*Hepsi, D

DELTACORTRIL 5 MG 20 TABLET

Temel Etkin Maddesi:

prednizolon

Üreten İlaç Firması:

PFİZER PFE İLAÇLARI ANONİM ŞİRKETİ

Gerekli Reçete Durumu:

Beyaz Reçete ile satılır.

Temel Etkin Maddesi:

prednizolon

Üreten İlaç Firması:

PFİZER PFE İLAÇLARI ANONİM ŞİRKETİ

Gerekli Reçete Durumu:

Beyaz Reçete ile satılır.

Barkod Numarası:

8681308019875

Hekimler İçin Klavuz:

TİTCK’nın Satış Fiyatı:

80,25 ₺
Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2025

Barkod Numarası:

8681308019875

Hekimler İçin Klavuz:

TİTCK’nın Satış Fiyatı:

80,25 ₺
Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2025

Bilgilendirme:

İlaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışınız.

ATC Sınıflaması:

ATC SINIFLAMASI – H – ENDOKRİN SİSTEM (CİNSİYET HORMONLARI VE İNSÜLİN HARİÇ), H02 SİSTEMİK KORTİKOSTEROİDLER, H02A SİSTEMİK KORTİKOSTEROİDLER, H02AB Glukokortikoidler, H02AB06, prednizolon

Bilgilendirme:

İlaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışınız.

ATC Sınıflaması:

ATC SINIFLAMASI – H – ENDOKRİN SİSTEM (CİNSİYET HORMONLARI VE İNSÜLİN HARİÇ), H02 SİSTEMİK KORTİKOSTEROİDLER, H02A SİSTEMİK KORTİKOSTEROİDLER, H02AB Glukokortikoidler, H02AB06, prednizolon

Personeller İçin Kullanma Talimatı

KULLANMA TALİMATI

DELTACORTRİL® 5mg tablet
Ağızdan alınır.

Etkin madde: Her tablet 5 mg prednizolon içerir.

Yardımcı maddeler: Mikrokristalin selüloz, hidroksipropil selüloz, magnezyum stearat,

laktoz. Ürün, sığır kaynaklı laktoz hammaddesi içermektedir.

Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

Bu kullanma talimatını saklayınız. Daha sonra tekrar okumaya ihtiyaç duyabilirsiniz.

Eğer ilave sorularınız olursa, lütfen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.Bu ilaç kişisel olarak sizin için reçete edilmiştir, başkalarına vermeyiniz.

Bu ilacın kullanımı sırasında, doktora veya hastaneye gittiğinizde doktorunuza bu ilacı kullandığınızı söyleyiniz.

Bu talimatta yazılanlara aynen uyunuz. İlaç hakkında size önerilen dozun dışında yüksek veya düşük doz kullanmayınız.

Bu Kullanma Talimatında:
1.DELTACORTRİL nedir ve ne için kullanılır?

2.DELTACORTRİL’i kullanmadan önce dikkat edilmesi gerekenler

3.DELTACORTRİL nasıl kullanılır?

4.Olası yan etkiler nelerdir?

5.DELTACORTRİL’in saklanması

Başlıkları yer almaktadır.

1. DELTACORTRİL nedir ve ne için kullanılır?

DELTACORTRİL 5 mg’lık beyaz, yuvarlak ve çentikli tabletler halinde 20 tabletlik blister

ambalajlarda takdim edilmektedir. DELTACORTRİL alerjileri, iltihaplanmayı (enflamasyonu)

ve romatizmal rahatsızlıkları önleyen ve baskılayan bir kortizon ürünüdür.

Bu ilaç, romatoid artritte (eklemlerde ağrı ve şişliğe neden olan uzun süreli bir hastalık) İnflamasyon reaksiyonu gibi, vücudun reaksiyonlarının baskılanmasını gerektiren durumlarda kullanılır. Diğer örnekleri bağ doku hastalığı (sistemik lupus eritematozus), kan damarları çeperi iltihaplanması, bağ doku değişiklikleri, astım, ciddi bağırsak iltihaplanması (ülseratif kolit), bazı kan hastalıkları, ciddi alerjik durumlar ve tümörlerin tedavisidir.

DELTACORTRİL, lösemi (akut ve lenfatik), malign lenfoma ve multipl miyelom adı verilen kanser türlerini de içeren belirli kanserlerin genel tedavisinin bir parçası olarak kullanılır.

DELTACORTRİL; romatoid artrit, juvenil kronik artrit, ankilozan spondilit adı verilen romatizmal hastalıkların ve sistemik lupus eritematozus, sistemik dermatomyozit (polimiyozit), şiddetli karditli romatizmal ateş, dev hücreli arterit/ romatizmal polimiyalji adı verilen bağ dokusu hastalıklarının tedavisinde kullanılır.

DELTACORTRİL; birincil ve ikincil adrenal yetmezlik ve konjenital adrenal hiperplazi adı verilen endokrin bozuklukların tedavisinde kullanılır.

DELTACORTRİL; sarkoidoz ve D vitamini fazlalağını da içeren kandaki kalsiyum seviyesinin fazla olması olarak tanımlanan hiperkalsemi tedavisinde kullanılır.

2.DELTACORTRİL’i kullanmadan önce dikkat edilmesi gerekenler

DELTACORTRİL’i aşağıdaki durumlarda KULLANMAYINIZ

Eğer,

•Prednizolona veya bu ilacın içerdiği diğer bileşenlerin herhangi birine karşı alerjik iseniz. •Mantar enfeksiyonunuz varsa.

•Bağışıklık sistemini baskılayıcı dozlarda kortikosteroid kullanırken canlı bir aşı ile aşılanmamalısınız.

DELTACORTRİL’i aşağıdaki durumlarda DİKKATLİ KULLANINIZ

Aşağıdaki durumlar varsa DELTACORTRİL’i kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız:

•Bir enfeksiyonunuz varsa veya prednizolon tedavisi sırasında bir enfeksiyon geçirirseniz •Normalin altında çalışan tiroid bezi (aynı zamanda hipotiroidizm olarak da bilinir) •Karaciğer hastalığı veya böbrek yetmezliği
•Nöbet geçirdiyseniz
•Miyastenia gravis (kas güçsüzlüğüne yol açan bir hastalık)
•Tüberkülozunuz (verem) varsa veya daha önce tüberküloz tedavisi geçirdiyseniz •Mide ülseriniz, oniki parmak bağırsağı ülseri veya iltihaplı bir bağırsak hastalığınız varsa (örn. ülseratif kolit veya divertikülit)
•Şeker hastalığınız varsa
•Kalp hastalığınız varsa, örn.; kalp yetmezliği veya yüksek kan basıncı
•Daha önce kan pıhtılaşma sorunu yaşadıysanız (venöz tromboz gibi) veya buna karşı bir eğiliminiz varsa
•Duygusal çalkantı yaşıyorsanız veya psikoz eğiliminiz varsa
•Herhangi bir ilaca karşı alerjiniz varsa
•Kemik erimesi varsa (osteoporoz)
•Böbrek üstü bezinde tümörünüz varsa (feokromasitoma)
•Yeni oluşan kan damarları veya bağırsak anastomozları

•Eğer otoimmün bir hastalık olan sistemik sklerozlu (skleroderma) bir hasta iseniz, DELTACORTRİL kullanmadan önce doktorunuzu bilgilendirmelisiniz. Skleroderma için günde 15 mg ve daha yüksek dozda prednisolon (ve eşdeğeri) ilaç kullanımı halinde, Skleroderma Renal Kriz adıyla bilinen ciddi sorunun oluşum riski artabilir. Skleroderma Renal Kriz belirtileri tansiyon artışı ve idrar miktarı azalmasıdır. Doktorunuz tansiyon ve idrar miktarı kontrolleri önerebilir

Eğer tedaviniz sırasında aşağıdakilerden biri gerçekleşirse doktorunuzla iletişime geçiniz:

•Ciddi psikiyatrik yan etkiler yaşıyorsanız, örn.; depresyon ve intihar düşüncesi. Bunlar prednizolon kullanmayı bıraktığınızda da gerçekleşebilir.

•Bulanık görüyorsanız veya başka görme bozukluklarınız varsa.

