*Hepsi, D

DEPO-MEDROL 40 MG/ML ENJ. SUS. ICEREN 1 FLAKON

Temel Etkin Maddesi:

metilprednizolon

Üreten İlaç Firması:

PFİZER PFE İLAÇLARI ANONİM ŞİRKETİ

Gerekli Reçete Durumu:

Beyaz Reçete ile satılır.

Temel Etkin Maddesi:

metilprednizolon

Üreten İlaç Firması:

PFİZER PFE İLAÇLARI ANONİM ŞİRKETİ

Gerekli Reçete Durumu:

Beyaz Reçete ile satılır.

Barkod Numarası:

8681308779991

Hekimler İçin Klavuz:

TİTCK’nın Satış Fiyatı:

88,65 ₺
Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2025

Barkod Numarası:

8681308779991

Hekimler İçin Klavuz:

TİTCK’nın Satış Fiyatı:

88,65 ₺
Güncelleme Tarihi: 13 Eylül 2025

Bilgilendirme:

İlaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışınız.

ATC Sınıflaması:

ATC SINIFLAMASI – H – ENDOKRİN SİSTEM (CİNSİYET HORMONLARI VE İNSÜLİN HARİÇ), H02 SİSTEMİK KORTİKOSTEROİDLER, H02A SİSTEMİK KORTİKOSTEROİDLER, H02AB Glukokortikoidler, H02AB04, metilprednizolon

Bilgilendirme:

İlaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza danışınız.

ATC Sınıflaması:

ATC SINIFLAMASI – H – ENDOKRİN SİSTEM (CİNSİYET HORMONLARI VE İNSÜLİN HARİÇ), H02 SİSTEMİK KORTİKOSTEROİDLER, H02A SİSTEMİK KORTİKOSTEROİDLER, H02AB Glukokortikoidler, H02AB04, metilprednizolon

Personeller İçin Kullanma Talimatı

KULLANMA TALİMATI

Depo Medrol 40 mg/ml enjeksiyonluk süspansiyon

Kas/eklem/tendon/lezyon içine uygulanır.

Steril.

Etkin madde:1 ml’lik flakonda 40 mg metilprednizolon asetat içerir.

Yardımcı maddeler:Polietilen glikol, sodyum klorür, miristil-gamma-pikolinyum klorür,

enjeksiyonluk su

Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce bu KULLANMA TALİMATINI dikkatlice okuyunuz, çünkü sizin için önemli bilgiler içermektedir.

• Bu kullanma talimatını saklayınız. Daha sonra tekrar okumaya ihtiyaç duyabilirsiniz.

• Eğer ilave sorularınız olursa lütfen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

• Bu ilaç kişisel olarak sizin için reçete edilmiştir, başkalarına vermeyiniz. • Bu ilacın kullanımı sırasında, doktora veya hastaneye gittiğinizde bu ilacı kullandığınızı doktorunuza söyleyiniz.

• Bu talimatta yazılanlara aynen uyunuz. İlaç hakkında size önerilen dozun dışında yüksek veya düşük doz kullanmayınız.

Bu Kullanma Talimatında:

1.DEPO-MEDROL nedir ve ne için kullanılır?

2.DEPO-MEDROL’ü kullanmadan önce dikkat edilmesi gerekenler 3.DEPO-MEDROL nasıl kullanılır?

4.Olası yan etkiler nelerdir?

5.DEPO-MEDROL’ün saklanması

Başlıkları yer almaktadır.

1. DEPO-MEDROL nedir ve ne için kullanılır?

DEPO-MEDROL, metilprednizolon asetat etkin maddesini içerir.

Kortikosteroidler adı verilen bir ilaç sınıfına dahildir. Kortikosteroidler vücudunuzda doğal olarak üretilir ve birçok vücut fonksiyonu için önemlidir.

Her 1 ml’sinde 40 mg metilprednizolon asetat içeren 1 ml’lik flakonlarda piyasaya verilmiştir.

DEPO-MEDROL, bir doktor veya hemşire tarafından eklemin içine veya yakınına enjekte edildiğinde, vücudunuzdaki kortikosteroidi arttırarak aşağıdaki gibi inflamatuar veya romatizmal durumların lokal semptomların tedavisine yardımcı olabilir:

Bursit: Omuz, diz ve/veya dirsek eklemleri çevresindeki keselerin iltihaplanması. Bu Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Osteoartrit ve romatoid artrit: Eklemler arasında bulunan iltihaplanma. Bu durumlarda DEPO-MEDROL, eklemler arası boşlukların bir veya daha fazlasına enjekte edilecektir.

Plantar fasiit: Ayak tabanındaki dokuların iltihaplanması
Cilt sorunları: Bölgesel saç dökülmesi (alopesi areata), yara dokusu (keloid), deride kalın pullanma yapan bir deri hastalığı (liken planus veya simplex), yüz, boyun, ense, omuzlar, üst kol gibi bölgelerde görülen ciltte pullanmayla kendini gösteren bir hastalık (diskoid lupus), dairesel siğil büyümeleri (granüloma annulare)
Epikondilit (tenisçi dirseği) ve tenosinovit: DEPO MEDROL, bu durumlar için tendon kılıfına enjekte edilecektir.

DEPO MEDROL, alternatif olarak tüm vücudu etkileyen (örneğin bir ilaca aşırı duyarlılığın neden olduğu semptomlar) veya aşağıdaki alerjik, inflamatuar veya romatizmal problemler gibi daha genel sorunların tedavisine yardımcı olmak için kas içine enjekte edilebilir.

•Beyin (örneğin tüberkülozun sebep olduğu menenjit hastalığı)
•Mide ve bağırsak (örneğin Crohn hastalığı (yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsaklardaki bir veya birkaç bölümü tutabilen, tutulan bölümde kalınlaşma ve ülserlere yol açan bir iltihaplı bağırsak hastalığı) veya ülseratif kolit (kalın bağırsak iltihabı)) •Eklemler (örneğin romatoid artrit)
•Akciğer (örneğin astım, tüberküloz veya nefes almanın neden olduğu iltihaplanma kusmuk veya mide içeriği)

•Cilt (örneğin cildin kabarmasına ve soyulmasına neden olan Stevens-Johnson sendromu, sistemik lupus eritematozus(lupus))

Doktorunuz bu ilacı yukarıda listelenenler dışındaki durumları tedavi etmek için kullanabilir. Bu ilacın size neden verildiğinden emin değilseniz doktorunuza danışınız.

2. DEPO-MEDROL’ ü kullanmadan önce dikkat edilmesi gerekenler

DEPO-MEDROL’ ü aşağıdaki durumlarda KULLANMAYINIZ Eğer;

•DEPO MEDROL, kortikosteroid içeren diğer bir ilaç veya bu ilacın içeriğinde bulunan herhangi bir madde uygulandıktan sonra alerjik veya diğer bir tür reaksiyon geçirmişseniz. Alerjik reaksiyon cilt döküntüsü veya kızarıklığı, şişmiş yüz veya dudaklar veya nefes darlığına sebep olabilir.

•Döküntü veya başka bir enfeksiyon belirtisi varsa,
•Vücutta yaygın bir enfeksiyon varken bu enfeksiyona özel bir tedavi almıyorsanız,
•Verem (tüberküloz) hastasıysanız,
•Midenizde ülser veya diğer ciddi mide problemleri veya barsak sorunlarınız varsa,
•Böbrek üstü bezinden salgılanan bazı hormonların aşırı düzeyde olmasından dolayı ortaya çıkan; kilo artışı, yüzde yuvarlaklaşma ve yüksek kan basıncına yol açan bir hastalığınız (Cushing Sendromu) varsa,

•Gözünüzde uçuk varsa,
•Su çiçeği geçiriyorsanız, Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

•Halüsinasyonlar, sanrılar, düzensiz düşünceler veya davranışlardan birini veya birden fazlasını yaklaşık 1 aydan az süre içerisinde yaşadıysanız (akut psikoz),
•Son zamanlarda aşılandınız veya yakın zamanda aşılanacak iseniz.

•Bu ilacı aşil tendonunun içine (ayak bilek ekleminin arkasında yer alır), doğrudan damar içine (intravenöz), beyin omurilik sıvısına (intratekal), beynin dış kabuğuna (ekstradural), burun deliklerinin içine (intranazal), göze (intraoküler) enjekte ettirmeyiniz.

DEPO-MEDROL’ ü aşağıdaki durumlarda DİKKATLİ KULLANINIZ
Eğer;
•Adrenal bezlerinizdeki problemler sebebiyle vücudunuzun yeterince kortikosteroid üretememesi (akut adrenal yetmezliğiniz) varsa,
•Akut pankreatitiniz (pankreasın inflamasyonu) varsa,
•Kızamık, zona geçiriyorsanız. Su çiçeği, kızamık ve zona geçiren biriyle temasa geçtiyseniz ve bu hastalıkları henüz geçirmediyseniz veya geçirip geçirmediğinizden emin değilseniz, •Ciddi depresyon veya manik depresyon (bipolar) geçiriyorsanız. Bu, DEPO-MEDROL gibi steroid ilaçları almadan önce depresyon geçirilmesi veya bu hastalığa dair bir aile öyküsü bulunmasını da içerir,
•Şeker hastalığınız (veya şeker hastalığı konusunda bir aile öykünüz) varsa,
•Sara (epilepsi) hastasıysanız, kriz veya nöbet geçirdiyseniz,
•Göz içi basıncı artması durumu (glokom) sizde veya aile öykünüzde mevcut ise,
•Bulanık görme veya diğer görme bozuklukları yaşıyorsanız doktorunuzla iletişime geçiniz.

•Yakın zamanda kalp krizi geçirdiyseniz,
•Kalp yetmezliğiniz veya enfeksiyonunuz varsa,
•Yüksek tansiyon hastasıysanız,
•Düşük tansiyon hastasıysanız,
•Tiroid beziniz az çalışıyorsa (hipotiroidiniz varsa),
•Tiroid beziniz fazla çalışıyorsa (hipertiroidiniz varsa),
•Eklemlerinizde enfeksiyon varsa,
•Böbrek veya karaciğer hastalığınız varsa,
•Geçmişte steroid ilaçları aldığınızda kaslarınızda ağrı veya zayıflık olduysa,
•Bir tür kas güçsüzlüğü hastalığı olan myastenia gravis sizde mevcut ise,
•Osteoporoz (kemik erimesi) hastalığınız varsa,
•Karın ve sırtta ciddi ağrı gibi belirtiler gösteren pankreas iltihabı (pankreatit) varsa, •Karın ve mideyi çevreleyen ince zarın iltihabı (peritonit) varsa,
•Böbreküstü bezlerinde seyrek rastlanan bir tür tümörünüz varsa (feokromositoma),
•Artan kan basıncı ve azalmış idrar üretimi (sistemik skleroz da denilen bir bağışıklık sistemi hastalığı olan skleroderma, çünkü skleroderma renal krizi denilen ciddi komplikasyon riski artabilir) varsa,
•Derinizde iltihap toplanması (apse) varsa,
•Sıra dışı stresiniz varsa,
•Damarların kırmızı, şişmiş ve zayıf hale gelmesiyle (flebit) sonuçlanan tıkanıklığa (tromboz) bağlı damar sorunları (tromboflebit)
•Geçmişte tüberküloz geçirdiyseniz, Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

•Metilprednizolon dahil kortikosteroidler kan glukozunu arttırabilir, önceden var olan şeker hastalığını kötüleştirebilir ve uzun süreli kortikosteroid tedavisi alanları şeker hastalığına yatkın hale getirebilir.

Depo-Medrol tedavisi, enfeksiyon riskinizi arttırabilir, enfeksiyonların bazı belirtilerini maskeleyebilir, mevcut enfeksiyonları şiddetlendirebilir veya eski, gizli enfeksiyonların tekrarlanmasına veya şiddetlenmesine sebep olabilir. Ayrıca, Depo-Medrol kullanımı sırasında yeni enfeksiyonlar da ortaya çıkabilir. Bu sebeple tedavi sürecinde farklı enfeksiyonlar daha kolay gelişebilir. Enfeksiyon belirtilerinizi doktorunuza veya hemşirenize bildiriniz. Doktorunuz enfeksiyon gelişimini yakından takip edecek ve gerekli durumda tedaviyi durdurmayı veya dozu azaltmayı değerlendirecektir.

