seyrek olarak intestinal anjioödem bildirilmiştir. Bu hastalarda karın ağrısı (bulantı ve kusma ile birlikte veya tek başına) gözlenmiştir; bazı hallerde daha önce yüz ödemi de oluşmuş olup, C-1 esteraz seviyeleri normaldir. Anjioödem tanısı, karın CT tarama veya ultrasonu içeren prosedürler ile ya da cerrahi sırasında konulur ve ADE inhibitörü kesildiğinde belirtiler ortadan kalkar. ADE inhibitörü alan ve karın ağrısı gözlenen hastaların ayırt edici tanısına intestinal anjioödem dahil edilmelidir.

Desensitizasyon sırasında anafilaktoid reaksiyonlar
Diğer bir ADE inhibitörü olan enalaprili alırken aynı zamanda himenoptera zehiri ile desensitizasyon tedavisi gören iki hastada hayatı tehdit edici anafilaktoid reaksiyonlar gözlenmiştir. Aynı hastalarda, ADE inhibitörleri geçici olarak kesildiğinde bu reaksiyonlar görülmemiştir ancak yanlışlıkla yeniden zehire maruz kaldıklarında reaksiyonlar yeniden ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, ADE inhibitörleri ile tedavi gören hastalara bu gibi desensitizasyon prosedürleri uygulanırken dikkatli olunmalıdır.

Nötropeni/Agranülositoz
ADE inhibitörleri ile tedavi sırasında nötropeni/agranülositoz, trombositopeni ve anemi gözlemlenmiştir. Nötropeni, böbrek fonksiyonları normal olan ve başka komplikasyon faktörlerinin bulunmadığı hastalarda seyrek olarak ortaya çıkmaktadır. Agranülositoz ve kemik iliği depresyonu sıklıkla böbrek fonksiyonları sınırlı olan hastalarda, özellikle de aynı zamanda sistemik lupus eritematozus veya skleroderma gibi kollajen vasküler hastalığı olan hastalarda görülmüştür. Nötropeni ve agranülositoz ADE inhibitörü kesildikten sonra ortadan kalkmaktadır. Kollajenöz, immunsüpressif tedavi, allopurinol veya prokainamid alımı veya bu risk faktörlerine ilişkin bir kombinasyonun alımı durumunda fosinoprilin, özellikle de bir böbrek fonksiyon bozukluğu bilgisi bulunuyorsa, olağanüstü dikkatle kullanılması gerekmektedir. Bu tür bazı hastalarda, yoğun antibiyotik tedavisine cevap vermeyen ağır enfeksiyonlar bazı vakalarda gelişmiştir. Fosinoprilin belirtilen risk faktörlerinin varlığında kullanılması durumunda, beyaz kan hücresi seviyesinin düzenli olarak kontrol edilmesi önerilir; hastalara bir enfeksiyona işaret etmesi mümkün olan tüm semptomları hekimlerine bildirmeleri söylenmelidir. Seyrek olarak, tiyazid tedavisinde de agranülositoz ve kemik iliği depresyonu bildirilmiştir.

Hipotansiyon
MONOPRİL PLUS komplike olmayan hipertansiyon vakalarında seyrek olarak hipotansiyon ile ilişkilendirilmiştir. Semptomatik hipotansiyon uzun süreli diüretik tedavisine bağlı tuz ve/veya volüm eksikliği görülen hastalarda (diyetle tuz kısıtlaması, diyaliz, diyare ya da kusma sonucu) veya renine bağlı şiddetli hipotansiyon durumunda (bkz. Bölüm 4.5 ve 4.8) fosinopril

ile tedavi edilen hastalarda daha sık ortaya çıkar. MONOPRİL PLUS tedavisine başlamadan önce volüm ve/veya tuz eksikliği giderilmelidir. Semptomatik hipotansiyon riski yüksek olan hastalar tedavinin başlangıcında ve doz ayarlaması sırasında sık sık yakından izlenmelidir. Bu durum, kardiyak veya serebrovasküler iskemisi olan ve aşırı kan basıncı düşüşünün miyokard enfarktüsü veya apopleksiye neden olabildiği hastalarda da geçerlidir.

Böbrek yetmezliği ile ilişkili veya ilişkili olmayan konjestif kalp yetmezliği olan hastalarda ADE inhibitör tedavisi oligüri veya azotemi ile ilişkili aşırı hipotansiyon ve seyrek olarak akut böbrek yetmezliği ve ölüme neden olabilir. Bu gibi hastalarda, MONOPRİL PLUS tedavisi sıkı tıbbi denetim altında başlatılmalıdır. Hastalar tedavinin ilk iki haftası boyunca ve fosinopril ya da diüretik dozunun her arttırılışında yakından izlenmelidir.

Tiyazidler başka antihipertansiflerin etkisini güçlendirmektedir. Sempatektomi sonrasında diazid içeren diüretikler de aynı şekilde kan basıncını daha güçlü şekilde düşürücü etki gösterebilmektedir.

Hipotansiyon görülmesi durumunda, hasta yatar duruma getirilmeli ve gerekirse serum fizyolojik (% 0,9 NaCl) intravenöz infüzyon şeklinde uygulanmalıdır. Tuz ve/veya volüm replasmanından sonra rahatlıkla verilebilen başka dozlara karşı geçici hipotansif yanıt bir kontrendikasyon değildir.

Renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin (RAAS) dual blokajı
ADE inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokerleri ya da aliskirenin birlikte kullanılması durumunda hipotansiyon, senkop, hiperkalemi riskinin arttığı ve böbrek fonksiyonunun azaldığına (akut böbrek yetmezliği dahil) dair kanıtlar bulunmaktadır. RAAS’ın dual blokajına yol açtığından ADE inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokerleri ya da aliskirenin birlikte kullanılması önerilmez (bkz. Bölüm 4.5 ve 5.1).

Eğer dual blokaj tedavisi mutlaka gerekli görülürse sadece uzman gözetimi altında yapılmalı ve böbrek fonksiyonu, elektrolitler ve kan basıncı yakından sık sık takip edilmelidir. Diyabetik nefropatisi bulunan hastalarda ADE inhibitörleri ve anjiyotensin II reseptör blokerleri birlikte kullanılmamalıdır.

Hamilelik
ADE inhibitörleri hamilelik döneminde kullanılmamalıdır. ADE inhibitörleriyle tedavinin zorunlu olmadığı durumlarda, hamile kalmayı planlayan hastaların tedavisi hamilelik dönemi boyunca güvenlilik profili uygun olan alternatif bir antihipertansif ajanla değiştirilmelidir. Gebelik tespit edildiğinde, ADE inhibitörleri derhal kesilmeli ve uygun olduğu durumlarda başka bir tedaviye başlanmalıdır (bkz. Bölüm 4.3 ve 4.6).

Fetal/ Neonatal Morbidite ve Mortalite
Hamilelik döneminde kullanıldığında, ADE inhibitörleri fetusa zarar verebilir ve hatta ölüme neden olabilir.

Karaciğer yetmezliği
Karaciğer fonksiyonları bozulmuş olan hastalarda fosinoprilin plazma seviyeleri yükselebilir. Çok seyrek olarak, kolestatik sarılık veya hepatit ile başlayan ve fulminan hepatik nekroz ve ölüm (bazen) ile ilerleyen bir sendrom ADE inhibitörlerinin kullanımı ile ilişkili olmuştur. Bu sendromun mekanizması anlaşılmış değildir. MONOPRİL PLUS ile tedavi sırasında sarılık olan ya da karaciğer enzimleri dikkat çekecek kadar yükselen hastalarda MONOPRİL PLUS tedavisi kesilmeli ve uygun tedaviye başlamalıdırlar.

Karaciğer fonksiyon bozukluğu
MONOPRİL PLUS karaciğer fonksiyonları bozulmuş ya da progresif karaciğer hastalığı olan kişilerde dikkatli kullanılmalıdır, çünkü sıvı ve elektrolit dengesindeki hafif değişiklikler hepatik komaya neden olabilir (bkz. Bölüm 4.3). Karaciğer fonksiyonları bozuk olan hastalarda fosinopril/hidroklorotiyazid plazma seviyeleri yükselebilir. Alkolik ya da biliyer sirozu olan hastaları kapsayan bir çalışmada, fosinoprilatın görünen toplam vücut klerensi azalmış ve plazma EAA (eğri altında kalan alan) yaklaşık olarak iki katına çıkmıştır.