•Prednizolon ile tedavi olduğunuz dönemde alışılmışın dışında fiziksel veya zihinsel strese maruz kalırsanız (örn. enfeksiyon, ameliyat, travma). Doz artırımına gereksinim duyulabilir.

Prednizolon tedavisi enfeksiyonlara karşı direncinizi düşürebilir, bu da tedavi esnasında enfeksiyonlardan daha kolay etkilenebilmeniz anlamına gelir. Bir kortizon ürünü kullanırken su çiçeği ve kızamık daha ciddi olabilir. Eğer daha önce bu hastalıkları geçirmediyseniz, tedavi sırasında su çiçeği veya kızamığa maruziyetten kaçınmalısınız ancak yine de bu durum gerçekleşirse doktorunuzla iletişime geçmelisiniz.

Eğer prednizolon tedavisi sırasında aşı olduysanız, aşı olmadan önce tedaviniz hakkında doktorunuzu bilgilendirmelisiniz.

Kanser tedavisi sırasında kortikosteroidler kullanıldığında tümör lizis sendromu ortaya çıkabilir. Kanser hastasıysanız ve kas krampları, kas güçsüzlüğü, bilinç bulanıklığı, düzensiz kalp atışı, görme kaybı veya görme bozuklukları ve nefes darlığı gibi tümör lizis sendromu belirtileriniz varsa doktorunuza söylemelisiniz.

Kortikosteroidler bebekler, çocuklar ve adolesanlarda büyüme geriliğine yol açabilmektedir ve bu yüzden uzun süreli kullanımından kaçınılmalıdır. Eğer uzun süreli tedavi gerekirse, bebek ve çocukların büyüme ve gelişimi doktorunuz tarafından yakından takip edilmelidir.

Tedavinin aniden kesilmesi aşağıdaki durumlara neden olabilir (bkz. Bölüm 3 DELTACORTRİL ile tedavi sonlandırıldığındaki oluşabilecek etkiler):
•Böbrek üstü bezi yetmezliği adı verilen; ciddi halsizlik, tansiyon düşüklüğü, bulantı, kusma, karın ağrısı, bilinç bulanıklığı, sıvı elektrolit (iletkenlik özelliği taşıyan mineral) kaybı ile seyreden ve ölümcül olabilen bir tablo ortaya çıkabilir (ilacı aniden kesmeyiniz, ilacı bırakırken doktorunuz kademeli doz azaltması yapacaktır).

•İştahsızlık, mide bulantısı, kusma, halsizlik, baş ağrısı, ateş, eklem ağrısı, deri döküntüsü, kas ağrısı, kilo kaybı ve/veya tansiyon düşüklüğü gibi semptomlarla kendini gösteren steroid yoksunluk sendromu meydana gelebilir. Bu etkilerin düşük

kortikosteroid seviyelerinden ziyade glukokortikoid konsantrasyonundaki ani değişimden kaynaklandığı düşünülmektedir.

DELTACORTRİL’in yiyecek ve içecek ile kullanılması

DELTACORTRİL su ile birlikte bütün halde yutulmalıdır. Yiyecek ve diğer içecekler ile kullanıma ilişkin özel bir öneri bulunmamaktadır.

Hamilelik

İlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

Hamileyseniz veya bebeğinizi emziriyorsanız, hamile olabileceğinizi düşünüyorsanız veya bebek sahibi olmayı planlıyorsanız, bu ilacı almadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışın.

Fetüse zarar verme riski bulunmaktadır.

Doğum kontrol yöntemi kullanımı konusunda doktorunuza danışınız.

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar kortikosteroidlerin doğurganlıkta bozukluğa yol açtığını göstermiştir.

Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

Emzirme

İlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

DELTACORTRİL insan sütüne geçer ancak muhtemelen emzirilen bebeği etkilemeyecektir.

Araç ve makine kullanımı

DELTRACORTİL kullanımı sırasında baş dönmesi, görme bozuklukları ve yorgunluk hissedilebilir. Eğer bu tip etkiler hissedilirse, hasta araç veya makine kullanmamalıdır.

Motorlu bir araç kullanma veya yoğun konsantrasyon gerektiren bir işi yürütme konusundaki kapasitenizi değerlendirmek sizin sorumluluğunuzdadır. Bu konudaki yeteneğinizi etkileyen faktörlerden biri etkilerinden ve/veya yan etkilerinden dolayı ilaç kullanımıdır. İlacın etkileri ve yan etkileri diğer bölümlerde açıklanmıştır. Kılavuz olması açısından bu talimatın tamamını okuyunuz. Emin değilseniz, doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

DELTACORTRİL’in içeriğinde bulunan bazı yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler

Bu tıbbi ürün laktoz ihtiva eder. Eğer daha önceden doktorunuz tarafından bazı şekerlere karşı dayanıksızlığınız olduğu söylenmişse bu tıbbi ürünü almadan önce doktorunuzla temasa geçiniz.

Diğer ilaçlar ile birlikte kullanımı

Reçetesiz satılan ilaçlar da dahil olmak üzere, başka herhangi bir ilaç alıyorsanız veya yakın zamanda aldıysanız doktorunuza veya eczacınıza bildiriniz.

Eğer bu ilaç belli başlı ilaçlar ile aynı zamanda alındıysa tedavinin etkisini değiştirebilir. Aşağıdaki ilaçlardan herhangi birini kullanıyorsanız, doktorunuzun bu durumu bilmesi özellikle önemlidir:

•Rifampisin, isoniazid (tüberküloz tedavisinde kullanılır)
•Kan inceltici ilaçlar (kanın pıhtılaşma kapasitesini etkileyen ilaçlar)
•Karbamazapin, fenobarbital, fenitoin (epilepsi ilaçları)
•Antikolinerjik ilaçlar (vücudun kendi oluşturduğu madde olan asetilkolin etkisini yok eden ilaçlar, örnek olarak Parkinson hastalığı ve astım tedavisinde kullanılır)
•Kolinesteraz inhibitörleri (bir tür kas güçsüzlüğü hastalığı olan miyastenia gravis ve Alzheimer hastalığı tedavisinde kullanılır)
•Tablet formda insülin ve diyabet ilaçları. Kortizon ürünleri antidiyabetik ilaçların kan şekeri düşürme etkisini bozabilir.

•Kobisistat (HIV enfeksiyonunu tedavi etmek için kullanılan antiviral ilaç)
•Östrojenler (örn.; doğum kontrol haplarında kullanılır)
•Asetilsalisilik asit veya diğer steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİler) (ağrı kesici ve iltihap giderici olarak kullanılır) Kortizon ürünleri ile birlikte kullanımında mide ülseri riski artabilir.

•Tiazidler, furosemid, etakrinik asit (potasyum tüketici diüretikler)
•Ksantinler (örn.; teofilin, astım tedavisinde kullanılır)
•Beta-2 uyarıcıları (örn.; salbutamol, terbutalin, salmeterol, formoterol, astım tedavisinde kullanılır)
•Amfeterisin B (mantar enfeksiyonu için antibiyotik)

Eğer aşılanmanız gerekiyorsa, doktorunuzu DELTACORTRİL kullandığınız konusunda bilgilendiriniz.

Eğer reçeteli ya da reçetesiz herhangi bir ilacı şu anda kullanıyorsanız veya son zamanlarda kullandınız ise lütfen doktorunuza veya eczacınıza bunlar hakkında bilgi veriniz.

3. DELTACORTRİL nasıl kullanılır?

Uygun kullanım ve doz/uygulama sıklığı için talimatlar:

Bu ilacı her zaman doktorunuzun size açıkladığı şekilde alınız. Emin değilseniz, doktorunuza veya eczacınıza danışın.

Alacağınız doz, doktorunuz tarafından sizin için özel ayarlanarak belirlenecektir.

Tedavi genellikle yüksek dozda başlar ve daha sonra yeterli etkinin elde edildiğinden emin olunduğu sabit idame doza düşürülür. Tedaviyi sonlandırma zamanı geldiğinde doz yavaşça Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

azaltılmalı ve en sonunda tamamen kesilmelidir. Doktorunuza danışmadan tedaviyi sonlandırmayınız.