Metilprednizolon kullanırken kas güçsüzlüğü, kas ağrıları, kramplar ve katılık yaşarsanız derhal doktorunuza başvurun. Bunlar, metilprednizolon ile tedavi edilen ve fazla çalışan tiroid bezi (hipertiroidizm) olan hastalarda ortaya çıkabilen Tirotoksik Periyodik Paralizi adı verilen bir durumun belirtileri olabilir. Bu durumu hafifletmek için ek tedaviye ihtiyacınız olabilir.

Tümör lizis sendromu, hızla büyüyen bir kanserin, özellikle belirli lösemiler ve lenfomalar (kan kanserleri) veya solid tümörlerin tedavisinden sonra ortaya çıkabilir. Tümör hücreleri ölürken parçalanırlar ve içeriklerini kana salarlar. Bu, kandaki bazı kimyasallarda değişikliğe neden olarak böbrekler, kalp ve karaciğer dahil olmak üzere organlarda kas kramplarına, kas zayıflığına, bilinç bulanıklığına, düzensiz kalp atışına, görme kaybına veya görme bozukluklarına ve nefes darlığına yol açabilen hasara neden olabilir. Özellikle tümör lizis sendromu geliştirme riskiniz yüksekse, doktorunuz sizi yakından izleyecektir.

Kas ağrısı, kas güçsüzlüğü ve/veya idrarınızın kırmızı-kahverengi bir renge dönüşmesi durumunda hemen doktorunuzla iletişime geçiniz. Bu, kaslarınızın yıkımıyla ilişkili ciddi bir durum olan rabdomiyoliz belirtisi olabilir.

Bu uyarılar, geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışınız.

DEPO-MEDROL gibi steroidler alırken zihinsel sağlık sorunları yaşayabilirsiniz (Bkz. Bölüm 4 Olası Yan Etkiler Nelerdir?)

•Bu hastalıklar ciddi olabilir.

•Genelde ilaca başladıktan sonra birkaç gün veya hafta içerisinde başlar.

•Yüksek dozlarda gerçekleşmesi daha olasıdır.

•Doz azaltıldığında veya ilaç bırakıldığında sorunların çoğu kaybolur. Ancak sorunlar ortaya

çıkar ise tedaviye ihtiyaç olabilir.

Eğer siz (veya bu ilacı kullanan birisi) zihinsel sorun belirtileri gösterirse bir doktor ile konuşun. Bu, özellikle depresyonda iseniz veya intiharı düşünüyorsanız önemlidir. Doz azaltımı yapılan veya durdurulan birkaç vakada zihinsel sorunlar gerçekleşmiştir.

DEPO-MEDROL’ ün yiyecek ve içecek ile kullanılması

Bu ilacı alırken greyfurt suyu içmeyiniz. Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Hamilelik
İlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

Hamileyseniz veya hamile kalmayı planlıyorsanız doktorunuzla konuşmalısınız çünkü bu ilaç bebeğin gelişmesini yavaşlatabilir. Bebeklerde düşük doğum ağırlığı riski bulunmaktadır, bu risk ilacın daha düşük dozunun verilmesi ile azaltılabilir.

Hamilelikte uzun süreli kortikosteroid tedavisi alan annelerin çocuklarında katarakt gözlenmiştir.

Tedaviniz sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

Emzirme
İlacı kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

Kortikosteroidli ilaçların küçük miktarları anne sütüne geçebilir. Eğer tedavi görürken emzirmeye devam ederseniz bebeğinizin ilacınızdan etkilenmediğinden emin olmak için ek tetkikler gerekecektir.

Araç ve makine kullanımı
Kortikosteroidlerle tedavi sonrasında sersemlik, baş dönmesi, görme bozukluğu ve yorgunluk gibi istenmeyen etkiler olması mümkündür. Eğer etkileniyorsanız araç veya makine kullanmayınız.

DEPO-MEDROL’ ün içeriğinde bulunan bazı yardımcı maddeler hakkında önemli bilgiler DEPO-MEDROL flakon her ml’sinde 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; yani aslında “sodyum içermez”.

Diğer ilaçlar ile birlikte kullanımı
Aşağıdaki ilaçlardan birini alıyorsanız, dozu değiştirmeniz ve/veya başka önlemler almanız gerekebilir:

•Asetazolamid – yüksek göz tansiyonu (glokom) ve sara (epilepsi) tedavisinde kullanılır •Aminoglutemid ve siklofosfamid – kanser tedavisinde kullanılır
•Antibakteriyeller (isoniyazid, eritromisin, klaritromisin ve troleandomisin)
•K vitamini antagonistlerinin yer aldığı oral antikoagülanlar – asenokumarol, fenindion, fluindion ve varfarin gibi kan pıhtılaşma önleyici ilaçlar
•Antikolinesterazlar – distigmin ve neostigmin gibi bir tür kas güçsüzlüğü hastalığı olan myastenia gravis’in tedavisinde kullanılan ilaçlar
•Antidiyabetikler – yüksek kan şekerini tedavi etmek için kullanılan ilaçlar
•Antiemetikler (aprepitant ve fosaprepitant gibi)- bulantı önleyici ilaçlar
•HIV enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan ritonavir, indinavir gibi antiviraller ve bunlarla birlikte kullanılan kobisistat gibi ilaçlar
•Aspirin ve non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar (ayrıca NSAİİ olarak da adlandırılırlar); orta ila şiddetli ağrı tedavisinde kullanılan ibuprofen gibi
•Barbituratlar, karbamazepin, fenitoin ve primidon – sara (epilepsi) tedavisinde kullanılır •Karbenoksolon– mide yanması, mide asit fazlalığında kullanılır.

•Siklosporin – şiddetli iltihaplı eklem romatizması (romatoid artrit), şiddetli sedef hastalığı

(psöriazis) ve organ veya kemik iliği nakli sonrası durumlarda kullanılan ve bağışıklık

sistemini baskılayan bir ilaç. Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

•Diltiazem– kalp problemlerinin veya yüksek kan basıncının tedavisinde kullanılır
•Etinilestradiol ve noretindron – ağızdan alınan gebelik önleyici ilaçlar (oral kontraseptifler) •Ketokonazol veya itrakonazol – mantar enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılır
•Pankroniyum ve vekroniyum – veya bazı cerrahi prosedürlerde kullanılan geçici kas felci yapan diğer ilaçlar
•Potasyum azaltan ajanlar – diüretikler (bazen su tabletleri de denilir), amfoterisin B, ksantan veya beta2 agonistleri (örn. astım tedavisinde kullanılan ilaçlar)
•Rifampin veya rifabutin – verem (tüberküloz) tedavisinde kullanılan antibiyotikler
•Takrolimus – organ nakli sonrasında organ reddini önlemek için kullanılır
•Aşılar – son zamanlarda aşılandıysanız veya aşılanmak üzere iseniz doktorunuza veya hemşirenize söyleyiniz. Bu ilacı kullanırken ‘canlı’ aşılarla aşılanmamalısınız. Diğer aşılar daha az etkili olabilir.

Uzun süreli tedavi(ler) alıyorsanız

Diyabet, yüksek tansiyon veya su tutma (ödem) tedavisi görüyorsanız, bu durumları tedavi etmek için kullanılan ilaçların dozunu ayarlaması gerekebileceğinden doktorunuza söyleyiniz.

Herhangi bir operasyon geçirmeden önce doktorunuza, diş hekiminize veya anestezi uzmanınıza bu ilacı kullandığınızı söyleyiniz.

Doktorunuz tarafından veya hastanede bir test yapılması gerekiyorsa, doktor veya hemşireye DEPO-MEDROL kullandığınızı söylemeniz önemlidir. Bu ilaç bazı testlerin sonuçlarını etkileyebilir.

Eğer reçeteli veya reçetesiz herhangi bir ilaç kullanıyorsanız veya son zamanlarda kullandınız ise, lütfen doktorunuza veya eczacınıza bunlar hakkında bilgi veriniz.

3. DEPO-MEDROL nasıl kullanılır?

Uygun kullanım ve doz/uygulama sıklığı için talimatlar:

DEPO-MEDROL dozu tedaviye vereceğiniz cevaba ve DEPO-MEDROL’e karşı dayanıklılığınıza göre doktorunuz tarafından ayarlanacaktır.

Tedavinin dozu ilacın uygulanacağı bölgenin büyüklüğüne ve kullanıldığı hastalığa göre doktorunuz tarafından belirlenecektir.

Doktorunuz DEPO-MEDROL ile tedavinizin ne kadar süreceğini size bildirecektir. Tedaviyi erken kesmeyiniz.

Yetişkin hastalarda:

Eklemler: Ekleme uygulanacak dozun miktarı eklemin büyüklüğüne bağlıdır. Büyük eklemlerde (diz, ayak bileği, omuz gibi) 20 ila 80 mg arası (0,5 – 2 ml ), orta boy eklemler için (dirsek ve el bileği gibi) 10 ila 40 mg arası (0,25 – 1 ml ) ve küçük eklemlerde (el ve ayak parmaklarının eklemleri gibi) 4 ila 10 mg arası (0,1 – 0,25 ml ) doz uygulanabilir. Eklem enjeksiyonları için tedaviye cevabın hızına göre her hafta ya da birkaç haftalık süreçlerde uygulama yapılabilir.

Eklem çevresindeki keselerin ve eklem bölgesindeki çıkıntının iltihabı (bursit ve epikondilit): Genellikle doz 4 ila 30 mg arasıdır. (0,1 – 0,75 ml) Çoğu durumda enjeksiyonun tekrarlanmasına gerek yoktur. Uzun süre devam eden durumlarda enjeksiyonun tekrarlanması gerekebilir.

Deri hastalıkları: Genellikle doz 20 ila 60 mg arasıdır. (0,5 – 1,5 ml) Derinin etkilenen bölümünün veya bölümlerinin içine enjekte edilir.

Diğer durumlar için 40 ila 120 mg arası (1 – 3 ml) doz büyük kaslara enjekte edilir.

İlacı nasıl kullanacağınızdan emin değilseniz, doktorunuza veya eczacınıza danışınız.

Uygulama yolu ve metodu:

Doktorunuz tedavi edilen duruma ve ciddiyetine bağlı olarak; enjeksiyon bölgesini, ne kadar ilaç uygulanacağını, ne kadar enjeksiyon yapılacağını belirleyecektir. Semptomlarınızın etkili bir biçimde düzeltilmesi için doktorunuz size en az dozu olası en kısa sürede enjekte edecektir.

Değişik yaş grupları:

Çocuklarda kullanımı:
Kortikosteroidler bebeklik, çocukluk ve ergenlik çağında geri dönüşümsüz olabilecek şekilde büyüme yavaşlamasına neden olurlar. Tedavi mümkün olabilecek en düşük dozda ve en kısa periyotta yapılmalıdır. İnfantlar ve çocuklar için dozaj azaltılabilir, fakat çocuklar klinik duruma ve hastanın tedaviye cevabına göre gözlem altında tutulmalıdır.

Yaşlılarda kullanımı:
Kullanma talimatına uygun kullanıldığı sürece yaşlılar için herhangi bir doz ayarlamasına gerek yoktur. Fakat yaşlı hastaların uzun dönem tedavisinde, kortikosteroidlerin yan etkilerinin ileri yaşlarda kemik erimesi, yüksek tansiyon, kan potasyum düzeyinde düşme, şeker hastalığı, enfeksiyonlara duyarlılık ve deri incelmesi gibi ciddi sonuçlar doğurabileceği ve yakın klinik gözlem gerekebileceği unutulmamalıdır.

Özel kullanım durumları:

Böbrek yetmezliği:

DEPO-MEDROL böbrek yetmezliği olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.

Karaciğer yetmezliği:

DEPO-MEDROL karaciğer yetmezliği olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.

Eğer DEPO-MEDROL’ün etkisinin çok güçlü veya zayıf olduğuna dair bir izleniminiz varsa, doktorunuz veya eczacınızla konuşunuz.

Kullanmanız gerekenden daha fazla DEPO-MEDROL kullandıysanız:

DEPO-MEDROL’den kullanmanız gerekenden fazlasını kullanmışsanız hemen bir doktora veya en yakın hastanenin aciline başvurunuz.

DEPO-MEDROL almayı unutursanız:

Unutulan dozları dengelemek için çift doz almayınız.