Böbrek fonksiyon bozukluğu
Böbrek hasarı olan hastalarda fosinopril sodyumun başlangıç dozunun ayarlanması gerekmemektedir. Potasyum ve kreatininin rutin olarak izlenmesi bu hastaların standart bakımının bir parçasıdır (bkz. Bölüm 4.2 ve 4.3). Ancak, şiddetli böbrek yetmezliği (kreatinin klirensi < 30 mL/dak/1,73 m²) olan hastalarda MONOPRİL PLUS dikkatle uygulanmalıdır. Hidroklorotiyazidin kümülatif etkileri ve hidroklorotiyazidin başlattığı bir azotemi, böbrek yetmezliği olan hastalarda ortaya çıkabilmektedir. Duyarlı hastalarda ayrıca, renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin fosinopril ile inhibe edilmesi sonucunda böbrek fonksiyonlarında değişiklikler meydana gelebilmektedir.

Kalp yetmezliği olan hastalarda ADE inhibitörleri ile tedaviye başlandığında ortaya çıkan kan basıncı düşüklüğüne ek olarak böbrek fonksiyonunda kötüleşmeye de neden olabilmektedir. Bu durumda, çoğunlukla geri dönüşlü akut böbrek yetmezliği vakaları gözlemlenmiştir.

Bir ya da her iki böbrekte renal arter stenozu olan hastalarda, ADE inhibitörü tedavisi sırasında kan üre azotu ve serum kreatininde artış görülebilir. Bu artışlar tedavi kesilince genelde reversibl olur. Bu durum özellikle böbrek yetmezliği olan hastalarda görülmektedir. Bunun dışında renovasküler hipertansiyonun da bulunması halinde, güçlü bir kan basıncı düşüşü ve bir böbrek yetmezliği açısından daha büyük risk bulunmaktadır. Bu hastalarda tedaviye kısa aralıklarla hekim kontrolü altında başlanmalıdır. Diüretik tedavisi bu komplikasyonlara katkıda bulunabildiğinden, diüretik kullanımı durdurulmalı, fosinopril sodyum tedavisinin ilk haftalarında böbrek fonksiyonu kontrol edilmelidir.

Önceden belirgin bir renal vasküler hastalığı olmayan bazı hipertansif hastalara fosinopril bir diüretikle eşzamanlı verildiğinde kan üre azotlarında ve serum kreatininde genellikle hafif ya da geçici yükselmeler görülmüştür. Bu durum özellikle daha önceden böbrek yetmezliği olan hastalarda ortaya çıkmaktadır. MONOPRİL PLUS dozunun azaltılması ve/veya diüretik kullanımının ve/veya ADE inhibitörünün kullanımının durdurulması gerekebilir.

Elektrolit dengesizliği
Diüretik tedavisi gören her hastanın serum elektrolitleri düzenli aralıklarla kontrol edilmelidir çünkü HCTZ dahil tiyazidler sıvı veya elektrolit dengesizliğine (hipokalemi, hiponatremi ve hipokloremik alkaloz) neden olabilir. Ağız kuruluğu, susama, güçsüzlük, letarji, sersemlik, yorgunluk, kas ağrıları ya da kramplar, kas yorgunluğu, hipotansiyon, oligüri, taşikardi veya bulantı/kusma gibi gastrointestinal bozukluklar sıvı veya elektrolit dengesizliğinin belirtisi olup, hastalar düzenli olarak izlenmelidir. Her ne kadar özellikle diürez ya da ciddi siroz ile birlikte tiyazid diüretiklerinin kullanılmasıyla hipokalemi ortaya çıkabilse de eşzamanlı fosinopril uygulanması, diüretik-kaynaklı hipokalemi riskini düşürür. Hipokalemi riski özellikle karaciğer sirozu olan hastalarda, şiddetli diürezde, elektrolitlerin yetersiz veya oral yoldan alımında ve eş zamanlı kortikosteroid veya adrenokortikotropik hormon (ACTH) tedavisi durumunda çok yüksektir (bkz. Bölüm 4.5). Ödematöz hastalarda dilüsyonel hiponatremi görülebilir. MONOPRİL PLUS’ın net etkisi, serum potasyum seviyelerini yükseltmek, azaltmak veya değişmeden kalmasını sağlamak olabilir.

Gözlemlenen klorür eksiklikleri genellikle hafif dereceli olup tedavi gerektirmez. Tiyazidler böbreklerden kalsiyum atılımını azaltabilir ve kalsiyum metabolizmasını etkilemeden kalsiyum seviyesinde bir süre hafif bir artışa neden olabilmektedir. Uzun süreli tiyazid tedavisi gören az sayıda hastada paratiroid bezinde patolojik değişiklikler ile beraber hiperkalsemi ve hipofosfatemi görülmüştür. Hiperparatiroidizmin daha ciddi komplikasyonları (renal litiazis, kemik rezorpsiyonu ve peptik ülser) görülmemiştir. Paratiroid fonksiyon testleri yapılmadan önce tiyazidler kesilmelidir.

Tiyazidler magnezyumun idrarla atılımını artırabilir ve hipomagnezemiye neden olabilirler.

Metabolik bozukluklar
Tiyazid tedavisi alan bazı hastalarda hiperürisemi gelişebilir ve akut gut atakları meydana gelebilir. Diyabet hastalarında insülin gereksinimi değişebilir ve tiyazid uygulaması sırasında gizli diyabetes mellitus alevlenebilir. Tiyazid içeren diüretiklerle tedavide kolesterol ve trigliserit seviyelerinde de artış tespit edilmiştir.

Öksürük
Fosinopril dahil ADE inhibitörlerinin kullanımıyla öksürük bildirilmiştir. Karakteristik olarak öksürük nonprodüktif ve sürekli olup tedavinin kesilmesiyle ortadan kalkar. ADE inhibitörüyle-indüklenen öksürük, öksürüğün ayırıcı tanısında göz önüne alınmalıdır.

Ameliyat/Anestezi
Ameliyata alınan ya da tansiyon düşüren ajanlarla anestezi altında olan hastalarda fosinopril, dengeleyici renin salınımı nedeniyle ortaya çıkan anjiyotensin II oluşumunu bloke edebilmektedir. Bu mekanizma sonucu oluşan hipotansiyon volüm artışı ile düzeltilebilir.

Sistemik lupus eritematozus
Tiyazid diüretiklerinin lupus eritematozusun alevlenmesine veya etkinleşmesine neden oldukları bildirilmiştir.

Aort ve mitral valv stenozu/hipertrofik kardiyomiyopati
Diğer ADE inhibitörleri gibi fosinopril sodyum da mitral kapakçık stenozu ve sol ventriküler akış yolunun obstrüksiyonu (örneğin aort stenozu veya hipertrofik kardiyomiyopati nedeniyle) olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.

Çocuklarda kullanım
Çocuklarda güvenliliği ve etkililiği kanıtlanmamıştır.

Yaşlılarda kullanım
Klinik çalışmalarda fosinopril/HCTZ alan hastaların % 20’si 65-75 yaşlarındadır. Bu hastalar ile daha genç hastalar arasında etkililik ve güvenlilik açısından genel bir fark gözlenmemiştir; ancak yaşlıların daha hassas olduklarını da unutmamak gerekir.

Böbrek transplantasyonu sonrası kullanım
Kısa süre önce böbrek transplantasyonu geçirmiş hastalarla ilgili deneyim bulunmadığından, bu hasta grubunda fosinopril kullanımı tavsiye edilmemektedir.

Etnik faktörler:
Diğer ADE inhibitörlerinde de olduğu gibi, fosinopril sodyumun kan basıncını düşürücü etkisi siyahi hastalarda diğer nüfus gruplarına göre daha zayıf olmaktadır; bunun nedeni muhtemelen kan basıncı yüksek olan siyahi hastaların daha düşük bir renin seviyesine sahip olmalarıdır.