Ateş ve stres gibi gerilimler durumunda doktorunuzla iletişime geçmelisiniz, doz ayarlaması gerekli olabilir.

Uygulama yolu ve metodu:
Tabletler su ile tüm yutulmalıdır.

Değişik yaş grupları:
Çocuklarda kullanımı:
Steroid kullanımı bebekler, çocuklar ve ergenlerde büyüme geriliğine yol açabilmektedir ve bu yüzden uzun süreli uygulanmasından kaçınılmalıdır. Eğer uzun süreli tedavi gerekirse, bebek ve çocukların büyüme ve gelişimi yakından takip edilmelidir.

Yaşlılarda kullanımı:
İleri yaştaki hastaların tedavisi sırasında, özellikle de uzun dönemli tedavi planlanırken, kortikosteroidlerin sık görülen yan etkilerinin yaşlılarda daha ciddi sonuçlara yol açacağı akılda tutulmadır.

Özel kullanım durumları:
Karaciğer/Böbrek yetmezliği:
Karaciğer veya böbrek yetmezliğinde özel bir doz ayarlaması yapmaya gerek yoktur. Eğer DELTACORTRİL’in etkisinin çok güçlü veya zayıf olduğuna dair bir izleniminiz var ise doktorunuz veya eczacınız ile konuşunuz.

Kullanmanız gerekenden daha fazla DELTACORTRİL kullandıysanız:
Eğer kullanmanız gerekenden daha fazla ilaç aldıysanız ya da bir çocuk kazara ilacı aldıysa, risk ve tavsiye için bir doktor, hastane veya Ulusal Zehir Danışma merkezi (tel.114) ile iletişime geçiniz.

DELTACORTRİL’den kullanmanız gerekenden fazlasını kullanmışsanız bir doktor veya eczacı ile konuşunuz.

DELTACORTRİL’i kullanmayı unutursanız: Unutulan dozları dengelemek için çift doz almayınız.

Eğer bu ürünle ilgili daha başka sorularınız varsa doktorunuz veya eczacınıza danışınız.

DELTACORTRİL ile tedavi sonlandırıldığındaki oluşabilecek etkiler

Eğer DELTACORTRİL’i 3 haftadan daha uzun süredir ve yaklaşık 7,5 mg ya da eşdeğeri bir dozun üzerinde kullanıyorsanız, ilaç aniden kesilmemelidir. Tedavi doktorunuzun talimatları uyarınca aşamalı olarak azaltılmalıdır. Tedavinin aniden kesilmesi ciddi yan etkilere sebep olabilir.

Doktorunuz hastalık belirtilerinizin tekrar etme riskinin olmadığını düşünüyorsa, 3 haftaya kadar süren DELTACORTRİL tedavisinin aniden kesilmesi uygundur. Aşağıdaki durumlardan birisi sizde mevcut ise tedaviniz 3 hafta veya daha az sürmüş olsa dahi, doktorunuz prednizolon tedavisinin aşamalı olarak kesilmesini uygun görebilir:

•Tekrarlayan sistemik kortikosteroid (prednizolon veya eşdeğeri) tedavisi aldıysanız (özellikle de tedaviniz 3 haftadan uzun süreli ise),
•Uzun vadeli (aylar veya yıllar) bir tedavi kesildikten sonraki bir yıl içinde kısa süreli tedavi aldıysanız,
•Dış kaynaklı kortikosteroid tedavisi dışında başka bir sebeple adrenokortikal yetmezlik (böbrek üstü bezi yetmezliği) durumu ortaya çıkması riskiniz var ise,
•Günlük 40 mg’ın üzerinde sistemik kortikosteroid (prednizolon veya eşdeğeri) tedavisi aldıysanız,
•Akşamları tekrar dozu aldıysanız.

DELTACORTRİL’in aniden kesilmesi sonucunda “Steroid yoksunluk sendromu” oluşabilir.

Bu sendrom iştahsızlık, bulantı, kusma, yorgunluk, baş ağrısı, ateş, eklem ağrısı, soyma cildi,

kas ağrısı, kilo kaybı ve/veya düşük kan basıncı gibi semptomları içerir. DELTACORTRİL’in

kullanımını kestikten sonra bu semptomlardan herhangi birini deneyimlerseniz doktorunuz ile

iletişime geçiniz.

Eğer bu ilacın kullanımı hakkında ilave sorularınız olursa, doktorunuza veya eczacınıza

danışınız.

4.Olası yan etkiler nelerdir?

Her ne kadar herkeste görülmese de tüm ilaçlar gibi, bu ilacın içeriğinde bulunan maddelere

duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.

Yan etkiler çoğunlukla uzun süreli tedavi sırasında ortaya çıkar, ancak ayrıca doz yüksekliğine

ve bireysel duyarlılığa göre de değişmektedir.

Aşağıdakilerden biri olursa, DELTACORTRİL’i kullanmayı durdurunuz ve DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:

•Anjiyoödem (ciltte yaygın ödem oluşması ile kendini belli eden alerjik reaksiyon) dahil

ciddi alerjik reaksiyonlar (bilinmeyen sayıda insanı etkileyebilir)

Belirtiler aşağıdakileri içerebilir:

•Yüzde, dilde veya boğazda şişkinlik

•Yutma zorluğu

•Kurdeşen ve nefes almada zorluk Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

•Ateş

•Kan basıncında düşüş

•Feokromositoma (böbrek üstü bezi tümörü) kaynaklı kriz (bilinmeyen sayıda insanı

etkileyebilir)

Belirtiler aşağıdakileri içerebilir:

•Baş ağrısı atakları

•Çarpıntı

•Terleme

•Ciltte soluklaşma

•Akut böbrek krizi (hali hazırda bir otoimmun hastalık olan sklerodermadan muzdarip

hastalarda, bkz. Bölüm 2 DELTACORTRİL’i kullanmadan önce dikkat edilmesi

gerekenler) (bilinmeyen sayıda insanı etkileyebilir)

Belirtiler aşağıdakileri içerebilir:

•Yüksek kan basıncı ve idrar üretiminde azalma

•İntihar düşünceleri (bkz. Bölüm 2 DELTACORTRİL’i kullanmadan önce dikkat edilmesi

gerekenler) (bilinmeyen sayıda insanı etkileyebilir)

Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir. Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, sizin DELTACORTRİL’e karşı ciddi alerjiniz var demektir. Acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.

Yaşayabileceğiniz diğer yan etkiler ve sıklıkları:

Çok yaygın : 10 hastanın en az birinde görülebilir.

Yaygın : 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir. Yaygın olmayan : 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinden fazla görülebilir.

Seyrek : 1.000 hastanın birinden az, fakat 10.000 hastanın birinden fazla görülebilir.

Çok seyrek : 10.000 hastanın birinden az görülebilir.

Bilinmiyor : Eldeki verilerden hareketle tahmin edilmiyor.

Yaygın:

•Enfeksiyonlar, prednizolonun bağışıklık sistemi baskılayıcı etkisi bazı enfeksiyonların

yeniden alevlenmesine (aktifleşmesine) sebep olabilir (örn. Tüberküloz)

•Bazı hormonlarda düşük konsantrasyon, Cushingoid yüz belirtileri, çocuklarda büyüme

geriliği

•Düşük potasyum seviyeleri, vücutta sodyum tutulumu, kanda ve idrarda şeker içeriğinde

artış, kemiklerde kırılganlık

•Sıvı tutulumu sebebiyle şişkinlik, yüksek kan basıncı

•Deride incelme, yara iyileşmesinde bozulma

•Kas kitlesi kaybı.

Yaygın olmayan:

•Psikolojik rahatsızlıkların aktifleşmesi (yüksek dozda) •Katarakt, glokom

Seyrek:

•Depresyon
•Daha önce zihinsel rahatsızlık yaşamayan hastalarda taşkınlık nöbeti (mani) •Kafatasında tehlikesiz basınç artışı
•Kemik dokusu harabiyeti, tendon bozukluğu

Bilinmiyor:

•Beyaz kan hücresi sayısında artış (lökositoz)
•İlaca aşırı duyarlılık
•Tedavinin kesilmesi sırasında yoksunluk sendromu (bkz. Bölüm 3).