DEPO-MEDROL ile tedavi sonlandırıldığında oluşabilecek etkiler

Eğer
•3 haftadan fazla DEPO-MEDROL aldıysanız
•3 hafta veya daha az süre bile olsa yüksek doz DEPO-MEDROL (32 mg’dan fazla – 0,8 ml) aldıysanız
•Halihazırda geçmiş yıl içinde kortikosteroid tabletleri veya enjeksiyonları tedavisi aldıysanız •Bu tedaviye başlamadan önce halihazırda adrenal bezleriniz ile ilgili bir problem (adrenokortikoid yetersizlik) yaşadıysanız
Bu tedaviyi yavaş yavaş bırakmalısınız.

Bırakma semptomlarını önlemek için bu ilacı yavaş yavaş bırakmalısınız.

Bu semptomlar; deri kaşıntısı, ateş, kas ve eklem ağrıları, burun akıntısı, nemli gözler, terleme ve kilo kaybını içerebilir.

Eğer bu ilacın dozunun azaltılması ile semptomlarınız tekrarlarsa veya kötüleşirse, acilen doktorunuza bildiriniz.

4. Olası yan etkiler nelerdir?

Tüm ilaçlar gibi, DEPO-MEDROL’ün içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir. Doktorunuz bu ilacı size, eğer gerektiği şekilde tedavi edilmezse ciddileşebilecek durumlar için verecektir.

DEPO-MEDROL gibi ilaçlar aniden kesilmemelidir. Aşağıdakilerden biri olursa, DEPO-MEDROL’ü kullanmayı durdurmayınız fakat DERHAL doktorunuza bildiriniz veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz. İlacın kesilip kesilmeyeceğine doktorunuz karar verecektir:

•Deri döküntüsü, yüzde şişme veya hırıltı ve nefes almada güçlük veya sersemlik gibi ani

aşırı duyarlılık (anafilaktik) ve alerjik reaksiyonlar

•Pankreas iltihabı (pankreatit). Muhtemelen kusma, şok ve bilinç kaybı ile birlikte sırtınıza

doğru ilerleyen mide ağrısı şeklinde belirtiler gösterir.

•Midede ülser veya kanamalı ülser. Sırtınıza doğru yayılabilen ciddi mide ağrısı, kanamaya

bağlı, siyaha yakın dışkı ve/veya kan kusma şeklinde belirtileri vardır.

•Enfeksiyon. Bu ilaç bazı enfeksiyonların belirtilerini değiştirebilir veya enfeksiyonu

gizleyebilir. Sizin enfeksiyonlara karşı dayanıklılığınızı düşürebilir. Bu nedenle

enfeksiyonları erken tespit etmek zorlaşır. Artan ateş ve kendini iyi hissetmeme gibi

belirtiler gösterebilirsiniz. Geçmişte verem geçirdiyseniz yeniden alevlenebilir ve

öksürükte kan bulunması ve göğüs ağrısı belirtileri vardır. Bu ilaç ayrıca daha ciddi

enfeksiyonların oluşumuna neden olabilir.

•Peritonit. Çoğu karın içi organı kapsayan ve karnın iç duvarını çevreleyen ince doku olan

zarın iltihabı. Midenin çok ağrılı veya hassas olması, hareket ettiğinizde veya karnınıza

dokunduğunuzda ağrının daha kötü olması gibi belirtileri vardır.

•Akciğerde damar tıkanması (pulmoner emboli): Belirtileri ani keskin göğüs ağrısı,

nefessizlik ve öksürükte kan bulunmasıdır.

•Çocuklarda kafatası içerisindeki basıncın artması. Baş ağrısı, kusma, enerji eksikliği ve

sersemlik şeklinde belirtileri vardır. Bu yan etki genellikle ilacın kullanılmasının

bırakılmasının ardından kaybolur. Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

•Toplardamarların iltihabına bağlı kan pıhtısı oluşumu (tromboflebit): Ağrılı şişlik, kırmızı zayıf damarlar şeklinde belirtileri vardır.

Aşağıdakilerden herhangi birini veya bu kullanma talimatında yer almayan farklı bir etki fark ederseniz, hemen doktorunuza bildiriniz:

Yan etkiler aşağıdaki kategorilerde gösterildiği şekilde sınıflandırılmıştır: Çok yaygın : 10 hastanın en az birinde görülebilir.

Yaygın : 10 hastanın birinden az, fakat 100 hastanın birinden fazla görülebilir. Yaygın olmayan : 100 hastanın birinden az, fakat 1.000 hastanın birinden fazla görülebilir. Seyrek : 1.000 hastanın birinden az, fakat 10.000 hastanın birinden fazla görülebilir.

Çok seyrek : 10.000 hastanın birinden az görülebilir.

Bilinmiyor : Eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor.

Bilinmiyor:
•Baş ağrısı veya genel olarak kendini kötü hissetme gibi semptomlar ile yüksek kan basıncı •Kalbinizin kan pompalaması (kalp yetersizliği) sorununun semptomları olan şişmiş bilekler, nefes almada zorluk ve palpitasyon (kalp atımının farkında olma durumu), kalbin düzensiz atımı, düzensiz/ çok hızlı/ yavaş nabız
•Sersemlik, bayılma, bayılma hissi, bulanık görme, hızlı veya düzensiz kalp atımı (palpitasyon) gibi semptomlar ile düşük kan basıncı
•Beyaz kan hücrelerinde (lökositoz) artış
•Kanın pıhtılaşmasında artma
•Cildin ısınması ve kızarması
•Enjeksiyon sonrası ağrının alevlenmesi (Enjeksiyon bölgesinde geçici ağrı artışı) •Vücuttaki su ve tuz miktarındaki artış nedeniyle oluşan yüksek kan basıncı ve şişlik

•Vücuttaki potasyum kaybı nedeni ile kramp ve spazm. Seyrek olarak konjestif kalp yetmezliği adı verilen vücudun kanı düzgün pompalayamaması durumu oluşabilir.

•Sindirim sisteminde ülser
•Bulantı veya kusma

•Yutmada zorluk

•Hazımsızlık

•İshal
•Midede şişkinlik

•Karın ağrısı
•Özellikle yüksek doz alındığında devamlı hıçkırık
•Sersemlik veya baş dönmesi (vertigo)
•Göz merceğinin matlaşması (katarakt)
•Göz içi basıncın artışı (Glokom adı verilen bu rahatsızlık gözlerde ağrı ve baş ağrısına neden olabilir).

•Göz sinirlerinde şişme (görme bozukluğuna neden olan papilla ödemi adı verilen bir duruma neden olabilir)

•Artan intraoküler basınç ile göz sinirlerinde olası hasar ve göze perde inmesi •Gözün ön kısmının (kornea) veya gözün beyaz kısmının (sklera) incelmesi

•Bulanık veya bozulmuş görüş (retina ve koroid membrandaki hastalığa bağlı olarak) •Yaraların geç iyileşmesi
•Çocuklarda huzursuzluk
•Yorgun veya hasta hissetme
•Enjeksiyon bölgesinde cilt reaksiyonları
•Yetişkinlerde huzursuzluk
•Metilprednizolonun karaciğerinize zarar verebileceği, karaciğer iltihabı ve karaciğer enzimlerinde artış olabileceği raporlanmıştır.

•Bebek ve çocuklarda kalıcı olabilen büyüme geriliği
•Yüzün yuvarlak veya ay görünümünü alması (Cushingoid yüz)
•Şeker hastalığı veya mevcut şeker hastalığında kötüleşme
•Kadınlarda adet döneminde düzensizlik veya adet görememe
•İştah ve kilo artışı
•Yağın dokularda anormal şekilde yer yer veya tümör benzeri birikmesi
•Uzun tedaviler, kanınızdaki bazı hormonların miktarının azalmasını tetikleyerek kan basıncınızın düşmesine ve sersemlik haline neden olabilir. Bu durum birkaç ay sürebilir. •Vücudunuzda enzim adı verilen ve sindirime yardımcı olan bazı kimyasal maddeler (alanin transaminaz, aspartat transaminaz ve alkalen fosfataz) kortikosteroid tedavisi ile kanınızda artabilir. Genellikle ufak olan bu artış, ilacın kanınızdan tamamen temizlenmesinin ardından normale döner. Bu artış sizde herhangi bir belirti vermez. Ancak kan testi yaptırdığınızda ortaya çıkar.

•Tüberküloz gibi deri testlerine verilen normal tepkileri gizleyebilen veya değiştirebilen enfeksiyonlara karşı artan duyarlılık
•Vücudun belirli bölgelerinde yağ dokusu birikmesi
•Sırtta ağrı veya zayıflık (omurganın üzerini veya dışını anormal miktardaki yağın kaplaması şeklindeki ender bir hastalık olan epidural lipomatozisden ötürü)
•Bazı durumlarda kas dokusunun anormal yıkımı (rabdomiyoliz) ile ilişkili olabilen kaslarda güçsüzlük veya ağrı
•İdrar renginde kırmızı-kahverengi renk değişiklikleri (rabdomiyoliz)
•Kırılgan kemikler (kemiklerin kolayca kırılması)
•Kas kaybı
•Kemik kırıkları veya çatlaklar
•Zayıf kan akışı yüzünden kemik yoğunluğunda azalma ve bunun yol açabileceği kalça ağrısı
•Eklem ağrısı
•Ağrı ve/veya şişkinliğin eşlik ettiği, kas kirişlerinde yırtılma
•Kas krampları veya kas spazmı
•Enfeksiyona bağlı olarak eklemlerde şişkinlik veya ağrı

Metilprednizolonun da dahil olduğu steroid ilaçları, mental (zihinsel) hastalıklara neden olabilir. Bu durum hem yetişkinlerde hem de çocuklarda yaygındır. Metilprednizolon kullanan her 100 kişiden 5 kişide görülebilir.

•Hareketlilik, yorulmazlık gibi belirtileri olan kendini çok iyi hissetme durumu, ya da iniş çıkışlarla seyreden ruhsal durumda değişkenlik
•Endişe, uyku sorunları, düşünmede zorluk veya kafa karışıklığı, hafıza kaybı
•Gerçekte olmayan şeyler hissetme, görme veya duyma. Davranışınızı değiştiren veya yalnız hissetmenize neden olan garip ve korkutucu düşünceler
•Diğer sinir sistemi yan etkileri konvülsiyon (ataklar), amnezi (hafıza kaybı), kognitif bozukluğu (zihinsel değişimler, sersemlik ve baş ağrısı) içerebilir
•Sivilce
•Berelenme
•Özellikle enjeksiyon yerinde apse
•Deride çatlaklar ile birlikte derinin incelmesi
•Deride küçük mor/ kırmızı lekeler
•Deride koyu veya açık lekelenmeler, deri renginde olağandışı değişikliklerde artış •Yüz ve vücutta kıllanmada artış (hirsutism)
•Kızarıklık, kaşınma, ürtiker
•Terlemede artış

Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz.

Yan etkilerin raporlanması
Kullanma Talimatında yer alan veya almayan herhangi bir yan etki meydana gelmesi durumunda cınız veya hemşireniz ile konuşunuz. Ayrıca karşılaştığınız yan etkileri sitesinde yer alan “İlaç Yan Etki Bildirimi” ikonuna tıklayarak ya da 0 800 314 00 etki bildirim hattını arayarak Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildiriniz. Meydana gelen yan etkileri bildirerek kullanmakta olduğunuz ilacın güvenliliği hakkında daha fazla bilgi edinilmesine katkı sağlamış olacaksınız.

5.DEPO-MEDROL’ün saklanması

Çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız.

25°C’nin altında oda sıcaklığında saklayınız.
Dondurmayınız.

DEPO-MEDROL’ü ışıktan korumak için orijinal ambalajında saklayınız.

Son kullanma tarihiyle uyumlu olarak kullanınız.

Ambalajdaki son kullanma tarihinden sonra DEPO-MEDROL’ü kullanmayınız.

Son kullanma tarihi geçmiş veya kullanılmayan ilaçları çöpe atmayınız! Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca belirlenen toplama sistemine veriniz.

Ruhsat sahibi: Pfizer PFE İlaçları A.Ş. Şişli / İstanbul

Üretim yeri:
Sanofi İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Büyükkarıştıran 39780 Lüleburgaz
Tel: (0 288) 427 10 00
Faks: (0 288) 427 14 55

Bu kullanma talimatı … tarihinde onaylanmıştır.