Hiperkalemi:
ADE inhibitörleri aldosteron salınımını inhibe ettikleri için hiperkalemiye neden olabilirler. Böbrek fonksiyonları normal olan hastalarda bu etki genellikle önemli değildir. Ancak böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda ve/veya potasyum takviyeleri (tuz ikameleri dahil), potasyum tutucu diüretikler, trimetoprim veya trimetoprim/sülfametoksazol olarak da bilinen ko-trimoksazol ve özellikle aldosteron antagonistleri veya anjiyotensin-reseptör blokerleri alan hastalarda hiperkalemi oluşabilir. Potasyum tutucu diüretikler ve anjiyotensin-reseptör blokerleri ADE inhibitörü alan hastalarda dikkatle kullanılmalı ve serum potasyumu ve böbrek fonksiyonu izlenmelidir (bkz. Bölüm 4.5).

Diabetes mellitus:
ADE inhibitörleriyle tedavinin ilk ayında, oral antidiyabetik ilaçlarla veya insülin ile tedavi edilen hastaların glisemik kontrolleri yakından takip edilmelidir (bkz. Bölüm 4.5).

Hidroklorotiyazid
Endokrin ve metabolik etkileri
Tiyazid ile tedavi sırasında glukoz toleransı azalmış olabilmektedir. Diyabetiklerde insülinin veya oral antidiyabetiklerin dozunun ayarlanması gerekebilir (bkz. Bölüm 4.5). Tiyazid ile tedavide latent bir diabetes mellitus açığa çıkabilir.

Tiyazid ile tedavi sırasında kolesterol ve trigliserit seviyesinde yükselme görülmüştür. Tiyazid tedavisi belirli hastalarda hiperürisemiyi veya gut ataklarını başlatabilmektedir.

Melanom dışı cilt kanseri
Danimarka Ulusal Kanser Kayıtlarına dayanarak yapılan iki epidemiyolojik çalışmada; artan kümülatif hidroklorotiyazid maruziyeti ile melanom dışı cilt kanseri [bazal hücreli karsinom ve skuamöz hücreli karsinom] riskinde artış gözlenmiştir. Hidroklorotiyazidin fotosensitivite yapıcı etkisi melanom dışı cilt kanserinde olası bir mekanizma olarak rol oynayabilir.

Hidroklorotiyazid alan hastalar melanom dışı cilt kanseri riski hakkında bilgilendirilmeli ve yeni lezyonlar için ciltlerini düzenli olarak kontrol etmeleri ve şüpheli deri lezyonlarını derhal bildirmeleri önerilmelidir. Hastalara deri kanseri riskini minimum düzeye indirmek üzere güneş ışığı ve UV ışını maruziyetini sınırlandırmaları ve maruziyet durumunda yeterli koruma uygulamaları tavsiye edilmelidir. Şüpheli deri lezyonları, histolojik biyopsi incelemeleri de dahil edilerek acil olarak incelenmelidir. Melanom dışı deri kanseri öyküsü olan hastalarda hidroklorotiyazid kullanımının dikkatli bir şekilde tekrar gözden geçirilmesi de gerekebilir. (ayrıca bkz. Bölüm 4.8).

Koroidal efüzyon, akut miyopi ve sekonder açı kapanması glokomu
Sülfonamid veya sülfonamid türevi ilaçlar, görme alanı defekti, geçici miyopi ve akut açı kapanması glokomu ile koroidal efüzyonla sonuçlanan kendine özgü bir reaksiyona neden olabilir. Belirtiler arasında görme keskinliğinde azalma veya oküler ağrının akut başlangıcı yer alır ve tipik olarak ilaca başlandıktan sonraki saatler ila haftalar içinde ortaya çıkar. Tedavi edilmeyen akut açı kapanması glokomu kalıcı görme kaybına yol açabilir. Birincil tedavi, ilaç alımının mümkün olduğunca hızlı bir şekilde kesilmesidir. Göz içi basıncı kontrol altına alınamazsa acil tıbbi veya cerrahi tedavilerin düşünülmesi gerekebilir. Akut açı kapanması glokomu gelişimi için risk faktörleri arasında sülfonamid veya penisilin alerjisi öyküsü yer alabilir.

Akut Solunum Toksisitesi
Hidroklorotiyazid alımından sonra akut solunum sıkıntısı sendromu (ARDS) dâhil olmak üzere çok seyrek olarak ciddi akut solunum toksisitesi vakaları bildirilmiştir. Pulmoner ödem gelişimi tipik olarak hidroklorotiyazid alımından sonra dakikalar veya saatler içinde gelişir. Başlangıçta semptomlar dispne, ateş, pulmoner açıdan kötüye gitme ve hipotansiyonu içerir. ARDS teşhisinden şüpheleniliyorsa, MONOPRİL PLUS tedavisi durdurulmalı ve uygun tedavi uygulanmalıdır. Hidroklorotiyazid alımını takiben daha önce ARDS yaşayan hastalara hidroklorotiyazid uygulanmamalıdır.

Diğer uyarılar
Geçmişinde alerjisi veya bronşiyal astımı olan veya olmayan hastalarda aşırı hassasiyet reaksiyonları görülebilmektedir.

Fosinopril sodyum/hidroklorotiyazid
Hipokalemi riski
Bir ADE inhibitörü ile tiyazid içeren bir diüretikten oluşan kombinasyon, hipokalemi oluşması olasılığını ortadan kaldırmamaktadır. Potasyum seviyesinin düzenli olarak kontrolü gerekir.

Doping testi:
Bu ilacın içinde bulunan hidroklorotiyazid doping testinin pozitif çıkmasına neden olabilir.

Laktoz:
Bu tıbbi ürün laktoz içerir. Nadir kalıtımsal galaktoz dayanıksızlığı, Lapp laktoz yetmezliği ya da glukoz-galaktoz malabsorpsiyon problemi olan hastaların bu ilacı kullanmamaları gerekir.

4.5 Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri
Fosinopril sodyum
Diüretikler
Eğer fosinopril tedavisi gören bir hastaya ilaveten bir diüretik verilirse, kan basıncını düşürücü etki genellikle artar.

Halihazırda diüretik kullanan hastalarda, özellikle de diüretik tedavisine kısa süre önce başlanmış olan hastalarda, ilave olarak fosinopril sodyum verildiğinde bazen kan basıncında şiddetli bir düşüş meydana gelebilmektedir. Fosinopril sodyum tedavisinde semptomatik hipotansiyon görülme olasılığı, fosinopril sodyum tedavisine başlanmadan önce diüretik kullanımına son verilerek azaltılabilmektedir (bkz. Bölüm 4.2 ve 4.4).

Potasyum tutucu diüretikler, potasyum takviyeleri veya potasyum içeren tuz ikameleri Serum potasyumu genellikle normal sınırlar içinde kalsa da, fosinopril ile tedavi edilen bazı hastalarda hiperkalemi oluşabilir. Potasyum tutucu diüretikler (örn. spironolakton, triamteren veya amilorid), potasyum takviyeleri veya potasyum içeren tuz ikameleri serum potasyumunda

kotrimoksazol

(trimetoprim/sülfametoksazol) gibi serum potasyumunu artıran diğer ajanlarla birlikte uygulandığında da dikkatli olunmalıdır, çünkü trimetoprimin amilorid gibi potasyum tutucu bir diüretik olarak hareket ettiği bilinmektedir. Bu nedenle, fosinoprilin yukarıda belirtilen ilaçlarla kombinasyonu önerilmez. Eğer birlikte kullanım endike ise, dikkatli kullanılmalı ve serum potasyumu sık sık izlenmelidir.

Siklosporin
ADE inhibitörlerinin siklosporin ile birlikte kullanımı sırasında hiperkalemi oluşabilir. Serum potasyumunun izlenmesi önerilir.

Heparin
ADE inhibitörlerinin heparin ile birlikte kullanımı sırasında hiperkalemi oluşabilir. Serum potasyumunun izlenmesi önerilir.