•Kanın pH değerinde düşüş, kan potasyum değerinde azalma, kan lipitlerinde artış, glikoz toleransının bozulması, şeker hastalığının kötüleşmesi, vücudun izole bölgelerinde yağ dokuları birikimi, iştah artışı (kilo artışına sebep olabilir)
•Duygusal belirtiler (öfori, duygusal dengesizlik, ilaç bağımlılığı dahil), psikotik bozukluklar (sanrı, halüsinasyon ve şizofreni dahil), kişilik değişimi, kafa karışıklığı, kaygı bozukluğu, ruh halinde değişim, anormal davranışlar, uyku bozuklukları, asabiyet •Nöbet, hafıza sorunları, düşünsel bozukluklar, baş dönmesi, baş ağrısı, omurga çevresinde yağ artışı
•Görme bozukluğu (merkezi seröz korioretinopati), pörtlek gözler, bulanık görme
•Kalp yetmezliği (duyarlı hastalarda), yavaş kalp hızı
•Kan pıhtıları
•Hıçkırık
•Mide ülseri, bağırsakta delik (perforasyon), pankreasın iltihaplanması, yutakta (özofagus) iltihaplanma ve ülser, karın şişliği, karın ağrısı, ishal, sindirim problemleri, mide bulantısı •Kadınlarda vücuttaki kıllarda artış, ciltte kanama, morarma, ciltte kızarıklık, terleme, deri çatlakları (göğüs ve karında mavi-kırmızı çizgiler), kaşıntı, kurdeşen, sivilce
•Kas güçsüzlüğü, kas ağrısı, daha önce bir travma olmaksızın kemik kırılması, eklem parçalanması, eklem ağrısı
•Düzensiz regl
•Yorgunluk, bitkinlik
•İdrardaki kalsiyum seviyesinde artış, karaciğer değerlerinde artış (alanin aminotransferaz, aspartat aminotransferaz), kanda alkalin fosfatazda artış, kan üre seviyelerinde artış (kan testi sonuçlarında görülür), cilt testlerine reaksiyonda azalma.

•Skleroderma hastalarında Skleroderma Renal Kriz. Skleroderma Renal Kriz belirtileri; tansiyon artışı ve idrar miktarı azalmasıdır.

Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.

Yan etkilerin raporlanması
Kullanma talimatında yer alan veya almayan herhangi bir yan etki meydana gelmesi durumunda hekiminiz, eczacınız veya hemşireniz ile konuşunuz. Ayrıca karşılaştığınız yan etkileri www.titck.gov.tr sitesinde yer alan “İlaç Yan Etki Bildirimi” ikonuna tıklayarak ya da 0 800 314 00 08 numaralı yan etki bildirim hattını arayarak Türkiye Farmakovijilans Merkezi’ ne (TÜFAM) bildiriniz. Meydana gelen yan etkileri bildirerek kullanmakta olduğunuz ilacın güvenliliği hakkında daha fazla bilgi edinilmesine katkı sağlamış olacaksınız.

5. DELTACORTRİL’in Saklanması

DELTACORTRİL’i çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız.

30°C’nin altında nem ve ışıktan korunarak saklanması gerekmektedir.

Son kullanma tarihiyle uyumlu olarak kullanınız.

Ambalajın üzerinde belirtilen son kullanma tarihinden sonra DELTACORTRİL’i kullanmayınız.

Son kullanma tarihi geçmiş veya kullanılmayan ilaçları çöpe atmayınız! Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığınca belirlenen toplama sistemine veriniz.

Ruhsat Sahibi: Pfizer PFE İlaçları A.Ş. Şişli / İstanbul

Üretim Yeri:Viatris İlaçları Ltd. Şti. Beşiktaş / İstanbul

Bu kullanma talimatı ……… tarihinde onaylanmıştır.

Doktorlar İçin Kullanma Talimatı

KISAÜRÜNBİLGİSİ 1.BEŞERİTIBBİÜRÜNÜNADI
DELTACORTRİL 5 mg tablet
2.KALİTATİFVEKANTİTATİFBİLEŞİM

Etkin madde: Prednizolon

5 mg

Yardımcı maddeler:
Laktoz (Sığır kaynaklı) 74 mg
Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3.FARMASÖTİKFORM
Tablet.

Beyaz, yuvarlak, çentikli tablet.

4.KLİNİKÖZELLİKLER
4.1. Terapötik endikasyonlar
DELTACORTRİL’in antiinflamatuvar ve immünosupresif etkilerine ihtiyaç duyulan durumlarda non-spesifik tedavi olarak kullanılır. Örneğin romatoid artrit, SLE, temporal arterit ve periarterit nodosa gibi bazı vaskülit çeşitleri, sarkoidoz, bronşiyal astım, ülseratif kolit, hemolitik anemi ve granülositopeni ve ayrıca ciddi alerjik durumlar dahildir.

Tümör tedavisi, akut lösemi, lenfoma, meme kanseri ve prostat kanserinin bazı vakaları.

DELTACORTRİL geniş bir yelpazede gerek non-malign (ör: idiyopatik trombositopenik purpura, hemolitik anemi vs.) gerekse malign (lenfoma, lösemi, multipl miyelom) hematolojik hastalıkların tedavisinde tek başına veya diğer tedavi edici ajanlarla kombine olarak endikedir.

Romatizmal hastalıklar: Romatoid artrit, juvenil kronik artrit, ankilozan spondilit,
Kollajen doku hastalıkları: Sistemik lupus eritematozus, sistemik dermatomyozit (polimiyozit), şiddetli karditli romatizmal ateş, dev hücreli arterit/ romatizmal polimiyalji.

doz, olabilecek en düşük idame doza kadar her iki veya beş günde bir (yüksek dozlar için daha

hızlı) 2,5-5 mg arasında azaltılmalıdır. Bunun 10 mg/24 saati geçmemesi tercih edilmektedir.

Eğer idame dozun hepsi sabah veriliyorsa (8:00), DELTACORTRİL günlük doğal

adrenokortikal ritim ile eşzamanlı işler ve minimal adrenokortikal inhibisyona yol açar. Bu tür

doz uygulaması genellikle başlangıçta denenebilir ancak bazı durumlarda, örn.; belirgin sabah

sertliği olan romatizma hastalarında ve gece boyunca kortikosteroid tedavisi ihtiyacı olan astım

hastalarında gece geç saat dozlaması veya dozun bölünmesi tercih edilebilir.

Bazı astım, alerji durumları, dermatoz, vb. durumlarda günlük dozun iki katı, tek seferde,

günaşırı olarak verilmesi tercih edilebilir.

Kolajenoz: Günlük 20-30 mg’lık başlangıç dozları sıklıkla etkilidir. Daha şiddetli semptomları

olanlar daha yüksek dozlar gerektirebilir.

Romatoid artrit: Olağan başlangıç dozu günde 10-15 mg’dır. Tolere edilebilir semptomatik

rahatlama ile uyumlu en düşük günlük idame dozu önerilir.

Tedavi, özellikle de yüksek dozlardan sonra, aşamalı olarak kesilmelidir.

Uzun dönem tedavi sonucunda hastanın kendi ACTH sekresyonu azalabileceğinden dozlama

aşamalı olarak sonlandırılmalıdır.

Sistemik kortikosteroidleri 3 haftadan daha uzun süre boyunca ve fizyolojik dozun (yaklaşık 7,5 mg prednizolon veya eşdeğeri) üzerinde alan hastalarda, ilaç aniden kesilmemelidir. Doz azaltmanın nasıl yapılması gerektiği, büyük ölçüde, sistemik kortikosteroidlerin dozu azaltıldığında hastalığın relaps olasılığının olup olmadığına bağlıdır. İlacın kesilmesi sırasında hastalık aktivitesinin klinik değerlendirmesi gerekebilir. Eğer sistemik kortikosteroid tedavisi kesildiğinde hastalığın relaps olasılığı yoksa ancak hipotalamik-pitüiter-adrenal (HPA) baskılanması konusunda şüphe varsa, kortikosteroid dozu hızla fizyolojik dozlara düşürülebilir. Prednizolonun 7,5 mg dozuna eşdeğer günlük doza erişildiğinde, HPA aksının düzelmesi için doz azaltımı daha yavaş olmalıdır.