Doktorlar İçin Kullanma Talimatı

KISAÜRÜNBİLGİSİ

1.BEŞERİ TIBBİ ÜRÜNÜN ADI
Depo Medrol 40 mg/ml enjeksiyonluk süspansiyon
Steril

2.KALİTATİF VE KANTİTATİF BİLEŞİM
Etkin madde:
40 mg metilprednizolon asetat

Yardımcı madde(ler):
Sodyum klorür…………………9 mg

Yardımcı maddeler için 6.1’e bakınız.

3.FARMASÖTİK FORM
Lokal ya da sistemik yoldan uygulanmak üzere geliştirilmiş steril, enjeksiyon için süspansiyon içeren flakon
Beyaz süspansiyon.

4.KLİNİK ÖZELLİKLER
4.1. Terapötik endikasyonlar
Romatoid artrit, sistemik lupus eritematozus, ciddi eritema multiforme (Stevens- Johnson sendromu), bronşiyal astım, ilaç hipersensitivite reaksiyonları, anjiyonörotik ödem, ülseratif kolit, Crohn hastalığı, fulmine veya disemine tüberküloz (uygun antitüberküloz ilaç tedavisi eşliğinde),gastrik aspirasyon, tb menenjiti (uygun antitüberküloz ilaç tedavisi eşliğinde), osteoartrit (enflamatuar öğeyle), enfeksiyonla ilintili olmayan sinovit, epikondilit, tenosinovit, plantar fasit, bursit, keloid, lokalize liken planus, lokalize liken simpleks kronikus, granüloma annülare, diskoid lupus eritematozus, alopesi areata.

4.2. Pozoloji ve uygulama şekli
Depo-Medrol başka herhangi bir süspansiyon ajanı veya solüsyon ile karıştırılmamalıdır. Süspansiyon ve kapta gözlemlenebildiği durumlarda, parenteral ürünler uygulamadan önce partikül madde ve renk değişikliği açısından görsel olarak incelenmelidir. İntramusküler, intraartiküler, periartiküler, intrabursal, intralezyonel veya tendon kılıfı içine uygulanır. İntratekal veya intravenöz uygulanmamalıdır (bkz. Bölüm 4.3 ve 4.8).

İstenmeyen etkiler etkili en düşük dozun, minimum süreyle kullanılması halinde en aza indirilebilir (bkz. Bölüm 4.4). Depo-Medrol flakonları yalnızca tek doz kullanıma yöneliktir.

Pozoloji/uygulama sıklığı ve süresi:

İntramüsküler – sürdürülebilir sistemik etki için:
Alerjik durumlar (astım, ilaç reaksiyonları), 80 – 120 mg (2 – 3 ml). Dermatolojik durumlar, 40 – 120 mg (1 – 3 ml).

Romatizmal rahatsızlıklar ve kolajen hastalıkları (romatoid artrit, SLE), haftada 40 – 120 mg (1 – 3 ml).

Dozaj bireyselleştirilmelidir ve tedavi edilen duruma ve ciddiyetine bağlıdır.

İntramüsküler enjeksiyonların sıklığı klinik yanıtın süresine göre belirlenmelidir.

Tek bir 2 ml (80 mg) enjeksiyonun ortalama etkisinin yaklaşık iki hafta sürmesi beklenebilir.

İntraartiküler: Romatoid artrit, osteoartrit. DEPO-MEDROL’ün dozu, eklemin büyüklüğüne

ve hastalığın ağırlığına göre değişir. Gerektiğinde, ilk enjeksiyondan elde edilen rahatlamanın

derecesine bağlı olarak bir ila beş hafta veya daha uzun aralıklarla tekrarlanan enjeksiyonlar

yapılabilir. Önerilen dozlar aşağıdadır:

Eklemin

Örnek

Doz

Omuz, diz, ayak bileği

20-80 mg (0,5-2 mL)

Büyük

Orta

Dirsek, el bileği

10-40 mg (0,25-1,0 mL)

Küçük

İntrafalangeal,

4-10 mg (0,1-0,25 mL)

metakarpofalangeal,

sternoklaviküler,

akromioklaviküler

İntrabursal: Subdeltoid bursit, prepatellar bursit, olekranon bursit. Doğrudan uygulama için bursalara 4 – 30 mg (0,1 – 0,75 ml). Çoğu durumda tekrar enjeksiyona gerek yoktur.

İntralezyonel: Keloidler, lokalize liken planus, lokalize liken simpleks, granüloma annulare, alopesi areata ve diskoid lupus eritematozus. Dermatolojik durumlarda lokal etki olarak lezyona doğrudan uygulama için, 20-60 mg (0,5-1,5 ml). Büyük lezyonlar için doz 20 – 40 mg (0,5 – 1 ml) tekrarlanan lokal enjeksiyonlarla yapılır. Genellikle bir ila dört enjeksiyon kullanılır. Cilt beyazlamasına neden olacak nitelikteki malzemenin enjeksiyonundan kaçınılmalıdır, çünkü bu küçük nekroz bölgeleri ile sonuçlanabilir.

Periartiküler: Epikondilit. Etkilenen bölgeye 4 – 30 mg (0,1 – 0,75 ml) infiltre edilir.

Tendon kılıfı içine: Tenosinovit, epikondilit. Doğrudan tendon kılıfına uygulama için 4 – 30 mg (0,1 – 0,75 ml). Tekrarlayan veya kronik durumlarda tekrar enjeksiyonlar gerekebilir.

DEPO-MEDROL uygulanırken özel önlemlere uyulmalıdır. İntramüsküler enjeksiyonlar gluteal kaslara derinden uygulanmalıdır. İntravasküler uygulamadan kaçınmak için enjeksiyondan önce her zamanki aspirasyon tekniğine başvurulmalıdır. İntramüsküler enjeksiyon için tavsiye edilen dozlar yüzeysel veya subkütan olarak uygulanmamalıdır.

İntraartiküler enjeksiyonlar, ilgili eklemin sinovyal boşluğuna hassas, anatomik lokalizasyon

kullanılarak yapılmalıdır. Her bir eklem için enjeksiyon bölgesi, sinovyal boşluğun en yüzeysel

olduğu ve büyük damar ve sinirlerin en az olduğu konuma göre belirlenir.

İntraartiküler uygulama için uygun bölgeler, diz, ayak bileği, el bileği, dirsek, omuz, falanks ve kalça eklemleridir.

Spinal eklemler, stabil olmayan eklemler ve sinovyal boşluğu olmayan eklemler uygun değildir. Tedavideki başarısızlık, çoğunlukla enjeksiyonun eklem içine yapılmamasından ileri gelir. Eklem içi enjeksiyonlar şu şekilde dikkatli bir şekilde yapılmalıdır: İğnenin sinovyal boşluğa doğru konumlandırılması sağlanır ve birkaç damla eklem sıvısı aspire edilir. Aspirasyon enjektörü daha sonra DEPO MEDROL içeren başka bir enjektör ile değiştirilmelidir. İğnenin pozisyonunu sağlamak için sinovyal sıvı aspire edilmeli ve enjeksiyon yapılmalıdır. Enjeksiyondan sonra eklem, sinovyal sıvı ile süspansiyonun karışmasına yardımcı olmak için hafifçe hareket ettirilir. Tedavi sonrasında hastanın iyileşme görülen eklemi aşırı kullanmamasına dikkat edilmelidir. Bu konudaki ihmal, steroidin olumlu etkilerini azaltarak, eklem bozulmasının artmasına neden olabilir.

İntrabursal enjeksiyonlar şu şekilde yapılmalıdır: Enjeksiyon bölgesinin çevresi steril bir şekilde hazırlanır ve yüzde 1’lik prokain hidroklorür(novakain) solüsyonu ile bölgede kabarcık oluşturulur. 20-24 gauge’lik steril enjektöre takılmış iğne, bursa içine sokularak eklem sıvısı aspire edilir. İğne yerinde bırakılır ve aspirasyon şırıngası, istenen dozu içeren küçük bir şırıngayla değiştirilir. Enjeksiyondan sonra iğne çekilir ve küçük bir pansuman uygulanır. Tenosinovit tedavisinde DEPO MEDROL’ün tendon dokusu yerine tendon kılıfı içine enjekte edilmesine dikkat edilmelidir. Aşil tendonunda gerçek bir tendon kılıfının bulunmamasından dolayı DEPO-MEDROL buraya enjekte edilmemelidir.

Her enjeksiyonda genel steril önlemler alınmalıdır.

Uygulama şekli:
Kesin aseptik şartlarda uygulanması esastır.

Enjeksiyon yerinin çevresindeki bölge, steril duruma getirilir. Flakon kullanılmadan önce partikülleri homojen süspansiyon elde etmek için yavaşça çalkalanmalıdır.

DEPO-MEDROL intramüsküler, intraartikular, periartikular, intrabursal, intralezyonal ve tendon kılıfı içine enjeksiyon yoluyla kullanılır.

İntratekal ve intravenöz yolla kullanılmaz.

Her enjeksiyonda genel sterilizasyon önlemleri izlenmelidir.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:

Böbrek/karaciğer yetmezliği:
DEPO-MEDROL böbrek/karaciğer yetmezliği olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.

Pediyatrik popülasyon:

Bebek ve çocuklarda dozaj azaltılabilir ancak yaş veya ağırlıktan ziyade, durumun ciddiyeti ve hastanın tedaviye cevabına göre yönetilmelidir.

Geriyatrik popülasyon:

Önerildiği şekilde kullanıldığında, yaşlılarda dozda bir değişikliğin gerektiğini düşündürecek bir bilgi bulunmamaktadır.

Ancak, yaşlı hastaların tedavisi, özellikle uzun dönemli ise, bu hastalarda kortikosteroidlerin genel yan etkilerinin daha ciddi sonuçları göz önüne alınarak planlanmalıdır ve yakın klinik gözlem gerekmektedir (bkz. Uyarılar/Önlemler)

4.3. Kontrendikasyonlar
DEPO-MEDROL,

İçeriğinde bulunan etkin maddeye veya bölüm 6.1’de listelenmiş yardımcı maddelere

karşı aşırı duyarlılığı bulunan hastalarda,

Sistemik enfeksiyon durumunda enfeksiyona karşı spesifik tedavi almayan hastalarda,

Potansiyel nörotoksik etkisi nedeniyle intratekal kullanımda,

DEPO-MEDROL’ün intravenöz kullanımı kontrendikedir.

DEPO-MEDROL akut enfeksiyonlarda lokal etki için yapılan eklem içi, bursa içi,

tendon içi vb. enjeksiyonlarda kontrendikedir.

DEPO-MEDROL ile sistemik tedavi, diğer sürrenal korteks steroidlerinde olduğu gibi,

iyileşmemiş tüberküloz, peptik ülser, akut psikoz, Cushing Sendromu, Herpes simpleks keratiti, canlı virüs aşılarının (çiçek aşısı vb.) uygulanması sırasında ve su çiçeği hastalarında kontrendikedir.

Canlı veya canlı ve zayıflatılmış aşıların uygulanması, immünosupresif dozda kortikosteroid alan hastalarda kontrendikedir.

4.4. Özel kullanım uyarıları ve önlemleri
İstenmeyen etkiler; minimum sürede en düşük dozun kullanılması ile minimize edilebilir. Hastalık aktivitesine göre uygun titrasyon için hastanın sık gözlenmesi gerekir (Bkz. Bölüm 4.2).

DEPO-MEDROL flakonları sadece tek doz kullanım içindir. Herhangi bir çoklu doz kullanımı kontaminasyona neden olabilir.

İntratekal/epidural uygulama yolları ile ilişkili ciddi medikal olaylar rapor edilmiştir (Bkz. Bölüm 4.8). Damar içi enjeksiyondan kaçınmak için uygun önlemler alınmalıdır.

Aşil tendonunda gerçek bir tendon kılıfının bulunmamasından dolayı DEPO-MEDROL buraya enjekte edilmemelidir.

Adrenal steroid kristalleri enflamatuvar reaksiyonları baskılarken, bunların varlığı hücresel elementlerin disentegrasyonuna ve bağ dokuyu oluşturan tabakada fizikokimyasal değişikliklere neden olabilir. Sonuç olarak sık olmamakla birlikte enjeksiyon yerinde dermal ve/veya subdermal değişiklikler sonucu deride çökme meydana gelebilir. Bu reaksiyonun oluşması enjekte edilen adrenal steroid miktarı ile değişmektedir. Rejenerasyon genellikle birkaç ay içerisinde veya adrenal steroid kristallerinin tümünün emilimi ile tamamlanır.