Anjiyoödem riskini artıran ilaçlar
ADE inhibitörlerinin sakubitril/valsartan ile birlikte kullanımı anjiyoödem riskini artırdığından kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.3 ve 4.4).

ADE inhibitörlerinin rasekadotril, mTOR inhibitörleri (örn. sirolimus, everolimus, temsirolimus) ve vildagliptin ile birlikte kullanımı anjiyoödem riskinde artışa neden olabilir (bkz. Bölüm 4.4).

Lityum
Lityum ile eşzamanlı ADE inhibitörleri alan hastalarda serum lityum düzeylerinde artışlar ve lityum toksisitesi riski rapor edilmiştir. MONOPRİL PLUS ve lityum bir arada dikkatli uygulanmalıdır ve serum lityum düzeylerinin sık sık gözlenmesi önerilir.

Non-steroidal antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) ve asetilsalisilik asit ≥ 3 g/gün
Kronik NSAİİ uygulaması, ADE inhibitörünün kan basıncını düşürücü etkisini azaltabilmektedir. NSAİİ ve ADE inhibitörleri serum potasyum üzerinde katlanan bir etki yapmakta ve böbrek fonksiyonlarında bir düşüşe neden olabilmektedir. Bu etki genelde tersinir bir etkidir. Seyrek hallerde, özellikle de böbrek fonksiyonları bozulmuş olan yaşlı veya dehidratasyonu olan hastalarda böbrek yetmezliği görülmektedir.

Diğer antihipertansif ilaçlar
Beta-blokerler, metildopa, kalsiyum antagonistleri ve diüretikler gibi diğer antihipertansif etkili maddelerle kombinasyon kan basıncını düşürücü etkiyi arttırabilmektedir.

Gliserol trinitrat ve diğer nitratları veya diğer vazodilatörleri içeren kombinasyonlar kan basıncını daha da düşürebilmektedir.

Trisiklik antidepresanlar / Antipsikotikler / Anestezikler
Bazı anestezikler, trisiklik antidepresanlar ve antipsikotiklerle ADE inhibitörlerinin eş zamanda kullanımı kan basıncının daha da düşmesine neden olabilmektedir (bkz. Bölüm 4.4).

Sempatomimetikler
Sempatomimetikler ADE inhibitörlerinin kan basıncını düşürücü etkisini azaltabilir.

Antidiyabetikler

oral

antidiyabetikler) birlikte kullanılmasının hipoglisemi riski eşliğinde kan şekerini düşürücü etkinin şiddetlenmesine neden olduğunu göstermiştir. Bu olayın bir kombine tedavinin ilk haftaları sırasında ve böbrek fonksiyonları bozulmuş olan hastalarda daha yüksek bir olasılıkla görüleceği düşünülmektedir.

Asetilsalisilik asit, trombolitikler, beta-blokerler, nitratlar
Fosinopril sodyum asetilsalisilik asit (kalbe etkili dozlarda), trombolitikler, beta-blokerler ve/veya nitratlar ile aynı zamanda kullanılabilir.

İmmunsüpresifler, sitostatikler, sistemik kortikosteroidler veya prokainamid, allopurinol Fosinopril sodyumun immunsüpresifler ve/veya lökopeniye neden olabilen diğer ilaçlarla birlikte kullanılmasından kaçınılmalıdır.

Alkol
Alkol, fosinopril sodyumun kan basıncını düşürücü etkisini güçlendirir.

Antasitler
Antasitler (örn. alüminyum hidroksit, magnezyum hidroksit, dimetikon) MONOPRİL PLUS’ın emilimini yavaşlatabilirler. Bu yüzden, eğer bu ajanların eşzamanlı uygulanması gerekiyorsa, dozlar arasında 2 saat beklenmelidir.

Laboratuvar incelemeleri
Fosinopril sodyum karbon absorpsiyon yöntemiyle (RIA Digi-Tab® Digoksin kiti) serum digoksin seviyesi ölçümünde yanlış sonuç alınmasına neden olabilir. Bunun yerine antikorlarla kaplı tüplerin kullanıldığı diğer kitler kullanılabilir. Paratiroid bezinin fonksiyonunun ölçümünden birkaç gün önce fosinopril sodyum tedavisine ara verilmesi tavsiye edilir.

Hidroklorotiyazid
Alkol, barbitüratlar ve narkotik analjezikler
Potansiyel ortostatik hipotansiyon artışı meydana gelebilir.

Amfoterisin B (parenteral), karbenoksolon, kortikosteroidler, kortikotropin (ACTH) veya motiliteyi arttırıcı laksatifler
Hidroklorotiyazid elektrolit dengesizliğini, özellikle de hipokalemiyi şiddetlendirebilir.

Kan şekerini düşürücü ilaçlar (oral ilaçlar ve insülin)
Tiazidler kan glukoz seviyesini yükseltebilirler, bu nedenle antidiyabetiklerde doz ayarlamasının yapılması gerekli olabilir (bkz. Bölüm 4.4).

Kalsiyum tuzları ve D vitamini
Aynı zamanda tiyazid grubu diüretik kullanılması durumunda, serum kalsiyum seviyesi atılımın azalması nedeniyle yükselebilmektedir.

Dijital glikozitler
Tiyazidin neden olduğu bir hipokalemi ile bağlantılı olarak daha yüksek bir dijital intoksikasyon riski mevcuttur.

Kolestiramin ve kolestipol
Bunlar hidroklorotiyazidin emilimini geciktirebilir veya düşürebilirler. Bu nedenle sülfonamidli diüretikler bu ilacın alınmasından 1 saat önce veya 4-6 saat sonra alınmalıdır.

Vazopressörler (örneğin epinefrin)
Vazopressörlere verilen reaksiyonda düşüş olabilmektedir, ancak bu düşüş, kullanımını öncelikli olarak gözden çıkarmayı gerektirecek ölçüde değildir.

Sitostatikler (örneğin siklofosfamid, fluorurasil, metotreksat)
Hidroklorotiyazid, sitotoksik maddelerin renal atılımının azalması nedeniyle kemik iliği toksisitesini (özellikle granülositopeni) arttırmaktadır.

Gut ilaçları (örneğin allopurinol, benzbromaron)
Hidroklorotiyazid kandaki ürik asit seviyesi yükseltebileceğinden, gut ilaçlarının dozunda ayarlama yapılması gerekecektir. Probenesidin veya sülfinpirazonun dozunun arttırılması gerekli olabilir.

Torsade de pointes’e neden olan ilaçlar
Hidroklorotiyazidin torsade de pointes’e neden olabilecek ilaçlarla (örneğin antiaritmikler, bazı antipsikotikler ve torsade de pointes’e yol açan diğer ilaçlar) kullanımı sırasında hipokalemi oluşma riskine dikkat edilmelidir.

Cerrahide kullanılan ilaçlar
Cerrahide kullanılan depolarizan olmayan anestezik ve preanestezik kas gevşeticilerinin (örneğin tübokürarin klorit ve galamin) etkileri hidroklorotiyazid tarafından artırılabilir; doz ayarlaması gerekebilir. Eğer mümkünse cerrahiden önce hidroelektrolitik dengesizlikler izlenmeli ve düzeltilmelidir. MONOPRİL PLUS ile birlikte vazopressör ilaçların (örneğin norepinefrin) birlikte kullanımı sırasında tedbirli olunmalıdır. Preanestezik ve anestezik ilaçlar azaltılmış dozda verilmelidir, eğer mümkünse cerrahiden bir hafta önce hidroklorotiyazid tedavisi sonlandırılmalıdır.

Klinik biyokimya
Hidroklorotiyazid bentiromid testinde diagnostik bir etkileşime neden olabilir. Tiyazidler serum PBI (proteine bağlı iyot) seviyesini bir tiroid bezi fonksiyon bozukluğu belirtisi vermeden yükseltebilir.

Diğer diüretikler ve kan basıncını düşürücü ilaçlar
MONOPRİL PLUS’ın içerdiği HCTZ diğer kan basıncını düşürücü ilaçların (özellikle de

etkisini

güçlendirebilmektedir. HCTZ diazoksit ile etkileşebilmektedir; kan şekeri, ürik asit seviyesi ve kan basıncı düzenli şekilde kontrol edilmelidir.