Hastalığın relaps riskinin olmadığı düşünülüyorsa, 3 haftaya dek süren sistemik kortikosteroid tedavisinin aniden kesilmesi uygundur. 3 hafta boyunca günde 40 mg doza dek uygulanan prednizolon veya eşdeğeri aniden kesilirse klinik olarak anlamlı HPA aksı baskılanmasına yol açması hastaların çoğu için olası değildir. Aşağıdaki hasta gruplarında ise tedavi 3 hafta veya daha az sürse dahi, sistemik kortikosteroid tedavisinin aşamalı olarak kesilmesi düşünülmelidir:

•Tekrarlayan sistemik kortikosteroid tedavisi alan hastalar (özellikle de tedavi 3 haftadan uzun süreli ise)
•Uzun vadeli (aylar veya yıllar) bir tedavi kesildikten sonraki bir yıl içinde kısa süreli tedavi alan hastalar
•Eksojen kortikosteroid tedavi dışında başka bir sebeple adrenokortikal yetmezlik durumu ortaya çıkabilecek hastalar
•Günlük 40 mg’ın üzerinde prednizolon (veya eşdeğeri) ile sistemik kortikosteroid tedavisi alan hastalar
•Akşamları tekrar dozu alan hastalar Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Stres durumlarında, öncesinde ve sonrasında dozaj artırılabilir.

Ateş ve stres durumunda dozaj artırılabilir.

Kortizon tedavisi sırasında diyabet hastalarının insülin dozu artırılmalıdır.

Uygulama şekli:

Ağızdan alınır.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek/Karaciğer yetmezliği:
Böbrek veya karaciğer yetmezliğinde özel bir doz ayarlaması yapmaya gerek yoktur.

Pediyatrik popülasyon:
Kortikosteroidler bebekler, çocuklar ve adolesanlarda büyüme geriliğine yol açabilmektedir ve bu yüzden farmakolojik dozların uzun süreli uygulanmasından kaçınılmalıdır. Eğer uzun süreli tedavi gerekirse, bebek ve çocukların büyüme ve gelişimi yakından takip edilmelidir.

Geriyatrik popülasyon:
İleri yaştaki hastaların tedavisi sırasında, özellikle de uzun dönemli tedavi planlanırken, kortikosteroidlerin sık görülen yan etkilerinin yaşlılarda daha ciddi sonuçlara yol açacağı akılda tutulmadır (Bkz. Bölüm 4.4).

4.3. Kontrendikasyonlar
Etkin maddeye veya bölüm 6.1’de listelenen herhangi bir yardımcı maddeye karşı aşırı duyarlılık.

Sistemik mantar enfeksiyonu.

İmmünosupresif dozlarda kortikosteroid alan hastalarda canlı aşı uygulaması kontrendikedir. Genel olarak prednizolon tedavisinin hayat kurtarıcı olduğu durumlarda kontrendikasyonlar geçerli değildir.

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
Glukokortikoid tedavisinin komplikasyonlarının tedavinin dozuna ve uzunluğuna bağlı olduğu ilgili doz ve tedavi süresi için her bir bireyde özel bir yarar/risk değerlendirmesi ve ayrıca günlük veya aralıklı tedavinin uygun olup olmadığına dair değerlendirme yapılmalıdır.

Tedavi edilen hastalığı kontrol etmek için gerekli olan en düşük kortikosteroid dozu kullanılmalıdır. Doz azaltımı mümkün olduğunda bu uygulama aşamalı olarak yapılmalıdır.

İmmünosupresif etkiler/ enfeksiyonlara duyarlılık artışı:
Prednizolon dahil olmak üzere glukokortikoidler enfeksiyonlara duyarlılığı artırabilir, enfeksiyonların bazı semptomlarını maskeleyebilir ve tedavi sırasında yeni enfeksiyon oluşumuna yol açabilir. Kortikosteroidlerin tek başına veya hücresel bağışıklık, humoral bağışıklık veya nötrofil fonksiyonunu etkileyen diğer immünosupresif ajanlar ile kombinasyon Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

edebilir. Bu enfeksiyon hafif olabilir ancak ciddi ve bazen ölümcül olabilir. Artmış dozda enfeksiyöz komplikasyon riski artar.

Bir enfeksiyon durumunda, enfeksiyonun nedenine yönelik bir tedaviyle birlikte uygulanmıyorsa glukokortikoidler verilmemelidir.

Kortikosteroid ile tedavi edilen bağışıklık kazanmamış çocuk ve erişkinlerde suçiçeği ve kızamık çok daha ağır ve hatta ölümcül seyredebilir. Bu hastalıkları geçirmemiş olan çocuk ya da erişkinler kortikosteroidleri immünosupresyon yapacak dozda almaktaysa, su çiçeği ve kızamık geçirmekte olan kişilerle temastan kaçınmaları ve temas etmiş olmaları durumunda hekime başvurmaları konusunda uyarılmalıdırlar.

Aktif tüberkülozda prednizolon kullanımı, uygun antitüberküloz tedavi rejimi ile kortikosteroidlerin birlikte kullanıldığı fulminan veya disemine tüberküloz vakalarına sınırlandırılmalıdır. Latent tüberkülozlu veya tüberkülin reaktivitesi olan hastalarda kortikosteroidler gerekiyorsa, hastalığın reaktivasyonu olabileceğinden yakın gözlem gereklidir. Bu hastalarda uzun süreli kortikosteroid tedavisi süresince tüberküloz profilaksisi yapılmalıdır.

Yüksek dozlarda kortikosteroidler aktif immünizasyonu engelleyebilir. Canlı aşı uygulaması yakın izlem altında gerçekleştirilmeli ve immünosupresif dozlarda uzun süreli kortikosteroid tedavisi alan kişilere uygulanmamalıdır.

Bağışıklık sistemi bozuklukları:
Kortikosteroidler ile tedavi edilen hastalarda nadiren deri enfeksiyonları ve anafilaktik/anafilaktoid reaksiyonlar görüldüğünden, özellikle daha önce herhangi bir ilaca karşı alerjik reaksiyonu olan hastalarda, uygulama öncesi uygun önlemler alınmalıdır.

Endokrin bozuklukları:
Uzun süreli olarak uygulanan farmakolojik dozlardaki kortikosteroidler sekonder adrenokortikal yetmezliğine yol açabilir. Risk, tedavinin gün aşırı uygulanması ile azaltılabilir (bkz. Bölüm 4.2).

Kortikosteroid alan hastalar alışılmışın üstünde strese maruz kaldıklarında (örneğin, enfeksiyon, cerrahi, travma), stres durumundan önce, stres sırasında ve stresten sonra dozaj artırımına gereksinim duyabilirler.

Tedavinin aniden kesilmesiyle, ölümcül sonuca yol açan akut adrenal yetmezlik de ortaya çıkabilmektedir. İlaca bağlı sekonder adrenokortikal yetmezlik, dozajın aşamalı olarak azaltılmasıyla asgariye indirilebilir. Bu tip rölatif yetmezlik tedavi kesildikten sonra aylarca sürebilir; dolayısıyla bu dönemde ortaya çıkan herhangi bir stres durumunda hormon tedavisi yeniden düzenlenmelidir. Mineralokortikoid sekresyonu bozulabileceğinden eş zamanlı olarak tuz ve/veya bir mineralokortikoid uygulanmalıdır.

Glukortikoidlerin aniden kesilmesini takiben adrenokortikal yetmezlik ile ilişkisiz olarak Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

baş ağrısı, ateş, eklem ağrısı, deri döküntüsü, miyalji, kilo kaybı ve/veya hipotansiyon gibi semptomları içerir. Bu etkilerin düşük kortikosteroid seviyelerinden ziyade glukokortikoid konsantrasyonundaki ani değişimden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Hipotiroidizmi ve karaciğer sirozu olan hastalarda kortikosteroidlerin etkisinde artma olur.

Sistemik kortikoidlerin kullanımını takiben, ölümcül olabilen, feokromositoma kaynaklı kriz raporlanmıştır. Kortikosteroidler, şüpheli veya tanımlanmış feokromositoma olan hastalara yalnızca bireysel yarar/risk tablosu göz önünde bulundurularak uygulanmalıdır.