Dermal ve subdermal atrofi oluşma insidansını en aza indirmek için önerilen dozun üzerinde enjeksiyon yapılmamalıdır. Mümkün oldukça lezyonun olduğu bölgeye birden çok, küçük hacimli enjeksiyonlar yapılmalıdır. İntraartiküler ve intramüsküler enjeksiyon yapılırken dermis içerisine enjeksiyon yapılmamasına ve dermis içerisine sızıntı oluşmamasına dikkat edilmelidir. Subkütan atrofi insidansı yüksek olduğundan deltoid kas içerisine enjeksiyondan kaçınılmalıdır.

Nadiren subkütan atrofi ve depigmentasyon vakaları rapor edildiğinden pigment yoğunluğu fazla olan hastaların kolayca görülebilecek yerlerindeki intralezyonel uygulamalar çok yüzeysel şekilde yapılmamalıdır.

DEPO-MEDROL’ün intraartiküler enjeksiyonunu takiben metilprednizolonun sistemik absorpsiyonu gerçekleşir. Lokal etkilerin yanı sıra sistemik etkilerin de olması beklenir.

Adrenal kortikal atrofi uzun süreli tedavi sonucunda görülür ve tedavinin sonlandırılmasından sonra birkaç ay daha sürebilir. Sistemik kortikosteroidleri fizyolojik dozlardan (yaklaşık 6 mg metilprednizolon) daha yüksek dozda ve 3 haftadan daha uzun süreli kullanan hastalarda tedavi aniden sonlandırılmamalıdır. Uygulanan dozun nasıl azaltılacağı sistemik kortikosteroid dozunun azaltılması sonucu hastalığın nüksetmeye ne kadar yatkın olduğu ile ilişkilidir. Tedavinin sonlandırılması sırasında hastalığın gidişatı klinik olarak izlenmelidir. Hastalık sistemik kortikosteroidlerin kesilmesi ile tekrarlamıyorsa fakat hipotalamus hipofiz adrenal aksı baskılanması kesin değilse sistemik kortikosteroid dozu hızla fizyolojik dozlara düşürülebilir. Günde 6 mg metilprednizolon dozuna ulaşıldığında doz azaltılması hipotalamus hipofiz adrenal aksının geri dönüşü için yavaşlatılmalıdır.

Aşağıdaki uyarı ve önlemler parenteral kortikosteroid tedavisi alanlar için geçerlidir: İntraartiküler enjeksiyon sonrasında belirgin ağrı artışı ile birlikte buna eşlik eden lokal şişlik, eklem hareketinin kısıtlanması, ateş ve kırıklık hissi septik artriti göstermektedir. Eğer bu komplikasyonlar oluşur ve sepsis tanısı konursa uygun bir antimikrobiyal tedaviye başlanmalıdır.

Daha önce enfekte olmuş bir ekleme lokal enjeksiyondan kaçınılmalıdır.

Eklem içi kortikosteroidler eklemde enflamatuvar cevap riskinin artmasıyla özellikle de enjeksiyon sonucu bakteriyel enfeksiyon ile ilişkilidir. Özellikle tekrarlanan enjeksiyonlardan sonra charcot benzeri artropati gözlenmiştir. Enjeksiyon öncesinde eklem sıvısının varlığının uygun bir yol ile tespit edilmesi bakteriyel enfeksiyonun önlenmesinde gereklidir.

Kortikosteroidler sabit olmayan eklemlere enjekte edilmemelidir.

Enfeksiyonların veya kontaminasyonun önlenmesi amacıyla steril teknik kullanılmalıdır.

İntramüsküler yol ile verildiğinde emilimin daha yavaş olduğu gözlenmiştir.

İmmünosupresan Etkiler/ Enfeksiyonlara Karşı Artan Duyarlılık:
Kortikosteroidler enfeksiyonlara karşı duyarlılığı arttırabilir, bazı enfeksiyon belirtilerini gizleyebilir, mevcut enfeksiyonları şiddetlendirebilir, latent enfeksiyonların reaktivasyon veya şiddetlenme riskini arttırabilir ve bunların kullanımı sırasında yeni enfeksiyonlar gelişebilir. İnflamatuvar cevabın ve immün fonksiyonun baskılanması; fungal, viral ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı duyarlılığı ve bunların ciddiyet derecesini arttırır. Klinik görünümü çoğu kez atipik olabilir ve farkına varılmadan ileri bir seviyeye ulaşabilir. Artan dozlarda kortikosteroidle birlikte infeksiyöz komplikasyon olma olasılığı artar.

Akut enfeksiyon varlığında lokal etki için intrasinoviyal, intrabursal veya intratendinöz olarak uygulanmamalıdır.

Enfeksiyon gelişimi açısından izleyiniz ve gerektiğinde kortikosteroidlerin kesilmesi veya dozajının azaltılmasını değerlendiriniz.

İmmün sistemi baskılayıcı ilaçlar kullanan kişiler, sağlıklı bireylere kıyasla enfeksiyonlara karşı daha duyarlıdır. Örneğin su çiçeği ve kızamık bağışıklığı olmayan ve kortikosteroid kullanan çocuklar veya yetişkinlerde bu hastalıklar daha ciddi ve hatta ölümcül bir süreç izleyebilir.

Su çiçeği hastalığı normalde minör bir hastalık olmasına rağmen bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda ölümcül olabilmektedir. Hastaların (veya çocukların ailelerinin) daha önce su çiçeği geçirdiği veya aşı olarak bağışık olup olmadıkları kesin değilse herpes zoster virüsü taşıyan veya su çiçeği geçirmekte olan insanlar ile yakın temastan kaçınmaları ve eğer bulaşma gerçekleştiyse acilen tıbbi tedavi altına alınmaları konusunda uyarılmalıdırlar. Su çiçeğine karşı bağışıklık kazanmamış sistemik kortikosteroid alan veya geçmiş 3 ay içerisinde bu tedaviyi almış hastaların, su çiçeği ile temas edilmesinin ardından 10 gün içerisinde varicella/zoster immunoglobin (VZIG) ile pasif olarak bağışıklık kazandırılması gerekmektedir. Su çiçeği tanısı konulmasıyla birlikte acil tıbbi tedavi gerekmektedir. Kortikosteroid tedavisi kesilmemelidir, dozunun arttırılması gerekebilir.

Bozulmuş immün yanıtı olanlara canlı aşılar verilmemelidir. Diğer aşılara olan antikor yanıtı azaltılabilir.

DEPO-MEDROL, kortikosteroidin hastalığın tedavisinde bir antitüberküloz ajan ile birlikte kullanıldığı fulminant veya disemine aktif tüberküloz vakalarında kullanılmamalıdır. Latent tüberküloz veya tüberkülin reaktivitesi olan hastalarda kortikosteroidler kullanılıyorsa, hastalık tekrar oluşabileceğinden, yakın takip gereklidir. Uzatılmış kortikosteroid tedavisinde, bu hastalar kemoprofilaksi almalıdır.

Aynı zamanda faydalı ve zararlı etkilerin raporlandığı erken çalışmalarda kortikosteroidlerin septik şoktaki rolü tartışmalıdır. Yakın zamanda destekleyici kortikosteroidlerin adrenal yetmezliği olan ve septik şok geliştirmiş hastalarda faydalı olabileceği önerilmiştir. Ancak septik şokta rutin kullanımı önerilmemektedir.

kullanımı

desteklenmemiştir. Ancak meta- analizler ve bir incelemede, daha uzun süreli (5- 11 gün) ve düşük dozda kortikosteroidin özellikle vazopressöre bağlı septik şok geçiren hastalarda ölüm oranını azaltabileceği önerilmiştir.

İmmün Sistem Etkileri:
Alerjik reaksiyonlar oluşabilir. Kortikosteroid tedavisi gören hastalarda seyrek de olsa deri reaksiyonları ve anafilaktik/ anafilaktoid reaksiyonlar oluşabildiği için özellikle ilaç alerjisi öyküsü olan hastalarda ilaç verilmeden önce uygun önlemler alınmalıdır.

Endokrin Etkiler:
Kortikosteroidlerin uzatılmış periyotlardaki farmakolojik dozları hipotalamus-hipofiz-adrenal ekseninin baskılanması (sekonder adrenokortikal yetmezlik) ile sonuçlanabilir. Ortaya çıkan adrenokortikal yetmezliğin derecesi ve süresi hastadan hastaya değişiklik gösterir ve doz, frekans, verilme zamanı ile glukokortikoid terapinin süresine bağlıdır. Bu etki alternatif gün terapisi kullanılarak azaltılabilir.

Ek olarak eğer glukokortikoidler birden bırakılırsa ölümcül sonuçlanabilen akut adrenal yetmezlik oluşabilir. İlaç kaynaklı sekonder adrenokortikal yetmezlik dozajın kademeli olarak azaltılmasıyla en aza indirgenebilir. Bu tip bağlantılı yetmezlik tedavinin sonlandırılmasından sonra aylarca sürebilir, bu yüzden bu süreçte oluşan herhangi bir stres durumunda hormon tedavisi tekrar verilmelidir.

Tuz ve/veya bir mineralokortikoid uygulaması yalnız mineralokortikoid salımı bozulduğunda gereklidir.

Glukokortikosteoidlerin birden bırakılmasını takiben, adrenokortikal yetmezlikle ilgili görünmeyen steroid “bırakma sendromu” oluşabilir. Bu sendromun semptomları şu şekildedir: anoreksi, bulantı, kusma, uyuşukluk, baş ağrısı, ateş, eklem ağrısı, deskuamasyon, miyalji, kilo kaybı ve/veya hipotansiyon. Bu etkilerin düşük kortikosteroid seviyelerinden ziyade glukokortikosteroid konsantrasyonundaki ani değişimden ötürü olduğu düşünülmektedir.

3 hafta kadar sürdürülmüş sistemik kortikosteroid tedavisinin ani kesilmesi eğer hastalık tekrarlamaya yatkın değil ise uygundur. Hastaların genelinde 3 hafta için günlük 32 mg’a kadar olan metilprednizolon dozlarının ani kesilmesi klinik olarak belirgin hipotalamus hipofiz adrenal aks baskılanmasına neden olmaz. 3 haftalık veya daha az tedavi süresi olan aşağıdaki hasta gruplarında sistemik kortikosteroid tedavisinin kademeli olarak azaltılması gerekmektedir:

-Sistemik kortikosteroidler ile özellikle 3 haftadan uzun süreli tekrarlayan tedaviler görenler. -Uzun dönem tedaviyi takiben (aylar veya yıllar süresince) bir yıl içinde kısa dönem bir tedavi uygulandığında.

-Eksojen kortikosteroid tedavisi dışında adrenokortikal yetmezlik oluşması riski olan hastalarda.

-Günlük 32 mg metilprednizolondan daha fazla sistemik kortikosteroid alan hastalar. -Tekrarlanan dozları akşam alan hastalar.

Glukokortikoidler Cushing sendromu ortaya çıkarabildiği veya ağırlaştırabildiğinden, Cushing hastalığı olan hastalarda glukokortikoidlerden kaçınılmalıdır.

Hipotiroidik olan hastalarda kortikosteroidlerin artan bir etkisi vardır.

Tirotoksik Periyodik Paralizi (TPP) hipertiroidizm ve metilprednizolon ile indüklenen hipokalemi hastalarında ortaya çıkabilir.

Metilprednizolon ile tedavi edilen ve kas güçsüzlüğü belirti veya semptomları gösteren hastalarda, özellikle hipertiroidi hastalarında TPP’den şüphelenilmelidir.

TPP’den şüpheleniliyorsa, kan potasyum seviyeleri derhal izlenmeli ve normal kan potasyum seviyelerinin geri kazanılmasını sağlamak için uygun şekilde yönetilmelidir.

Metabolizma ve Beslenme:
Metilprednizolon dahil kortikosteroidler kan glukozunu arttırabilir, önceden var olan diyabeti kötüleştirebilir ve uzun süreli kortikosteroid tedavisi alanları diabetes mellitus’a yatkın hale getirebilir.