Klinik çalışma verileri, renin-anjiyotensin-aldosteron sisteminin (RAAS), ADE-inhibitörleri, anjiyotensin II reseptör blokerleri ya da aliskirenin kombine kullanımıyla dual blokajının, tekli RAAS-etkili ajanın kullanımına kıyasla daha yüksek sıklıkta hipotansiyon, hiperkalemi ve böbrek fonksiyonunda azalma (akut böbrek yetmezliği dahil) gibi advers olaylarla ilişkili olduğunu göstermiştir (bkz. Bölüm 4.3, 4.4 ve 5.1).

Fosinopril sodyum/hidroklorotiyazid
Potasyum tutucu diüretikler ve potasyum takviyeleri
ADE inhibitörleri diüretiklerin indüklediği potasyum kaybını azaltmaktadır. Potasyum tutucu diüretikler (örneğin spironolakton, triamteren veya amilorid), potasyum takviyeleri veya potasyumu tutucu tuz takviyeleri, özellikle de böbrek fonksiyonu bozulmuş olan hastalarda serum potasyumu belirgin şekilde yükseltebilirler. Kanıtlanmış bir hipokalemi nedeniyle aynı zamanda kullanımının endike olması durumunda, bunun dikkatle ve serum potasyum sık sık ölçülerek yapılması gerekir (bkz. Bölüm 4.4).

Lityum
Lityumla ADE inhibitörlerinin aynı zamanda kullanımı durumunda, serum lityum konsantrasyonunda ve serum lityum toksisitesinde tersinir bir artış gözlemlenmiştir. Diüretiklerle birlikte kullanımı, ADE inhibitörleri nedeniyle var olan lityum toksisitesi riskini daha da arttırmaktadır. Fosinopril sodyum ve hidroklorotiyazidin lityum ile kombine halde kullanımı bu nedenle tavsiye edilmemektedir; kombinasyonun zorunlu görülmesi halinde, serum lityum seviyeleri dikkatle takip edilmelidir.

Endojen prostaglandin sentezi inhibitörleri
Bazı hastalarda bu maddeler diüretiklerin etkisini zayıflatmaktadır. Ayrıca, indometazinin başka ADE inhibitörlerinin kan basıncını düşürücü etkisini (özellikle de düşük renin hipertansiyonu olan olgularda) azaltabildiği açıklanmıştır. Diğer non-steroidal antiinflamatuar ilaçların (örneğin asetilsalisik asit) benzer bir etkileri olabilir.

4.6 Gebelik ve laktasyon
Genel Tavsiye
Gebelik Kategorisi: D’dir.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon) Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlarda uygun bir doğum kontrolü ve planlanmış bir gebelikten önce uygun bir alternatif tedaviye geçilmelidir.

Gebelik dönemi
MONOPRİL PLUS gebelikte kontrendikedir (bkz. Bölüm 4.3 ve 4.4).

ADE inhibitörleri
Gebeliğin ilk trimesterinde ADE inhibitörü kullanımından sonra teratojenite oluşma riskine ilişkin epidemiyolojik kanıtlar kesinleşmemiştir. Fakat bu riskte küçük bir artış olduğu dışlanmamalıdır. ADE inhibitörleriyle tedavinin zorunlu olmadığı durumlarda, hamile kalmayı planlayan hastaların tedavisi hamilelik dönemi boyunca güvenlilik profili uygun olan alternatif bir antihipertansif ajanla değiştirilmelidir. Gebelik tespit edildiğinde, ADE inhibitörleri derhal kesilmeli ve uygun olduğu durumlarda başka bir tedaviye başlanmalıdır.

İkinci ve üçüncü trimesterde ADE inhibitörüne maruz kalmanın insanda fetotoksisiteye (böbrek fonksiyonlarında azalma, oligohidramniyoz, kafatası kemikleşmesinde gecikme) ve neonatal

toksisiteye (böbrek yetmezliği, hipotansiyon, hiperkalemi) neden olduğu bilinmektedir (bkz. Bölüm 5.3). İkinci trimesterde ADE inhibitörüne maruz kalınırsa, böbrek fonksiyonlarının ve kafatasının ultrason ile kontrol edilmesi önerilir. ADE inhibitörleri kullanan annelerin bebekleri hipotansiyon açısından yakından takip edilmelidir (bkz. Bölüm 4.3 ve 4.4).

Hidroklorotiyazid
Hidroklorotiyazidin hamilelikte, özellikle de hamileliğin ilk trimesterinde kullanımı ile ilgili olarak sadece sınırlı deneyim mevcuttur. Hayvan deneylerinden elde edilen sonuçlar yetersizdir.

Hidroklorotiyazid plasentaya geçmektedir. Hidroklorotiyazidin farmakolojik etki mekanizması nedeniyle hamileliğin ikinci ve üçüncü trimesterinde kullanımı fetoplasental perfüzyonda bozulma ve sarılık, elektrolit dengesinin bozulması ve trombositopeni gibi fetal ve neonatal etkiler söz konusu olabilmektedir.

Hastalığın seyri üzerinde uygun bir etkisi olmaksızın plazma hacminde azalma ve plasental hipoperfüzyon riski nedeniyle hidroklorotiyazid hamilelik ödemi, hamilelik hipertonisi veya preeklampsi durumunda kullanılmamalıdır.

Hamile kadınlarda esansiyel hipertansiyon görülmesi durumunda hidroklorotiyazid başka bir tedavinin mümkün olmadığı durumlarda kullanılmalıdır.

Laktasyon dönemi:
Fosinopril sodyum
Fosinopril/hidroklorotiyazidin emzirme döneminde kullanımı ile ilgili sınırlı veri mevcuttur. Emzirme döneminde fosinopril kullanımı önerilmemektedir ve (özellikle yenidoğan veya prematüre bebeği emzirirken) daha yüksek güvenlilik profili olan alternatif tedaviler tercih edilmelidir.

Hidroklorotiyazid
Hidroklorotiyazid düşük miktarlarda anne sütüne geçmektedir. Yoğun diürez için yüksek dozlarda uygulanan tiazidli diüretikler laktasyonu engelleyebilmektedir. MONOPRİL PLUS’ın laktasyon döneminde kullanılması durumunda, doz mümkün olduğunca düşük tutulmalıdır.

Üreme yeteneği / Fertilite:
Üreme yeteneği üzerine etkisi bilinmemektedir.

4.7 Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler Araç ve makine kullanımı üzerine etkisi bilinmemektedir.

4.8 İstenmeyen etkiler
Fosinopril sodyum, diğer ADE inhibitörleri ve hidroklorotiyazid ile yapılan tedavilerde aşağıda belirtilen yan etkiler gözlemlenmiştir.

İstenmeyen etkiler görülme sıklıklarına göre aşağıda belirtilen tabloda gösterilmiştir. Bu amaçla

kullanılan kategoriler şunlardır: çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan

(≥1/1.000 ila <1/100); seyrek (≥1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor

(eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor).

Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar:

Yaygın: Üst solunum yolu enfeksiyonu

Yaygın olmayan: Rinit

Seyrek: Tükürük bezi iltihabı

Bilinmiyor: Farenjit

(Kist ve polipler de dahil olmak üzere) iyi huylu ve kötü huylu neoplazmalar:

Bilinmiyor: Melanom dışı cilt kanseri (Bazal hücreli karsinom ve Skuamöz hücreli

karsinom)

Kan ve lenf sistemi hastalıkları:

Yaygın olmayan: Hemoglobin konsantrasyonunda geçici azalma, hematokrit seviyesinde

azalma

Seyrek: Eozinofili, kemik iliği depresyonu

Bilinmiyor: Lenfadenopati, lökopeni, nötropeni, agranülositoz, trombositopeni, anemi

(aplastik ve hemolitik formları)

Metabolizma ve beslenme hastalıkları:

Çok yaygın: Hiperglisemi, glikozüri, hiperürisemi, elektrolit bozuklukları (hiponatremi

ve hipokalemi dahil), kolesterol ve trigliserit miktarında artış

Yaygın olmayan: Anoreksi, hiperkalemi

Bilinmiyor: Gut, hipokloremik alkaloz, metabolik alkaloz

Psikiyatrik hastalıkları:

Yaygın olmayan: Konfüzyon

Seyrek: Huzursuzluk, uyku bozuklukları

Bilinmiyor: Depresyon, libido bozuklukları

Sinir sistemi hastalıkları:

Yaygın: Baş ağrısı, baş dönmesi

Yaygın olmayan: Tat alma duyusunda değişiklik, tremor

Seyrek: Konuşma bozuklukları, hafıza bozuklukları, dezoryantasyon

Bilinmiyor: Somnolans, parestezi, hipoestezi, senkop, bayılma, apopleksi

Göz hastalıkları:

Bilinmiyor: Koroid efüzyonu, akut miyopi ve sekonder açı kapanması glokomu, görme

bozuklukları, ksantopsi (sarı görme), geçici olarak bulanık görme

Kulak ve iç kulak hastalıkları:

Yaygın olmayan: Kulak ağrısı

Bilinmiyor: Tinnitus, baş dönmesi

Kardiyak hastalıkları:

Yaygın: Taşikardi, palpitasyon

Yaygın olmayan: Kardiyak arrest, kalp iletim bozuklukları

Bilinmiyor: Aritmi, anjina pektoris, miyokard enfarktüsü

Vasküler hastalıkları:

Yaygın olmayan: Hipertansiyon, şok, geçici iskemi

Seyrek: Hemoraji, periferal damar hastalıkları

Bilinmiyor: Hipotansiyon, ortostatik hipotansiyon, aralıklı topallama (Claudicatio

intermittens), nekrotizan vaskülit, yüzde kızarıklık

Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıkları:

Yaygın: Öksürük

Yaygın olmayan: Dispne, trakeobronşit, sinüzit

Seyrek: Epistaksis, larenjit/ses kısıklığı, pnömoni

Çok seyrek: Akut solunum sıkıntısı sendromu (ARDS) (bkz. Bölüm 4.4)

Bilinmiyor: Nazal sinüslerde tıkanma, nefes darlığı, pulmoner ödem, bronkospazm

Gastrointestinal hastalıklar:

Yaygın: Konstipasyon, midede iritasyon

Yaygın olmayan: Ağız kuruluğu, meteorizm

Seyrek: Oral lezyonlar, dilde şişlik, karında gaz birikmesi, yutma bozukluğu

Çok seyrek: İntestinal anjiyoödem, ileus

Bilinmiyor: Bulantı, kusma, diyare, karın ağrısı, dispepsi, gastrit, özofajit, pankreatit, tat

alma bozukluğu

Hepatobiliyer hastalıkları:

Çok seyrek: Karaciğer yetmezliği

Bilinmiyor: Hepatit, kolestatik ikterus

Deri ve deri altı doku hastalıkları:

Yaygın: Dermatit

Yaygın olmayan: Terlemede artış

lupus

eritematozus’un tekrarlaması, anafilaktik reaksiyon, toksik epidermal

nekroliz

Bilinmiyor: Anjiyoödem, deri döküntüsü, Stevens-Johnson sendromu, purpura, pruritus,

ürtiker, fotosensitivite reaksiyonları, kompleks reaksiyonlar*

Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları:

Yaygın: Kas-iskelet ağrıları

Seyrek: Artrit

Bilinmiyor: Miyalji, kas krampları, eklem ağrıları

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları:

Yaygın olmayan: İnterstisyel nefrit, proteinüri

Seyrek: Renal disfonksiyon, prostat hastalıkları

Çok seyrek: Akut böbrek yetmezlği

Bilinmiyor: Sık idrara çıkma, dizüri, böbrek yetmezliği

Üreme sistemi ve meme hastalıkları:

Bilinmiyor: Seksüel disfonksiyon

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıkları:

Yaygın: Yorgunluk, güçsüzlük

Yaygın olmayan: Ateş, periferik ödem, ani ölüm, göğüs ağrısı

Seyrek: Ekstremitelerde güçsüzlük

Bilinmiyor: Ödem, göğüs ağrısı, asteni

Araştırmalar:

Yaygın: İdrarla atılan maddelerde tersinir artış (kreatinin, üre)

Yaygın olmayan: Kilo artışı

Seyrek: Hemoglobin seviyesinde hafif yükselme, hiponatremi

Bilinmiyor: Karaciğer fonksiyon testlerinde anormallik (transaminazlar, laktat

dehidrojenaz, alkali fosfataz ve bilirubinde artış), elektrolitler, ürik asit,

glikoz, magnezyum, kolesterol, trigliserit, kalsiyum ile ilgili patolojik kan

seviyeleri

* Aşağıda belirtilen yan etkileri kapsayabilen bir semptom kompleksi açıklanmıştır: Ateş,

vaskülit, miyalji, artralji/artrit, antinükleer antikor kanıtı (ANA), artmış kan sedimentasyon hızı

(BSG), eozinofili ve lökositoz, ekzantem, fotosensitivite veya başka dermatolojik

manifestasyonlar.

Fosinopril/hidroklorotiyazid ile yapılan klinik araştırmalarda yan etkilerin sıklığı açısından

yaşlı hastalar (> 65 yaş) ile genç hastalar arasında farklılık görülmemektedir.

Seçilen yan etkilerin tanımı

Melanom dışı cilt kanseri: Epidemiyolojik çalışmalardan elde edilen mevcut verilere

dayanarak, hidroklorotiyazid ve melanom dışı cilt kanseri arasında kümülatif doza bağımlı

ilişki gözlenmiştir (ayrıca bkz. Bölüm 4.4 ve 5.1)

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması
Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonlarının raporlanması büyük önem taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri gerekmektedir. (www.titck.gov.tr; e-posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)

4.9 Doz aşımı ve tedavisi
Semptomlar
Aşırı dozun miktarına bağlı olarak aşağıda belirtilen semptomların görülmesi mümkündür: Şiddetli hipotansiyon, bradikardi, dolaşım şoku, elektrolit bozuklukları, böbrek yetmezliği, inatçı diürez, bilinç bozuklukları (komaya varabilen), konvülsiyonlar, parezi, kalp ritim bozuklukları, paralitik ileus.

Tedavi
Aşırı doz durumunda tavsiye edilen tedavi intravenöz fizyolojik tuz solüsyonu infüzyonudur. Hasta, aşırı dozda ilaç aldıktan sonra sıkı bir denetim altında, tercihen yoğun bakım koşulları altında tutulmalıdır. Serum elektroliti ve kreatinin sık sık kontrol edilmelidir. Diğer işlemler olarak kusturma ve/veya mideyi yıkama ile dehidratasyonun, elektrolit bozukluklarının ve hipotansiyonun yerleşik yöntemlerle düzeltilmesi tavsiye edilir. Eğer aşırı doz alımı kısa süre önce gerçekleşmişse, ilacın alınmasından itibaren 30 dakika içinde midenin yıkanması, rezorbe edici maddeler ve sodyum sülfat verilmesi ile hızlı bir eliminasyon uygulanmalıdır. Kan basıncının düşmesi durumunda hasta şok pozisyonuna getirilmeli ve hızlı bir şekilde tuz ve volüm takviyesi yapılmalıdır.

Anjiyotensin II ile tedavi düşünülmelidir. Bradikardi veya şiddetli vagal reaksiyonlar atropin ile tedavi edilmelidir. Bir kalp pilinin kullanılması düşünülmelidir. Fosinoprilat diyaliz ile uzaklaştırılamaz.

FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER

Diüretik

Farmakodinamik özellikler

Kombinasyonları
ATC kodu: C09BA09

Fosinopril sodyum
Etki mekanizması
Fosinopril sodyum uzun etkili bir ADE inhibitörü olan fosinoprilatın ön ilacıdır. Oral yoldan verildikten sonra hızlı bir şekilde ve tamamen fosinoprilata metabolize olur. Fosinopril sodyum, peptidil-dipeptidaz anjiyotensin dönüştürücü enzimin aktif bağlanma noktasına bağlanan bir fosfinik asit grubu içermekte olup, bunun sonucunda dekapeptit anjiyotensin I’in oktapeptit anjiyotensin II’ye dönüşmesi engellenmektedir. Bunun sonucunda anjiyotensin II seviyesinde meydana gelen düşüş vazokonstriksiyonun azalmasına ve aldosteron sekresyonunun azalmasına neden olmaktadır; bu ise serum potasyumunda hafif bir artışa ve sodyum ve sıvı

kaybına neden olabilmektedir. Kural olarak, renal plazma akışında ve glomerular filtrasyon hızında klinik açıdan önemli değişiklikler olmamaktadır.