Metabolizma ve beslenme bozuklukları:
Prednizolon dahil olmak üzere kortikosteroidler uzun dönemli tedavide kan şekerini yükseltebilir, mevcut diyabeti kötüleştirebilir ve hastaların diyabet geliştirme riskini artırabilir.

Psikiyatrik bozukluklar:
Prednizolon dahil olmak üzere kortikosteroidler ile tedavi sırasında potansiyel olarak ciddi sayılan psikiyatrik bozukluklar görülebilir. Bunlar öfori, uyku bozuklukları, ruh halinde ani değişiklikler, kişilik değişiklikleri ve şiddeti depresyondan psikotik alevlenmelere kadar değişkenlik gösterebilir. Ayrıca duygusal dengesizlikleri veya psikotik eğilimleri olanlarda kortikosteroidler durumun ağırlaşmasına sebep olabilir (bkz. Bölüm 4.8). Semptomlar genellikle tedavi başladıktan sonra birkaç gün veya haftada ortaya çıkmaktadır. Pek çok reaksiyon doz azaltıldıktan veya kesildikten sonra geçmektedir, ancak spesifik tedavi gerekli olabilir.

Kortikosteroidlerin kesilmesinden sonra psikolojik etkiler bildirilmiştir; sıklığı bilinmemektedir. Hastalar/bakıcılar eğer psikolojik belirtilerin geliştiğinden, özellikle de depresif ruh durumundan veya intihar düşüncelerinden endişe ederse tıbbi yardım almaya teşvik edilmelidir. Hastalar ve/veya bakıcıları, sistemik steroidlerin doz azaltımı veya kesilmesi sırasında veya sonrasında ortaya çıkabilecek olası psikiyatrik bozukluklara karşı tetikte olmalıdır.

Sinir sistemi bozuklukları:
Nöbet bozukluğu olan hastalarda kortikosteroidler dikkatli kullanılmalıdır.

Kalp hastalıkları:
Glukokortikoidlerin dislipidemi ve hipertansiyon gibi kardiyovasküler sistem üzerindeki advers etkileri, mevcut kardiyovasküler risk faktörleri olan ve yüksek dozlarda ve uzun süreli glukokortikoid tedavisi alan hastalarda ilave kardiyovasküler olaylara neden olabilir. Buna göre, bu hastalarda kortikosteroidler dikkatli kullanılmalı ve gerektiğinde risklerin azaltılmasına ve ek kardiyak izlemeye dikkat edilmelidir. Kortikosteroid tedavisindeki komplikasyonların insidansı, düşük doz ve iki günde bir uygulanan tedavi ile azaltılabilir.

Vasküler bozukluklar:
Nadiren kortizonun kan pıhtılaşmasını artırdığı ve intravasküler tromboz, tromboembolizm ve tromboflebiti tetiklediği bildirilmiş olduğundan, tromboembolik bozuklukları olan hastalarda Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Gastrointestinal bozukluklar:
Kortikosteroidler yüksek dozlarda akut pankreatite sebep olabilir.

Kortikosteroidlerin mide ülserine sebep olduğuna dair bir kanıya varmak için evrensel bir veri mevcut değildir. Glukokortikoid tedavisi peritonit veya perforasyon, obstrüksiyon veya pankreatit gibi gastrointestinal bozukluklara eşlik eden diğer bulguları ve semptomları maskeleyebilir. NSAİİ’lar ile birlikte verilmesi sonucunda gastrointestinal ülser gelişimi riski artar.

Steroidler, non-spesifik ülseratif kolit (perforasyon olmak üzere, abse veya diğer piyojenik enfeksiyon ihtimali bulunan), divertikülit, yeni intestinal anastomoz, ve aktif veya latent peptik ülser varlığında dikkatli kullanılmalıdır.

Hepatobiliyer bozukluklar:
Nadir vakalarda hepatobiliyer bozukluklar bildirilmiştir ve bu vakaların çoğunluğunda durum tedavinin sonlandırılmasının ardından eskiye dönmüştür. Bu yüzden uygun izlem gereklidir.

Kas-iskelet ve bağ dokusu bozuklukları:
En sık nöromüsküler iletim bozukluğu olan hastalarda (örneğin, miyastenia gravis) veya nöromüsküler bloke edici ilaçlar (örneğin, pankuronyum) gibi antikolinerjiklerle birlikte tedavi gören hastalarda yüksek doz kortikosteroid kullanımıyla ortaya çıkan akut miyopati bildirilmiştir. (bkz. Bölüm 4.5). Bu akut miyopati generalizedir, oküler ve solunum kaslarını kapsayabilir ve kuadriparezi ile sonuçlanabilir. Kreatin kinaz yükselmesi meydana gelebilir. Kortikosteroidlerin kesilmesinden sonra klinik düzelme veya iyileşme haftalar veya yıllar sürebilir.

Osteoporoz hastalarında kortikosteroidler dikkatli kullanılmalıdır.

Böbrek ve idrar bozuklukları:
Böbrek yetmezliği olan hastalarda kortikosteroidler dikkatli kullanılmalıdır.

Akut renal kriz (skleroderma renal kriz):
15mg/gün ve daha yüksek dozlarda prednisolon ve eşdeğerlerini kullanan sistemik sklerozlu hastalar, ölümcül olabilen Skleroderma Renal Kriz ile beraber ani başlangıçlı hipertansiyon ve akut böbrek yetmezliği gözlenebileceği hakkında uyarılmalıdır. Bu sebeple tansiyon ve renal fonksiyon (s-kreatinin) rutin olarak izlenmelidir. Renal krizden şüphelenildiğinde, tansiyon dikkatle kontrol edilmelidir.

Elektrolitler ve sıvı dengesi üzerine etkisi:
Kalp yetmezliği veya hipertansiyon hastalarında kortikosteroidler dikkatli kullanılmalıdır. Orta veya yüksek dozda hidrokortizon ve kortizon, kan basıncı yükselmesi, tuz ve su tutulumu ve potasyum itrahında artma yapabilir. Bu etkiler, yüksek dozda kullanım dışında, sentetik türevlerle daha az bir ihtimalle ortaya çıkar. Diyette tuz kısıtlaması ve ilave potasyum verilmesi gerekebilir.

Bütün kortikosteroidler kalsiyum atılımını artırırlar. Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Göz bozuklukları:
Sistemik ve topikal kortikosteroid kullanımı ile görme bozuklukları bildirilebilir. Eğer bir hasta bulanık görme veya diğer görme bozuklukları gibi semptomlar sergilerse, katarakt, glokom veya merkezi seröz korioretinopati (CSCR) gibi sistemik ve topikal kortikoidlerin kullanımı sonucunda bildirilmiş olan muhtemel sebeplerin değerlendirilmesi için bir göz doktoruna başvurması önerilmelidir.

Pediyatrik hastalar:
Kortikosteroidler bebekler, çocuklar ve adolesanlarda büyüme geriliğine yol açabilmektedir ve bu yüzden farmakolojik dozların uzun süreli uygulanmasından kaçınılmalıdır. Eğer uzun süreli tedavi gerekirse, bebek ve çocukların büyüme ve gelişimi yakından takip edilmelidir (bkz. Bölüm 4.2).

Uzun süreli kortikosteroid tedavisi gören bebek ve çocuklar intrakraniyal basınçta artışa dair özel risk altındadır.

Tümör lizis sendromu (TLS):
Pazarlama sonrası deneyimde, sistemik kortikosteroidlerin tek başına veya diğer kemoterapötik ajanlarla kombinasyon halinde kullanımını takiben hematolojik maligniteler ve solid tümörler dahil olmak üzere malignitesi olan hastalarda tümör lizis sendromu (TLS) bildirilmiştir. Yüksek proliferatif hıza, yüksek tümör yüküne ve sitotoksik ajanlara karşı yüksek duyarlılığa sahip tümörleri olan hastalar gibi yüksek TLS riski taşıyan hastalar yakından izlenmeli ve uygun önlemler alınmalıdır.