Psikiyatrik Etkiler:
Hastalar ve/veya hasta bakımından sorumlu kişiler sistemik steroidler ile oluşabilecek olası psikiyatrik yan etkilere karşı uyarılmalıdırlar (bkz. Bölüm 4.8.). Semptomlar genellikle tedaviden birkaç gün veya birkaç hafta sonra başlar. Yüksek doz ya da yüksek sistemik maruziyet, riskleri arttırabilir ancak, istenmeyen etkilerin seyri, ciddiyeti, tipi veya süresi ile ilgili öngörüde bulunmak için yeterli değildir. Çoğunlukla bu etkiler doz azaltılması veya kesilmesi ile düzelmesine rağmen spesifik tedaviye de ihtiyaç duyulabilir. Hastalar ve/veya hasta bakımından sorumlu kişiler, özellikle depresif duygu hali veya intihar düşüncesinin oluştuğu durumlarda, psikolojik semptomların ilerlemesinden endişe ederlerse medikal destek almaları konusunda teşvik edilmelidirler. Hastalar ve/veya hasta bakımından sorumlu kişiler sistemik steroidler ile tedavide sıklıkla olmasa bile, tedavi devam ederken ve dozun azaltılmasının ya da tedavinin kesilmesinin hemen ardından bu tür psikiyatrik bozuklukların oluşabileceği konusunda uyarılmalıdırlar.

Özellikle kendilerinde veya birinci derecede akrabalarında ciddi duygu durum bozuklukları olmuş veya halen var olan hastaların sistemik kortikosteroid uygulanması sırasında düzenli takip edilmeleri gerekir. Ayrıca depresif ve manik-depresif hastalığı olanlar ve geçmişte steroid psikozu oluşanlarda da bu durum geçerlidir.

Sinir Sistemi Etkileri:
Kortikosteroidler, nöbet bozukluğu olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.

Kortikosteroidler, myastenia gravis hastalarında dikkatli kullanılmalıdır (Bkz. Muskuloskeletal Etkiler bölümündeki miyopati ifadesi).

Kortikosteroid alan hastalarda, sıklıkla yüksek dozlarda uzun süreli kullanımda epidural lipomatozis raporlanmıştır.

Oküler Etkiler:
Sistemik ve topikal kortikosteroid kullanımı sonrasında görme bozuklukları rapor edilebilir. Eğer hasta bulanık görme veya diğer görme bozuklukları gibi semptomlar gösterirse sistemik ve topikal kortikosteroidlerin kullanımının ardından rapor edilmiş olan katarakt, glokom veya santral seröz koryoretinopati (SSKR) gibi nadir hastalıkları içerebilen olası nedenlerin değerlendirilmesi için hastanın bir oftalmoloji uzmanına yönlendirilmesi düşünülmelidir. Santral seröz koryoretinopati, retina dekolmanına sebep olabilir.

Kortikosteroidlerin uzatılmış kullanımı posterior subkapsüler katarakt ve nükleer katarakt (özellikle çocuklarda), ekzoftalmus veya optik sinirlere olası hasar verebilecek ve mantar veya virüs kaynaklı sekonder oküler enfeksiyonların oluşmasını artırabilecek glokom ile sonuçlanabilen artmış intraoküler basınç oluşturabilir.

Kortikosteroidler oküler herpes simpleksi olan hastalarda olası korneal perforasyondan ötürü dikkatli kullanılmalıdır.

Kardiyak Etkiler:
Glukokortikoidlerin dislipidemi ve hipertansiyon gibi kardiyovasküler sistem üzerindeki olumsuz etkileri, yüksek dozlar ve uzun süreli tedavi uygulandığı takdirde halihazırda kardiyovasküler risk faktörleri olan tedavi gören hastaları ek kardiyovasküler etkilere eğilimli hale getirebilir. Bu yüzden bu tip hastalarda kortikosteroidler en uygun şekilde verilmeli ve gerekirse ek kardiyak izleme ve risk modifikasyonu ile dikkat edilmelidir.

Kalp yetmezliği vakalarında sistemik kortikosteroidler sadece çok gerekli olduğu durumlarda ve dikkatle kullanılmalıdır.

Vasküler Etkiler:
Hipertansiyonu olan hastalarda kortikosteroidler dikkatle kullanılmalıdır.

Venöz tromboembolizm dahil olmak üzere kortikosteroidlerle tromboz rapor edilmiştir. Sonuç olarak tromboembolik hastalıkları olan veya bunlara eğilimi bulunabilecek hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.

Gastrointestinal Etkiler:
Yüksek dozdaki kortikosteroidler akut pankreatite neden olabilir.

Tedavi süresince karşılaşılan peptik ülserlerden tek başına kortikosteroidlerin sorumlu olup olmadığı konusunda evrensel bir kabul yoktur ancak glukokortikoid tedavisi peptik ülser semptomlarını belirli bir ağrı olmaksızın perforasyon veya kanama olacak şekilde maskeleyebilir. Glukokortikoid tedavisi peritonit veya perforasyon, obstrüksiyon veya pankreatit gibi gastrointestinal hastalıklarla ilgili diğer belirtileri veya semptomları maskeleyebilir. Non steroidal antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) ile kombine edildiğinde gastrointestinal ülser geliştirme riski yükselir.

Kortikosteroidler artan perforasyon, apse veya diğer piyojenik enfeksiyon olasılığı varsa spesifik olmayan ülseratif kolitlerde dikkatle kullanılmalıdır. Steroidlerin direkt veya birleşik tedavi olarak kullanıldığı durumlarda divertikülit, yeni intestinal anastomoz, aktif veya latent peptik ülserde dikkatli kullanılmalıdır.

Hepatobiliyer Etkiler:
Akut hepatit veya karaciğer enzim artışı dahil ilaç kaynaklı karaciğer hasarlanmalarına döngüsel verilen IV metilprednizolon (genelde başlangıç dozu > 1 g/gün) sebep olabilir. Seyrek hepatotoksisite vakaları bildirilmiştir. Başlaması birkaç hafta veya daha uzun sürebilir. Bildirilen vakaların çoğunluğunda tedavinin sonlandırılmasının ardından yan etkilerin devam etmediği gözlenmiştir. Bu sebeple uygun izleme gereklidir.

Kortikosteroidler karaciğer yetmezliği veya sirozu olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.

Muskuloskeletal Etkiler:
Çoğu nöromüsküler iletim hastalarında (myastenia gravis gibi) veya nöromüsküler bloke edici ilaçlar (örn. pankuronyum) gibi antikolinerjiklerle eş zamanlı tedavi alan hastalarda yüksek dozda kortikosteroid kullanımı ile akut miyopati rapor edilmiştir. Bu akut miyopati yaygındır, oküler ve respiratuar kasları da içerebilir ve kuadriparezi ile sonuçlanabilir. Kreatin kinaz yükselmesi oluşabilir. Rabdomiyoliz vakaları bildirilmiştir. Kortikosteroidleri bıraktıktan sonra klinik gelişim veya iyileşme için aylar, hatta yıllar gerekebilir.

Osteoporoz genel fakat seyrek olarak tanınan, uzun süreli ve yüksek dozda glukokortikoid ile ilişkilendirilmiş bir yan etkidir.

Renal ve Üriner Hastalıklar:
Sistemik sklerozisi olan hastalarda dikkatli olunmalıdır çünkü metilprednizolon dahil kortikosteroidler ile artan skleroderma renal krizi insidansı gözlemlenmiştir. Kan basıncı ve renal fonksiyon (s-kreatinin) bu yüzden düzenli olarak denetlenmelidir. Renal krizden şüphelenildiğinde kan basıncı dikkatle kontrol edilmelidir.

Kortikosteroidler renal yetmezliği olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır.

Araştırmalar:
Ortalama ve yüksek dozlarda hidrokortizon veya kortizon kan basıncının, tuz ve su retansiyonunun ve artan potasyum atılımında yükselmeye yol açabilir. Bu etkilerin yüksek dozlarda kullanıldığı zamanlar haricinde sentetik türevleriyle oluşması daha az olasıdır. Besinsel tuz kısıtlaması ve potasyum ilavesi gerekebilir. Bütün kortikosteroidler kalsiyum atılımını artırır.

Steroidler elektrolit dengesinin bozulmasına /potasyum azalmasına neden olabildiği için digoksin gibi kardiyoaktif ilaçlar alanlarda dikkatle kullanılmalıdır (bkz. Bölüm 4.8).

Yaralanma, Zehirlenme ve Prosedürel Komplikasyonlar:
Sistemik kortikosteroidler travmatik beyin yaralanmasını tedavi etmek için endike değildir ve bu amaçla kullanılmamalıdır. Çok merkezli bir çalışma metilprednizolon sodyum süksinat verilmiş olan hastaların yaralanmadan 2 hafta ve 6 ay sonrasında plaseboya kıyasla mortalitesinin arttığını ortaya çıkarmıştır. Metilprednizolon sodyum süksinat tedavisi ile sebepsel bir ilişki ise henüz kurulmamıştır.

Diğer:
Hastalar, riski minimize etmek için alınması gereken önlemler hakkında açık bilgi veren ve reçete edenin, ilacın, dozajın ve tedavi süresinin detaylarını sağlayan “Steroid Tedavisi” kartı taşımalıdır.

Kortikosteroidler tromboflebitlere yatkınlığı olan hastalarda dikkatli kullanılmalıdır.

Kobisistat içeren ürünler dahil olmak üzere CYP3A inhibitörleriyle beraber verilen tedavinin sistemik yan etki riskini artırması beklenir. Faydası, artan sistemik kortikosteroid yan etki riskine ağır basmadığı sürece kombinasyondan kaçınılmalıdır, Kombinasyon verildiği durumlarda hastalar sistemik kortikosteroid yan etkilere karşı gözlemlenmelidir (bkz. Bölüm 4.5).

Aspirin ve streoid olmayan antiinflamatuvar ajanlar kortikosteroidlerle bir arada kullanılırken dikkatli olunmalıdır.

Sistemik kortikosteroidlerin verilmesinden sonra ölümcül olabilen feokromositoma krizleri rapor edilmiştir. Kortikosteroidler uygun risk/ yarar değerlendirmesi yapıldıktan sonra şüphe edilen veya tanımlanmış feokromositoması olan hastalara verilmelidir.

Pazarlama sonrası deneyimde, sistemik kortikosteroidlerin tek başına veya diğer kemoterapötik ajanlarla kombinasyon halinde kullanımını takiben hematolojik maligniteler ve solid tümörler dahil olmak üzere malignitesi olan hastalarda tümör lizis sendromu (TLS) bildirilmiştir. Yüksek proliferatif hıza, yüksek tümör yüküne ve sitotoksik ajanlara karşı yüksek duyarlılığa sahip tümörleri olan hastalar gibi yüksek TLS riski taşıyan hastalar yakından izlenmeli ve uygun önlemler alınmalıdır.

Pediyatrik popülasyon:

Kortikosteroidler bebeklik, çocukluk ve ergenlik çağında geri dönüşümsüz olabilecek şekilde

büyüme yavaşlamasına neden olurlar. Uzatılmış kortikosteroid tedavisinde bebek ve çocukların

büyüme ile gelişimi dikkatli şekilde gözlenmelidir. Tedavi mümkün olabilecek en düşük dozda

ve en kısa sürede yapılmalıdır. Bu tip bir kullanım en ciddi endikasyonlarla sınırlandırılmalıdır.

Uzatılmış kortikosteroid tedavisi alan bebek ve çocuklar yükselmiş intrakraniyal basınç

sebebiyle özellikle risk altındadırlar.

Yüksek dozda kortikosteroid çocuklarda pankreatit gelişimine sebep olabilir.

Bu tıbbi ürün her ml’sinde 1 mmol (23 mg)’dan daha az sodyum ihtiva eder; yani aslında

“sodyum içermez”.

4.5. Diğer tıbbi ürünler ile etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri

Metilprednizolon, bir sitokrom P450 enzimi (CYP) substratıdır ve başlıca CYP3A4 enzimi ile metabolize edilir. CYP3A4, erişkin insanların karaciğerinde en fazla miktarda bulunan CYP alt ailesine ait baskın enzimdir. Hem endojen, hem de sentetik kortikosteroidler için temel Faz I metabolik basamak olan steroidlerin 6β-hidroksilasyonunu katalizler. Başka birçok bileşik de CYP3A4’ün substratıdır; bunlardan bazılarının (ve yanı sıra başka ilaçların), CYP3A4 enziminin indüksiyonu (upregülasyon) ya da inhibisyonu yoluyla glukokortikoid metabolizmasını değiştirdiği gösterilmiştir.