ADE inhibisyonu aynı şekilde etkili vazodepressör bradikinin metabolizmasını engellemekte ve bu nedenle de kan basıncını düşürücü etki göstermektedir; fosinopril sodyum renin seviyesi düşük olan hastalarda terapötik etkinlik göstermektedir.

Farmakodinamik etkiler
Fosinopril sodyum, hipertansiyonu olan hastalarda yatar durumdayken ve ayakta dururken kan basıncının düşmesine neden olmakta, bu sırada kalp atım hızı kompanse edici şekilde artmaktadır.

Hipertansiyonda, fosinopril sodyum oral olarak alındıktan sonra bir saat içinde kan basıncının düşmesine neden olmuştur, maksimum etkiye 3-6 saat sonra erişilmiştir. Normal günlük dozda kan basıncını düşürücü etki 24 saat sürmektedir. Daha düşük doz alan hastalarda, etki doz aralığının sonunda düşmüş olabilmektedir. Ortostatik etki ve taşikardi seyrek oluşmakla birlikte, tuz eksikliği olan hastalarda veya hipovolemi durumunda tespit edilebilmektedir (bkz. Bölüm 4.4). Bazı hastalarda optimal kan basıncının ayarlanması için 3-4 haftalık bir tedavi süresi gerekmektedir. Fosinopril sodyum ve tiazid grubu diüretikler aditif (toplanır) etkiye sahiptirler.

Klinik etkililik ve güvenlilik
İki büyük randomize kontrollü çalışma (ONTARGET (ONgoing Telmisartan Alone and in Combination with Ramipril Global Endpoint Trial) ve VA NEPHRON-D (the Veterans Affairs Nephropathy in Diabetes)) bir ADE inhibitörünün bir anjiyotensin II reseptör blokeriyle kombine kullanımını incelemiştir.

ONTARGET çalışması, kardiyovasküIer ya da serebrovosküler hastalık öyküsü olan ya da kanıtlanmış son-organ hasarı ile birlikte seyreden tip 2 diyabetes mellitus hastalarında yürütülmüştür. VA NEPHRON-D çalışması, tip 2 diyabetes mellitus hastalığı olan ve diyabetik nefropatisi bulunan hastalarda yürütülmüştür.

Bu çalışmalar, renal ve/veya kardiyovasküler sonlanımlar ve mortalite üzerinde anlamlı yarar göstermemiş, monoterapiyle kıyaslandığında hiperkalemi, akut böbrek hasarı ve/veya hipotansiyon riskinin arttığı gözlenmiştir. Benzer farmakodinamik özellikleri dikkate alındığında, bu sonuçlar diğer ADE-inhibitörleri ve anjiyotensin II reseptör blokerleri için de anlamlıdır.

Bu nedenle ADE inhibitörleri ve anjiyotensin II reseptör blokerleri diyabetik nefropati bulunan hastalarda birlikte kullanılmamalıdır.

ALTITUDE (Aliskiren Trial in Type 2 Diabetes using Cardiovascular and Renal Disease Endpoints) çalışması, kronik böbrek hastalığı, kardiyovasküler hastalık ya da her ikisi bulunan tip 2 diyabetes mellitus hastalarında standart bir ADE-inhibitörü ya da bir anjiyotensin II

reseptörü blokeri tedavisine aliskiren eklenmesinin yararını test etmek için tasarlanan bir çalışma olmuştur. Advers sonuç riskinde artış olması nedeniyle çalışma erken sonlandırılmıştır. Aliskiren grubunda, plasebo grubuna kıyasla, kardiyovasküler ölüm ve inme vakalarının her ikisi de sayısal olarak daha sık görülmüş ve ilgili advers olaylar ve ciddi advers olaylar (hiperkalemi, hipotansiyon ve renal disfonksiyon) aliskiren grubunda plasebo grubuna göre daha sık bildirilmiştir.

Hidroklorotiyazid
Hidroklorotiyazid bir benzotiadiaziddir. Tiyazidler, sodyum klorür atımını ve buna bağlı olarak da su atımını arttırmak suretiyle, doğrudan böbreklere etki etmektedir.

Klinik açıdan önemli ana etki yeri distal tubulus’un ilk segmentidir. Orada luminal hücre membranında elektronötral Na-Cl kotransportu inhibe edilmektedir. Potasyum ve magnezyum artan miktarda, kalsiyum ise azalan miktarda atılmaktadır. Hidroklorotiyazid bikarbonat atılımının düşük olmasına neden olmakta ve klorür atılımı sodyum atılımını aşmaktadır. Hidroklorotiyazid etkisi altında metabolik bir asidoz gelişebilmektedir.

Hidroklorotiyazid de diğer organik asitlerde olduğu gibi proksimal tübülde aktif olarak salgılanmaktadır. Diüretik etkisi metabolik asidozda veya metabolik alkalozda muhafaza edilmektedir.

Hidroklorotiyazidin antihipertansif etki mekanizmaları olarak sodyum dengesinde değişim, ekstrasellüler su hacminde ve plazma hacminde azalma, renal damar direncinde değişiklik ile norepinefrine ve anjiyotensin II’ye karşı cevapta düşüş tartışılmaktadır.

Hidroklorotiyazidde elektrolit ve su atılımı 2 saat sonra oluşmakta, azami etkiye 3-6 saatte erişmekte ve 6-12 saat etkisini muhafaza etmektedir. Antihipertansif etki ilk olarak 3-4 gün sonra ortaya çıkmakta ve tedaviye son verildikten sonra bir haftaya kadar sürebilmektedir.

Melanom dışı cilt kanseri: Epidemiyolojik çalışmalardan elde edilen mevcut verilere dayanarak, hidroklorotiyazid ve melanom dışı cilt kanseri arasında kümülatif doza bağımlı bir ilişki gözlenmiştir. Yapılan bir çalışmaya, sırasıyla 1.430.833 ve 172.462 popülasyon kontrolleriyle eşleştirilmiş 71.533 bazal hücreli karsinom vakası ve 8629 skuamöz hücreli karsinom vakasından oluşan bir popülasyon dahil edilmiştir. Yüksek düzeyde hidroklorotiyazid kullanımı (≥50,000 mg kümülatif) bazal hücreli karsinom için 1,29 (%95 güven aralığı (GA): 1,23 – 1,35) ve skuamöz hücreli karsinom için 3,98 (%95 GA: 3,68 – 4,31) düzeyinde düzeltilmiş maruziyet olasılıkları oranı (OR;Odds Ratio) ile ilişkilendirilmiştir. Hem bazal hücreli karsinom, hem de skuamöz hücreli karsinom için belirgin bir kümülatif doz-yanıt ilişkisi gözlenmiştir. Başka bir çalışma, dudak kanseriyle hidroklorotiyazid maruziyetinin ilişkili olabileceğini göstermiştir: 633 dudak kanseri vakası bir riskli-küme örnekleme stratejisi kullanılarak 63.067 kontrolle eşleştirilmiştir. 2,1 (%95 GA: 1,7 – 2,6) düzeyinde ayarlanmış bir olasılık oranıyla (OR) ile kümülatif doz-yanıt ilişkisi kanıtlanmış olup, uzun zamandır yüksek düzeyde kullananlar için (~25.000 mg) OR 3,9’a (3 – 4,9) ve en yüksek kümülatif doz için (~100.000 mg) 7,7’ye (5,7 – 10,5) yükselmektedir.

MONOPRİL PLUS bir anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörü (fosinopril sodyum) ile bir diüretiğin (hidroklorotiyazid) kombinasyonudur.