Yardımcı maddeler:
Nadir kalıtımsal sorunlar olan galaktoz intoleransı, toplam laktaz yetmezliği veya glikoz-galaktoz malabsorpsiyonu olan hastalar bu ilacı almamalıdır.

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri
DELTACORTRİL’in aşağıdaki kombinasyonları doz ayarlaması gerektirebilir.

Fenobarbital, fenitoin ve karbamazepin:
Fenobarbital (aynı zamanda bir primidon metabolitidir), fenitoin ve karbamezepin, monoterapi veya kombinasyon halinde, hidrokortizon, prednizolon ve metil prednizolonun metabolizmasını indükleyebilir (astım hastası çocuklarda görülür), bundan sebeple bir doz artışı ihtiyacı doğar. Bu etkileşim muhtemelen tüm glukokortikoidler grubunu ilgilendirmektedir.

Non steroidal anti inflamatuvar ilaçlar:
1) Kortikosteroidlerin bir NSAİİ ile birlikte verilmesi gastrointestinal kanama ve ülserasyon insidansını artırabilir.

2) Kortikosteroidler yüksek dozlarda asetilsalisilik asit klerensini artırabilir, bu da serum salisilat düzeylerinde düşüşe yol açar. Kortikosteroid tedavisi kesilirken serumdaki salisilat seviyeleri artar, bu da muhtemelen salisilatın toksik etkilerinde risk artışına yol açacaktır.

Diyabet ilaçları:
Glukokortikodiler kan glikoz seviyelerini arttırabilmektedir. Diabetes mellitusu olan ve eşzamanlı olarak insülin ve/veya oral hipoglisemik ürün kullanan hastaların bu tedavilerinde doz ayarlaması gerekebilir.

Östrojenler (östrojen içeren oral kontraseptifler dahil):
Östrojenler transkortin konsantrasyonunu artırır. Transkortine bağlanan glukokortikoidlerin etkileri artabilir ve kararlı bir tedavi rejimi sırasında östrojenlerin tedaviye eklenmesi ya da tedaviden çıkarılması durumunda doz ayarlaması gerekebilir.

Potasyum kaybettirici ajanlar:
Potasyum kaybettirici diüretikler (örn., tiazidler, furosemid, etakrinik asit) ve amfoterisin B, ksantin ve beta-2 agonistleri gibi potasyum kaybettirici diğer tıbbi ürünler glukokortikoidlerin potasyum azaltıcı etkilerini güçlendirebilir. Glukokortikoidler ve potasyum kaybettirici ilaçları birlikte alan hastalarda serum potasyumu yakından takip edilmelidir.

Rifampisin:
Rifampisin; glukokortikoidlerin (hidrokortizon, prednizolon, metil prednizolon) mikrozomal oksidasyonunu indükleyebilir. Bu durum rifampisin tedavisi sırasında steroid gerekliliklerinde artışa ve bu tip tedavilerden sonra steroid gerekliliklerinde azalmaya neden olur.

İzoniazid:
Prednizolonun ayrıca asetilasyon oranında ve izoniazid klerensinde artışa yol açan potansiyel bir etkisi vardır.

Oral antikoagülanlar:
Prednizolon ile birlikte kullanıldığında antikoagülanların etkisinde değişiklik bildirilmiştir. Tedavi sırasında protrombin zamanının (INR) takip edilmesi gereklidir.

Kobisistat içeren ürünler dahil CYP3A inhibitörleri:
Bunların sistemik yan etki görülme riskini artırması beklenmektedir. Sistemik kortikosteroid yan etkilerinde risk artışından daha önemli olan bir yarar olmadığı sürece kombinasyondan kaçınılmalıdır, kombinasyon kullanılması durumunda ise hastalar sistemik kortikosteroid yan etkileri için takip edilmelidir.

Antikolinerjik, nöromusküler blokörler:
Kortikosteroidler antikolinerjiklerin etkisini değiştirebilir.

1) Yüksek dozlarda kortikosteroidler ile nöromusküler blokörler gibi antikolinerjiklerin eşzamanlı kullanımı ile akut miyopati bildirilmiştir (bkz. Bölüm 4.4).

2) Kortikosteroid alan hastalarda, pankuronyum ve vekuronyumun nöromusküler bloke edici etkilerinin antagonize olduğu bildirilmiştir. Tüm rekabetçi nöromusküler blokerler ile bu etkileşimin oluşması beklenebilir.

Antikolinesterazlar:
Glukokortikoidler ile ambenonium, neostigmin ya da piridostigmin gibi antikolinesteraz ajanlar arasındaki etkileşim miyastenia gravisli hastalarda ağır güçsüzlüğe neden olabilir. Mümkünse glukokortikoid tedavisine başlamadan en az 24 saat önce antikolinesteraz tedavisi kesilmelidir.

4.6. Gebelik ve laktasyon
Genel tavsiye
Gebelik kategorisi: C.

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon) Östrojenler transkortin konsantrasyonunu artırır. Transkortine bağlanan glukokortikoidlerin etkileri artabilir ve kararlı bir tedavi rejimi sırasında östrojenlerin tedaviye eklenmesi ya da tedaviden çıkarılması durumunda doz ayarlaması gerekebilir (bkz. Bölüm 4.5).

Gebelik dönemi
Bazı hayvan çalışmaları kortikosteroidlerin çeşitli türlerde anormalliklere yol açabildiğini göstermiştir (yarık damak, iskelet anormallikleri, bkz. Bölüm 5.3). İnsanlarda anlamlılığı bilinmemektedir. İnsanlarda ve hayvanlarda uzun süreli tedaviyi takiben plasenta ve doğum ağırlığında azalma gözlenmiştir. Ayrıca uzun dönem tedavinin yenidoğanlarda adrenokortikal yetmezlik riski de bulunmaktadır. Bu sebepten gebelik döneminde kortikosteroidler sadece özel durumlarda verilmelidir.

Laktasyon dönemi
Prednizolon anne sütüne geçer ancak çocuğa etki riski terapötik dozlarda olasılık dışı kabul edilmektedir.

Üreme yeteneği/Fertilite
Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar kortikosteroidlerin fertilitede bozukluğa yol açtığını göstermiştir (bkz. Bölüm 5.3).

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler
Kortikosteroidlerin araç ve makine kullanma becerileri üzerine etkisi sistematik olarak değerlendirilmemiştir. Kortikosteroid tedavisini takiben baş dönmesi, görme bozuklukları ve yorgunluk gibi istenmeyen etkiler görülmesi mümkündür. Eğer bu tip yan etkiler görülürse, hasta araç veya makine kullanmamalıdır.

4.8. İstenmeyen etkiler
İkame tedavi hariç, fizyolojik duruma kıyasla kortikosteroidlerle tedavi her zaman bir doz aşımı teşkil eder. Yan etkiler çoğunlukla uzun süreli tedavi sırasında ortaya çıkar, ancak ayrıca doz yüksekliğine ve bireysel duyarlılığa göre de değişmektedir.

DELTACORTRİL tedavisi sırasında, aşağıda verilen sıklıklarda, verilen istenmeyen etkiler gözlenmiş ve bildirilmiştir: Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 ila <1/100); seyrek (≥1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000); bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor). Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar
Yaygın: Fırsatçı enfeksiyon, enfeksiyonların aktivasyonu (örn. Tüberküloz)

Kan ve lenf sistemi hastalıkları
Bilinmiyor: Lökositoz (intravasküler granülositozun redistribüsyonu nedeniyle)

Bağışıklık sistemi hastalıkları
Bilinmiyor: İlaç hipersensitivitesi, anafilaktik reaksiyon, anafilaktoid reaksiyon

Endokrin hastalıkları
Yaygın: Hipotalamus hipofiz adrenal aks supresyonu(baskılanması), Cushingoid yüz, büyüme inhibisyonu (çocuklarda).

Bilinmiyor: Steroid geri çekilme sendromu (bkz. bölüm 4.4), feokromositoma kaynaklı kriz

(bkz. bölüm 4.4).