CYP3A4 İNHİBİTÖRLERİ – CYP3A4 aktivitesini inhibe eden ilaçlar genellikle karaciğer klirensini azaltır ve metilprednizolon gibi CYP3A4 substratı ilaçların plazma konsantrasyonunu arttırır. Bir CYP3A4 inhibitörü varlığında, steroid toksisitesinden kaçınmak için metilprednizolon dozunun titre edilmesi gerekebilir.

CYP3A4 İNDÜKLEYİCİLERİ – CYP3A4 aktivitesini indükleyen ilaçlar genellikle karaciğer klirensini arttırır ve böylece CYP3A4 substratı olan ilaçların plazma konsantrasyonunun azalmasına neden olur. Hedeflenen sonucun elde edilmesi için eş zamanlı uygulamada metilprednizolon dozajının arttırılması gerekebilir.

CYP3A4 SUBSTRATLARI – Başka bir CYP3A4 substratı varlığında, metilprednizolonun karaciğer klirensi etkilenebilir ve buna göre dozaj ayarlamaları gerekebilir. İki ilaçtan birinin tek başına uygulanmasıyla ilişkili advers olayların, eş zamanlı uygulamada meydana gelme olasılığı artabilir.

1.Metilprednizolon ve siklosporinin (CYP3A4 inhibitörü ve substratı) eş zamanlı kullanımı ile konvülziyonlar bildirilmiştir. Siklosporin ile metilprednizolonun eş zamanlı kullanımı ile metabolizması karşılıklı olarak inhibe olur; bu durum iki ilaçtan birinin ya da her ikisinin plazma konsantrasyonlarını arttırabilir. Bu nedenle, bu iki ilacın tek başına kullanımı ile ilişkili advers olayların, eş zamanlı uygulamada oluşması daha olasıdır.

2.Rifampisin (antibiyotik CYP3A4 indükleyici), rifabutin, karbamazepin (antikonvülzan CYP3A4 indükleyici ve substratı), fenobarbiton ve fenitoin (antikonvülzan CYP3A4 indükleyici), primidon ve aminoglutetimid (aromataz inhibitörü) gibi karaciğer enzimlerini

kortikosteroidlerin

metabolizmasının artmasına, dolayısıyla etkilerinin azalmasına yol açar. Aminoglutetimid kaynaklı adrenal baskılama, uzatılmış glukokortikoid tedavisinden ötürü gerçekleşen endokrin değişikliklerinden olabilir.

Bir antibakteriyel ilaç olan izoniyazidin asetilasyon oranı ve klirensi (CYP3A4 inhibitörü) metilprednizolon tarafından artırılabilir.

3.Antibiyotik/ Antimikotikler- Eritromisin gibi ilaçlar (makrolid antibakteriyel CYP3A4 inhibitörü ve substratı), itrakonazol ve ketokonazol (antifungal CYP3A4 inhibitör ve substratı) kortikosteroidlerin metabolizmasını engelleyebilir ve bu yolla klirenslerini azaltabilir.

Troleandomisin (CYP3A4 inhibitörü); klaritromisin, eritromisin, itrakonazol ve ketokonazol (CYP3A4 inhibitörleri ve substratları) kadar metilprednizolonun etkilerini ve yan etkilerini arttırabilir.

4.Steroidler myastenia graviste kullanılan antikolinesterazların etkilerini azaltabilirler.

Antihipertansiflerin ve diüretiklerin istenilen etkileri kortikosteroidler ile antagonize olmaktadır ve asetazolamidin hipokalemik etkisi, kıvrım diüretiklerinin, tiazid diüretiklerinin ve karbenoksolonun etkileri artmaktadır.

Yüksek doz kortikosteroidlerin ve nöromusküler bloke edici ilaçlar gibi antikolinerjiklerin eş zamanlı uygulamasıyla, bir akut miyopati bildirilmiştir. (Bkz. bölüm 4.4).

Kortikosteroid alan hastalarda, pankuronyum ve vekuronyumun nöromusküler bloke edici etkilerinin antagonize olduğu bildirilmiştir. Tüm rekabetçi nöromusküler blokerler ile bu etkileşimin oluşması beklenebilir.

5.Metilprednizolonun, oral antikoagülanlar üzerindeki etkisi değişkendir. Kortikosteroidler ile birlikte kumarin antikoagülanlarının kullanılması sonucu antikoagülanların etkisi artabilir bu yüzden oluşabilecek spontan kanamaların önlenmesi ve hedeflenen antikoagülan etkilerin korunması için INR ve protrombin zamanlarının yakından takibi gereklidir. Kortikosteroidlerle eş zamanlı verildiğinde, antikoagülanlara ait etkilerin azaldığı yönünde veriler bulunmaktadır.

6.Kortikosteroidlerin NSAİİ’ler ile birlikte verilmesi durumunda, gastrointestinal kanama ve ülserleşme insidansı artabilir.

Metilprednizolon, yüksek doz aspirinin klirensini arttırabilir ki bu durum azalmış salisilat serum düzeylerine sebep olabilir. Metilprednizolon tedavisinin sonlandırılması artan salisilat serum düzeylerine, bu da salisilat toksisitesi riskinde artışa yol açabilir.

Hipotrombinemide salisilatlar ve NSAİİ’ler kortikosteroidler ile dikkatli kullanılmalıdır. 7.Antidiyabetikler- Kortikosteroidler kan glukoz konsantrasyonlarını artırabileceğinden antidiyabetik ajanların dozajlarının ayarlanması gerekebilir.

8.Antiemetikler- Aprepitant ve fosaprepitant (CYP3A4 inhibitörleri ve substratları) 9.Antiviraller- HIV proteaz inhibitörleri:
1)İndinavir, ritonavir ve farmakokinetik iyileştiriciler (kobisistat) (CYP3A4 inhibitörleri ve substratları) kortikosteroidlerin plazma konsantrasyonlarını arttırabilir.

2)Kortikosteroidler HIV-proteaz inhibitörlerin metabolizmalarını indükleyerek plazma

konsantrasyonlarında azalmaya neden olabilirler.

10. Kalsiyum kanal blokerleri- Diltiazem (CYP3A4 inhibitörü ve substratı)

11. Kontraseptifler (oral)- Etinilestradiol/ noretindron (CYP3A4 inhibitörleri ve substratı)

12. Siklofosfamid ve takrolimus gibi diğer immünosupresanlar CYP3A4’ün substratlarıdır.

13.Potasyum azaltıcı ajanlar- Kortikosteroidler potasyum- azaltıcı ajanlar (örn. diüretikler) ile

beraber verilirken, hipokalemi gelişimi için hastalar yakınen izlenmelidir. Ayrıca

kortikosteroidlerin amfoterisin B, ksantan veya beta2 agonistleriyle eş zamanlı kullanımı

ile artan hipokalemi riski bulunur.

14. Greyfurt suyu- CYP3A4 inhibitörü.

Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:
Özel popülasyonlara ilişkin hiçbir klinik etkileşim çalışması yürütülmemiştir.

Pediyatrik popülasyon:
Pediyatrik popülasyona ilişkin hiçbir klinik etkileşim çalışması yürütülmemiştir.

4.6. Gebelik ve laktasyon
Genel tavsiye

Gebelik kategorisi: C

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlar/Doğum kontrolü (Kontrasepsiyon)

Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlarda ve doğum kontrolü (kontrasepsiyon)

uygulayanlarda ilacın kullanımı yönünden bir veri bulunmamaktadır. CYP3A4 inhibitörü ve

substuratı olan etinilestradiol/ noretindron içeren oral kontraseptifler kullanıldığında

metilprednizolon klerensi azalabileceğinden metilprednizolon dozunun ayarlanması

gerekebilir.

Gebelik dönemi
Kortikosteroidlerin plasentadan geçme yetisi bağımsız ilaçlar arasında değişir fakat DEPO-MEDROL plasentadan geçer. Bir retrospektif çalışma kortikosteroid alan annelerden doğan bebeklerde düşük doğum ağırlığı olasılığının arttığını göstermiştir. İnsanlarda düşük doğum ağırlığı riskinin doz ile bağlantılı olduğu ve daha düşük kortikosteroid dozları verildiğinde minimize edilebileceği görünmektedir.

Kortikosteroidler hamile kadınlara verildiğinde konjenital anomalilere yol açıyor gibi görünmemektedir. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, gebelik /ve- veya/ embriyonal/fetal gelişim /ve- veya/ doğum /ve- veya/ doğum sonrası gelişim üzerindeki etkiler bakımından yetersizdir (bkz. Bölüm 5.3). İnsanlara yönelik potansiyel risk bilinmemektedir. Gebelikte kesinlikle gerekli olmadıkça kullanılmamalıdır. Gebe hayvanlara kortikosteroidlerin uygulanması fetüs üzerinde yarık damak, intrauterin gelişme geriliği gibi anomalilere neden olur ve beyin gelişmesini etkiler. Erkeklerde kortikosteroidlerin konjenital anomali insidansını arttırdığını gösteren bir kanıt yoktur fakat uzun dönem boyunca gebe kadınlarda kullanılması intrauterin gelişme geriliği riskini arttırmaktadır. Kortikosteroidlere prenatal maruziyet sonrası hipoadrenalizm gözlenebilir, fakat genellikle doğum sonrası spontan olarak düzelir ve nadir olarak klinik önemlilik taşır.

Kortikosteroidlere intrauterin maruz kalan infantlarda neonatal adrenal yetmezlik seyrek gibi görünse de, önemli dozda kortikosteroide maruz kalanlar dikkatlice gözlenmeli ve adrenal yetmezlik işaretleri için değerlendirilmelidir. Tüm ilaçlarda olduğu gibi, kortikosteroidlerin anneye ve çocuğa sağlayacağı risk-yarar profili göz önünde bulundurulmalıdır. Ancak kortikosteroidlerin gerekli olduğu durumda normal gebelik geçiren hastalara gebe olmadıkları zamandaki gibi muamele edilmelidir.

Metilprednizolon ile yeterince insan üreme çalışmaları yapılmadığından bu tıbbi ürün hamilelik sırasında sadece anne ve fetüse fayda-risk oranının dikkatlice değerlendirilmesinin ardından kullanılmalıdır.

Gebelik esnasında uzun zamanlı kortikosteroid verilen annelerin bebeklerinde katarakt gözlenmiştir.

Laktasyon dönemi

Kortikosteroidler anne sütüne az miktarda geçerler. Fakat günlük 40 mg doza kadar

metilprednizolon infantta sistemik etkiler oluşturmaz. Bu dozdan daha yüksek dozlar alan

annelerin bebekleri belli derecede adrenal baskılama yaşayabilir ama emzirmenin sağlayacağı

faydanın herhangi bir teorik riskten daha ağır basması daha olasıdır.

Anne sütüne dağılan kortikosteroidler emzirilen bebeklerde endojen glukokortikoid üretimini

engelleyebilir. Bu tıbbi ürün emzirme sırasında sadece anne ve bebeğe fayda-risk oranının

dikkatlice değerlendirilmesinin ardından kullanılmalıdır.

Üreme yeteneği/fertilite
Hayvan çalışmalarında kortikosteroidlerin fertiliteyi bozduğu gösterilmiştir (bkz. Bölüm 5.3).

4.7. Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkiler
Kortikosteroidlerin araç veya makine kullanma yeteneği üzerindeki etkileri sistematik olarak

değerlendirilmemiştir. Kortikosteroidlerle tedavi sonrasında sersemlik, baş dönmesi, görme

bozuklukları ve yorgunluk gibi istenmeyen etkiler görülmesi olasıdır. Eğer olumsuz bir etki

görüldüyse hastalar araç veya makine kullanmamalıdır.

4.8. İstenmeyen etkiler
Hipotalamik- hipofiz- adrenal baskılanma dahil olmak üzere kortikosteroidlerin kullanımıyla

görülmesi muhtemel yan etkilerin insidansı ilacın rölatif potensi, dozajı, uygulama zamanı ve

tedavinin süresi ile ilişkilidir.

İstenmeyen etkiler aşağıdaki kategorilere göre listelenmiştir

Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 ila <1/100); seyrek (≥1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor).