Fosinopril sodyum/hidroklorotiyazid
Fosinopril sodyum/hidroklorotiyazid kullanımında şimdiye kadar kardiyovasküler morbidite ve mortalite incelemeleri bulunmamaktadır. Epidemiyolojik araştırmalarda, hidroklorotiyazidin uzun süreli kullanımında kardiyovasküler morbiditenin ve mortalitenin azalmış olduğu gösterilebilmiştir.

MONOPRİL PLUS hem antihipertansif hem de diüretik etkiye sahiptir. Yüksek kan basıncı tedavisi için fosinopril ve hidroklorotiyazid her biri tek tek ve kombine halde kullanılabilmektedir. Klinik testlerde fosinoprilin ve hidroklorotiyazidin kan basıncını düşürücü etkisinin sinerjistik olduğu görülmüştür.

Azami kan basıncı düşüşü kombinasyonun verilmesinden 2-6 saat sonra görülmüş olup, antihipertansif etki 24 saat korunmuştur.

Fosinopril, hidroklorotiyazide eşlik eden potasyum kaybını azaltabilmektedir.

5.2 Farmakokinetik özellikler
Fosinopril sodyum
Emilim:
Fosinopril, oral uygulamayı takiben ortalama % 30-40 oranında emilir. Fosinoprilin emilimi gastrointestinal kanaldaki yiyeceklerden etkilenmez, ancak emilim oranı yavaşlayabilir. Aktif fosinoprilatın hızlı ve tam olarak hidrolizi gastrointestinal mukozada ve karaciğerde gerçekleşmektedir. Cmaks değerine erişene kadar geçen süre doza bağlıdır, Cmaks değerine yaklaşık 3 saat sonra erişilmekte ve bu değer kullanımdan 3-6 saat sonra kan basıncının anjiyotensin I’e gösterdiği reaksiyonla azami inhibisyonla çakışmaktadır. Tek veya çoklu dozdan sonra farmakokinetik parametreler (Cmaks, EAA) doğrudan alınan fosinopril dozu ile orantılıdır.

Dağılım:
Fosinoprilat serum proteinlerine yüksek oranda (> %95) bağlanır. Fosinoprilat nispeten küçük bir dağılım hacmine sahiptir ve proteinlere yüksek oranda bağlanır.

Biyotransformasyon:
Fosinopril sodyum oral olarak verildikten bir saat sonra fosinoprilin % 1’inden azı plazmada değişime uğramadan bulunur; % 75’i aktif fosinoprilat, % 15-20’si (inaktif) fosinoprilat glukuronid, geri kalanı (~% 5) ise (aktif) fosinoprilatın 4-hidroksi metaboliti olarak bulunmaktadır.

Eliminasyon:
Fosinoprilat intravenöz olarak verildikten sonra hemen hemen eşit şekilde karaciğer ve böbrekler üzerinden atılır. Tekrarlayan dozlarda fosinopril alan, böbrek ve karaciğer

fonksiyonları normal olan hipertansif hastalarda, fosinoprilatın eliminasyon yarı ömrü (t1/2) 11,5 saattir. Fosinopril hem karaciğerden hem de böbreklerden elimine edilir.

Hastalardaki karakteristik özellikler
Böbrek yetmezliği:
Böbrek yetmezliği olan hastalarda (kreatinin klerensi < 80 mL/dak/1,73 m2), fosinoprilatın toplam vücut klerensi normal böbrek fonksiyonu olan hastaların yaklaşık yarısı iken emilim, biyoyararlanım ve proteine bağlanmada belirgin bir değişiklik olmamaktadır. Fosinoprilat klerensi böbrek yetmezliğinin derecesine bağlı olarak belirgin bir fark göstermez; azalan böbrek eliminasyonu, artan hepato-bilier eliminasyonla dengelenir. Son dönem böbrek yetmezliği (kreatinin klerensi < 10 mL/dak/1,73 m2) dahil çeşitli derecelerde böbrek yetmezliği olan hastalarda plazma EAA düzeylerinde hafif bir artış (normallerin iki katından daha az) gözlemlenmiştir.

Karaciğer yetmezliği:
Karaciğer yetmezliği olan hastalarda (alkolik veya biliyer siroz) fosinopril hidrolizi önemli ölçüde azalmaz ancak hidroliz hızı yavaşlayabilir. Karaciğer yetmezliği olanlarda fosinoprilatın görünen toplam vücut klerensi hepatik fonksiyonu normal olan kişilerin yaklaşık yarısı kadardır.

Hidroklorotiyazid
Emilim:
Hidroklorotiyazid oral olarak alındıktan sonra yaklaşık % 80 oranında gastrointestinal kanaldan emilmektedir. Sistemik biyoyararlanımı % 71±15’tir.

Dağılım:
Hidroklorotiyazidin plazma proteinine bağlanma oranı % 65, relatif dağılım hacmi 0,5-1,1 lt/kg’dır.

Biyotransformasyon:
Hidroklorotiyazid sağlıklı insanlarda % 95’in üzerinde bir oranda böbrekler yoluyla atılmaktadır.

Eliminasyon:
Eliminasyon yarılanma ömrü böbrek fonksiyonlarının normal olması durumunda 2,5 saattir. Maksimum plazma seviyesine normal olarak 2-5 saat sonra erişilmektedir. Bu süre böbrek fonksiyon bozuklukları olması durumunda uzamakta olup, son dönem böbrek yetmezliği olan hastalarda yaklaşık 20 saat olmaktadır.

Diüretik etki 1-2 saat içinde ortaya çıkmaktadır. Bu etkinin süresi, doza bağlı olarak 1-12 saat olup, kan basıncını düşürücü etki 24 saate kadar sürmektedir.

5.3 Klinik öncesi güvenlilik verileri
Güvenlilik farmakolojisi, tekrarlayan uygulamada toksisite, genotoksisite ve karsinojenite potansiyeli ile ilgili olarak konvansiyonel çalışmalara dayalı preklinik veriler insan açısından özel riskler olmadığını göstermektedir.

Hayvanlarla yapılan deneylerde, anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörünün geç fetal gelişme üzerinde negatif bir etkisinin olduğu, bunun ise fetal mortaliteye ve kongenital deformasyonlara, özellikle de kafatasında deformasyonlara neden olduğu gösterilmiştir. Aynı şekilde fetotoksisite, rahimiçi gelişme bozuklukları ve süreğen ductus arteriosus da gözlemlenmiştir. Bu gelişme bozukluklarına muhtemelen kısmen ADE inhibitörünün fetal renin-anjiyotensin sistemi üzerindeki etkisi, kısmen iskemi, kısmen de annede görülen hipotansiyon, fetoplasental dolaşımdaki ve fetüsün oksijen/besin tedarikindeki düşüş neden olmaktadır (bkz. Bölüm 4.6).

6. FARMASÖTİK ÖZELLİKLER
6.1 Yardımcı maddelerin listesi
Susuz laktoz (sığır sütünden üretilir)
Laktoz monohidrat (inek sütünden üretilir)
Kroskarmeloz sodyum
Povidon K30
Sodyum stearil fumarat
Sarı demir oksit
Kırmızı demir oksit

6.2 Geçimsizlikler
Geçerli değildir.

6.3 Raf ömrü
24 ay

6.4 Saklamaya yönelik özel tedbirler
25°C altındaki oda sıcaklığında ve ambalajında saklanmalıdır. Nemden korumak için kuru yerde saklanmalıdır.

6.5 Ambalajın niteliği ve içeriği
28 tabletlik blister ambalajlarda sunulmaktadır.

6.6 Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve “Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”ne uygun olarak imha edilmelidir.

7. RUHSAT SAHİBİ

DEVA HOLDİNG A.Ş.

Halkalı Merkez Mah. Basın Ekspres Cad.

No:1 34303 Küçükçekmece/İSTANBUL

Tel: 0 212 692 92 92

Faks: 0 212 697 00 24

E-mail: deva@devaholding.com.tr

8. RUHSAT NUMARASI

9. İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ

İlk ruhsat tarihi: 13.10.2010

Ruhsat yenileme tarihi:

10. KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ


Paylaşmak için Bağlantılar:

Bir yanıt yazın