Metabolizma ve beslenme hastalıkları
Yaygın: Hipokalemi, sodyum retansiyonu, glukoneogenezde artış, katabolik etkiler, osteoporoz

Bilinmiyor: Metabolik asidoz, sıvı retansiyonu, hipokalemik alkaloz, dislipidemi, glukoz

toleransında bozulma (diabetes mellitus ağırlaşabilir ve latent diyabet ortaya çıkabilir),

lipomatoz, iştah artışı (kilo almaya sebep olabilir)

Psikiyatrik hastalıklar
Yaygın olmayan: Geçmişteki psikolojik rahatsızlıkların aktivasyonu (yüksek dozda)

Seyrek: Depresyon, mental rahatsızlık öyküsü olmayan hastalarda mani

Bilinmiyor: Duygudurum bozuklukları (öforik mod, duygu değişkenliği, ilaç bağımlılığı,

intihar düşüncesi dahil), psikotik bozukluklar (sanrı, halüsinasyon ve şizofreni dahil), mental

bozukluk, kişilik değişimi, konfüzyon durumu, anksiyete, ani duygu değişimi, anormal

davranışlar, insomnia, asabiyet

Sinir sistemi hastalıkları
Seyrek: Benign intrakraniyal hipertansiyon

Bilinmiyor: Epidural lipomatoz, nöbet, amnezi, kognitif bozukluk, baş dönmesi, baş ağrısı

Göz hastalıkları
Yaygın olmayan: Katarakt, glokom

Bilinmiyor: Santral seröz koryoretinopati (bkz. Bölüm 4.4), ekzoftalmi, bulanık görme (bkz.

bölüm 4.4).

Kardiyak hastalıklar:
Bilinmiyor: Kalp yetmezliği (duyarlı hastalarda), bradikardi*

Vasküler hastalıklar:
Yaygın: Ödem, hipertansiyon
Bilinmiyor: Tromboembolik etkiler

Gastrointestinal hastalıklar
Bilinmiyor: Peptik ülser (muhtemel perforasyon ve kanama ile), intestinal perforasyon, pankreatit, ülseratif özofajit, abdominal distansiyon, abdominal ağrı, diyare, dispepsi, mide bulantısı

Deri ve deri altı doku hastalıkları
Yaygın: Deri atrofisi, yara iyileşmesinde bozulma
Bilinmiyor: Anjiyoödem, hirsutism, peteşi, ekimozlar, eritem, hiperhidroz, deri çatlağı, prurit, ürtiker, akne

Kas-iskelet bozukluklar, bağ doku ve kemik hastalıkları
Yaygın: Kas atrofisi
Seyrek: Aseptik kemik nekrozu, tendon ruptürü
Bilinmiyor: Kas güçsüzlüğü, miyalji, miyopati, patolojik fraktür, nöropatik artropati, artralji

Böbrek ve idrar yolu hastalıkları
Bilinmiyor: Akut renal kriz (skleroderma renal kriz)**

Üreme sistemi ve meme hastalıkları
Bilinmiyor: Menstruasyon düzensizliği

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar Bilinmiyor: Yorgunluk, bitkinlik

Araştırmalar
Bilinmiyor: İdrar kalsiyumunda artış, alanin aminotransferazda artış, aspartat aminotransferazda artış, kan alkalin fosfatazda artış, kan üresinde artış, deri testlerine reaksiyonların baskılanması1

1 Bir MedDRA terimi değil.

*Yüksek dozları takiben
**Skleroderma Renal Kriz: Farklı alt popülasyonlar arasında Skleroderma Renal Kriz oluşumu çeşitlenir. En yüksek risk, yaygın sistemik sklerozlu hastalarda rapor edilmiştir. En düşük risk ise sınırlı skleroderma (%2) ve çocukluk çağı skleroderma (%1) hastalarında rapor edilmiştir.

Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması
Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonlarının raporlanması büyük önem taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar/risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye Farmakovijilans Merkezi’ne (TÜFAM) bildirmeleri gerekmektedir (www.titck.gov.tr; e- posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99).

4.9. Doz aşımı ve tedavisi
Glukokortikoidlerin doz aşımına bağlı akut toksisite ve/veya ölüm nadir olarak bildirilmektedir. Akut doz aşımı önceden mevcut olan hastalık durumlarını (örn.; ülser, elektrolit dengesizliği, enfeksiyonlar ve ödem) muhtemelen alevlendirir.

Tedavi: Genellikle gerekli değildir. Eğer gerekliyse, gastrik lavaj, kömür. Doz aşımı Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

5.FARMAKOLOJİKÖZELLİKLER

5.1. Farmakodinamik özellikler
Farmakoterapötik grup: Sistemik kullanılan Kortikosteroidler, Yalın

ATC kodu: H02AB06

Antiinflamatuvar, immünosupresif ve anti alerjik etkileri ile sistemik glukokortikoid. Prednizolonun birim başına ağırlıkça anti inflamatuvar etkisi kortizonun 4-5 katıdır ancak elektrolit metabolizmasını daha düşük seviyede etkiler. Etki mekanizması henüz tam olarak doğrulanmamıştır.

5.2. Farmakokinetik özellikler
Genel özellikler

Emilim
Prednizolon oral uygulama sonrasında gastrointestinal yoldan hızla emilir. Oral uygulamadan 1 ila 2 saat sonra doruk plazma konsantrasyonlarına ulaşır. Genel plazma yarılanma ömrü 2 ila 4 saattir. İlk emilimi yiyeceklerden etkilenmektedir ancak toplam biyoyararlanımı yiyeceklerden etkilenmemektedir.

Dağılım
Prednizolon yoğun biminde plazma proteinlerine bağlırı ve transkortine karşı yüksek duyarlılığı vardır. Düşükten orta düzeyde dozlara artışta dağılım hacmi ve klerenste artış bildirilmiştir.

Biyotransformasyon:
Prednizolon esas olarak karaciğerde inaktif bileşiğe metabolize edilmektedir. Prednizolon, 11β-hidroksisteroid dehidrojenaz aracılığıyla prednizona dönüştürülebilir. Bu reaksiyon geri çevrilebilir.

Tek doz 10 mg prednizolonun intravenöz uygulamasının ardından kıyasla prednizolonun mutlak biyoyararlanımı ortalama %82’dir. Normal doz ile etki süresi 12-36 saat arasında hesaplanmıştır.

Eliminasyon
Prednizolon idrarda az miktarda değişmemiş prednizolon ve serbest ve konjuge metabolitler olarak atılmaktadır. Uygulanan miktarın %90’ından fazlası idrarla atılır. %7-15’i değişmemiş formda atılır.

Doğrusallık/doğrusal olmayan durum:
Veri yoktur.

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri
Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, kortikosteroidlerin çeşitli deformitelere (yarık damak, iskelet deformiteleri) neden olduğunu göstermiştir. Hayvanlarda uzun dönem tedavi sonrası, plasenta ve doğum ağırlığında azalma gözlenmiştir. Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Sıçanlara uygulandığında kortikosteroidlerin fertiliteyi azalttığı gösterilmiştir.

6.FARMASÖTİKÖZELLİKLER
6.1. Yardımcı maddelerin listesi
Mikrokristalin selüloz
Hidroksipropil selüloz
Magnezyum stearat
Laktoz (Sığır kaynaklı)
6.2. Geçimsizlikler
Mevcut değildir.

6.3. Raf ömrü
24 ay
6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler
30°C’nin altında nem ve ışıktan korunarak saklanması gerekmektedir.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği
Alüminyum folyo/PVDC kaplı PVC film blister ambalajdadır. DELTACORTRİL 5 mg’lık tabletler halinde 20 tabletlik blister ambalajlarda takdim edilmiştir.

6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler
Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve “Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”ne uygun olarak imha edilmelidir.

7.RUHSATSAHİBİ
Pfızer PFE İlaçları A.Ş.

Esentepe Mah. Büyükdere Cad.

Levent 199 Blok No: 199 İç Kapı No: 106
Şişli / İstanbul

8.RUHSATNUMARASI
50/2
9.İLKRUHSATTARİHİ/RUHSATYENİLEMETARİHİ İlk ruhsat tarihi: 15.07.1959
Ruhsat yenileme tarihi: 16.10.2009
10.KÜB’ÜNYENİLENMETARİHİ


Paylaşmak için Bağlantılar:

Bir yanıt yazın