Enfeksiyonlar ve enfestasyonlar
Bilinmiyor : Enfeksiyon (baskılanan klinik semptom ve işaretlerle beraber artan duyarlılık ve enfeksiyon ciddiyeti dahil olmak üzere), fırsatçı enfeksiyon, enjeksiyon yerinde enfeksiyon, peritonit#, tekrarlayan dormant tüberküloz

Kan ve lenf sistemi hastalıkları
Bilinmiyor : Lökositoz

Bağışıklık sistemi hastalıkları
Bilinmiyor : İlaç hipersensitivitesi, anafilaktik reaksiyon, anafilaktoid reaksiyon

Endokrin hastalıkları
Bilinmiyor : Cushingoid, Hipotalamik hipofiz adrenal aks baskılanması sonucu yoksunluk belirtileri(uzun süreli kullanım sonrasında kortikosteroid dozunun aniden kesilmesi akut adrenal yetmezlik, hipotansiyon ve ölüme sebep olabilir. Ancak bu devamlı tedavi gerektiren endikasyonu olan kortikosteroidlerde daha geçerlidir [Bkz. Bölüm 4.4]. Bırakma sendromu ateş, miyalji, artralji, rinit, konjuktivit, ağrılı ve kaşıntılı cilt nodülleri ile kilo kaybını içerecek şekilde olabilir)

Metabolizma ve beslenme hastalıkları
Bilinmiyor : Metabolik asidoz, bozulmuş glukoz toleransı, sodyum retansiyonu, sıvı retansiyonu, insülin (veya diyabetiklerde oral hipoglisemik ajanların) ihtiyacının artması*, hipokalemik alkaloz, dislipidemi, artan iştah (kilo artışı ile sonuçlanabilir), lipomatozis

Psikiyatrik hastalıklar
Bilinmiyor : Duygusal rahatsızlık (depresyon, öfori hali, duygusal labilite, ilaç bağımlılığı, intihar düşüncesi). Mod değişiklikleri, anormal davranış, insomnia, psikotik davranışlar (mani, delüzyon, halüsinasyon, şizofreni [ağırlaşması] dahil), konfüzyonel durum, mental rahatsızlık, anksiyete, kişilik değişimi çocuklarda sıkça görülür. İrritabilite (çocuklar ve yetişkinlerde)

Sinir sistemi hastalıkları
Bilinmiyor : Papilla ödemiyle intrakraniyal basınç artışı (benign intrakraniyal hipertansiyon), nöbet, amnezi, bilişsel bozukluk, baş dönmesi, baş ağrısı

Göz hastalıkları
Bilinmiyor : Katarakt, glokom, ekzoftalmi, bulanık görüş (Bkz. Bölüm 4.4), koryoretinopati, yüz ve baş çevresinde intralezyonel tedavinin eşlik ettiği seyrek körlük vakaları*, optik sinire hasar vermesi olası olan artan intraoküler basınç, korneal veya skleral incelme, oftalmik viral veya fungal hastalığın alevlenmesi

Kulak ve iç kulak hastalıkları
Bilinmiyor : Vertigo

Kardiyak hastalıklar
Bilinmiyor : Duyarlı hastalarda konjestif kalp yetmezliği Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Vasküler hastalıklar
Bilinmiyor : Hipertansiyon, hipotansiyon, arteriyal embolizm, trombotik olaylar, cilt kızarması

Solunum, göğüs bozuklukları ve mediastinal hastalıklar Bilinmiyor : Pulmoner emboli, hıçkırık

Gastrointestinal hastalıklar
Bilinmiyor : Olası peptik ülser perforasyonu ve kanamasıyla peptik ülser, gastrik kanama, intestinal perforasyon, pankreatit, ülseratif özofajit, özofajit, karın ağrısı, karında şişlik, ishal, dispepsi, bulantı

Hepatobiliyer hastalıklar
Bilinmiyor : Hepatit, karaciğer enzimlerinde artış

Deri ve deri altı doku hastalıkları
Bilinmiyor : Anjiyoödem, kıllanma, peteşi, ekimoz, deri atrofisi, eritem, hiperhidrozis, deri çatlakları, deri hiperpigmentasyonu, kızarıklık, prurit, ürtiker, akne, deri hipopigmentasyonu,
Kas-iskelet bozuklukları, bağ doku ve kemik hastalıkları
Bilinmiyor : Büyüme geriliği, osteoporoz, kas zayıflığı, osteonekroz, patolojik kırılma, kas atrofisi, miyopati, rabdomiyoliz, nöropatik atropati, artralji, miyalji, enjeksiyon sonrası ağrının alevlenmesi (eklem içi, periartiküler ve tendon kılıfı enjeksiyonlarını takiben)*

Üreme sistemi ve meme hastalıkları
Bilinmiyor : Menstrüasyon düzensizliği

Genel bozukluklar ve uygulama bölgesine ilişkin hastalıklar
Bilinmiyor : Steril apse, bozulmuş iyileşme, periferal ödem, yorgunluk, halsizlik enjeksiyon bölgesinde reaksiyon,

Araştırmalar
Bilinmiyor : Kan potasyumunda düşme, alanin aminotransferaz artışı, aspartat aminotransferaz artışı, kan alkalin fosfataz artışı, karbonhidrat toleransında azalma, idrarda kalsiyum artışı, cilt testindeki reaksiyonların baskılanması*, kandaki ürede artış

Yaralanma ve zehirlenme
Bilinmiyor : Özellikle aşil tendonu olmak üzere tendon kopması, spinal kompresyon kırığı.

Sistemik kortikosteroidler travmatik beyin yaralanmaları için endike değildir ve bunun için kullanılmamalıdır.

Önerilen kullanım şekilleriyle ve bunların dışında kullanılması durumunda aşağıda listelenmiş

istenmeyen reaksiyonlar görülebilir.

*MedDRA sisteminde tercih edilen bir terim değil

#Peritonit; perforasyon, obstrüksiyon veya pankreatit gibi bir gastrointestinal bozukluğun birincil belirti veya semptomu olabilir (Bkz. Bölüm 4.4).

İntratekal/Epidural: Genel sistemik kortikoid kullanımı ile görülen advers reaksiyonlar, baş ağrısı, menenjit, paraparez/parapleji, beyin-omurilik sıvısı anormallikleri, bulantı, kusma, terleme, araknoidit, fonksiyonel gastrointestinal hastalık/idrar torbası disfonksiyonu, nöbet, duyusal bozukluklar.

#İntratekal veya intravenöz uygulanmamalıdır.İntratekal/epidural uygulama yolları ile ilişkili ciddi medikal olaylar rapor edilmiştir (Bkz. Bölüm 4.3 ve 4.8).

Ekstradural: Yaralarda açılma, sfinkter kontrolünde bozulma.

İntranazal: Kalıcı veya geçici körlük, rinit.

Oftalmik (Subkonjunktival): Kızarıklık veya kaşınma, apse, enjeksiyon alanında kabuklanma, enjeksiyon alanında artık, göz içi basıncında artma, görme azalması- körlük, enfeksiyon.

Değişik enjeksiyon alanları (Sfenopalatin gangliyon, kafa derisi, tonsiller bölge): Körlük Şüpheli advers reaksiyonların raporlanması
Ruhsatlandırma sonrası şüpheli ilaç advers reaksiyonlarının raporlanması büyük önem taşımaktadır. Raporlama yapılması, ilacın yarar / risk dengesinin sürekli olarak izlenmesine olanak sağlar. Sağlık mesleği mensuplarının herhangi bir şüpheli advers reaksiyonu Türkiye Farmakovijilans Merkezi (TÜFAM)’ne bildirmeleri gerekmektedir (www.titck.gov.tr; e- posta: tufam@titck.gov.tr; tel: 0 800 314 00 08; faks: 0 312 218 35 99)
4.9. Doz aşımı ve tedavisi
Aşırı dozda kullanımı takiben doz seviyelerinin kademeli olarak ve zamana yayılarak azaltılmasıyla adrenal baskılama olasılığına karşı önlem alınmalıdır. Bu tip bir olayda hastanın ileride gerçekleşebilecek herhangi bir travmatik atak sırasında desteklenmesi gerekebilir. Kortikosteroidlerin aşırı dozunu takiben raporlanan akut toksisite ve/ veya ölüm seyrektir. Aşırı doz durumunda spesifik bir antidot yoktur, tedavi destekleyici ve semptomatiktir.

Metilprednizolon diyalizlenebilirdir.

5.FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLER
5.1. Farmakodinamik özellikler
Farmakoterapötik grup: Sistemik hormonal preperatlar, seks hormonları ve insülinler hariç, Sistemik kullanım için kortikosteroidler,
Sistemik kullanım için kortikosteroidler, düz,

Glukokortikoidler
ATC kodu: H02AB04
Metilprednizolon asetat sentetik bir glukokortikoiddir. Antienflamatuvar etki gücü prednizolondan fazla, su ve tuz retansiyonuna yol açma eğilimi ise daha azdır. Romatoid artrit, osteoartrit, bursit ve benzer inflamatuvar durumları tedavi etmek için aköz solüsyon eklemlere ve yumuşak dokulara enjekte edilebilir. Uzatılmış sistemik etki için intramüsküler yoldan uygulanabilir.

5.2. Farmakokinetik özellikler

Genel özellikler

Emilim:
Sekiz gönüllüden oluşan bir kurum içi çalışma tek bir 40 mg intramüsküler DEPO-MEDROL dozunun farmakokinetiğini belirlemiştir. Bağımsız doruk plazma konsantrasyonlarının ortalaması 14,8 ± 8,6 ng/mL, bağımsız doruk zamanın ortalaması 7,25 ± 1,04 saat ve eğri altındaki alan (EAA) ortalaması 1354,2 ± 424,1 ng/mL x saat (Gün 1-21).

Dağılım:
Metilprednizolon; dokulara geniş ölçüde dağılır, kan-beyin bariyerini geçer ve anne sütünde salgılanır. Görünür dağılım hacmi yaklaşık 1,4 L/kg’dır. Metilprednizolonun insanlarda plazma proteinine bağlanma oranı yaklaşık %77’dir.

Biyotransformasyon:
Metilprednizolon karaciğerde aktif metabolitlerine metabolize olur, bunların en önemlileri 20α-hidroksimetilprednizolon ve 20β-hidroksimetilprednizolondur. Karaciğerde metabolizma başlıca CYP3A4 yoluyla gerçekleşir (CYP3A4 aracılı metabolizmaya dayalı ilaç etkileşimlerinin listesi için bkz. Bölüm 4.5 Diğer tıbbi ürünlerle etkileşimler ve diğer etkileşim şekilleri).

Birçok CYP3A4 substratı gibi metilprednizolon, ayrıca ATP bağlayıcı kaset (ABC) taşıyıcı protein p-glikoprotein için bir substrat olabilir ve bu doku dağılımını ve diğer ilaçlarla etkileşimi etkileyebilir.

Eliminasyon:
Toplam metilprednizolonun ortalama eliminasyon yarılanma ömrü 1,8 ile 5,2 saat arasındadır. Toplam klirens yaklaşık olarak 5 ile 6 ml/dk/kg arasındadır.

Renal yetmezlikte doz ayarlaması gerekmez. Metilprednizolon hemodiyalizlenebilirdir.

Metilprednizolon asetatın çözünürlüğü, metilprednizolondan daha düşüktür.

Doğrusallık/Doğrusal olmayan durum:
Metilprednizolonun farmakokinetik özellikleri, uygulama yolundan bağımsız şekilde lineerdir. Bu belge, güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Hastalardaki karakteristik özellikler
Veri yoktur.

5.3. Klinik öncesi güvenlilik verileri
Geleneksel güvenirlik farmakolojisi ve tekrarlayan doz toksisitesi çalışmalarında beklenmeyen bir tehlikeye rastlanmamıştır. Tekrarlayan doz çalışmalarında görülen toksisite eksojen adrenokortikal steroide düzenli olarak maruz kalındığında beklenen türdendi.

Mutajenik potansiyel:

Metilprednizolon resmi olarak genotoksisite açısından değerlendirilmemiştir. Yapısal olarak ilişkili metilprednizolon analoglarının kullanıldığı çalışmalar, bakteri ve memeli hücrelerinde yapılan sınırlı çalışmalarda genetik ve kromozom mutasyon olasılığına dair bir kanıt göstermemiştir.

Karsinojenik potansiyel:

Metilprednizolon, kemirgen karsinojenisite çalışmalarında resmi olarak değerlendirilmemiştir. Farelerde ve sıçanlarda kanserojenlik için test edilen diğer glukokortikoidlerle değişken sonuçlar elde edilmiştir. Bununla birlikte, yayınlanan veriler, budesonid, prednizolon ve triamsinolon asetonid dahil olmak üzere birkaç ilgili glukokortikoidin, erkek sıçanlara içme suyu ile oral uygulamadan sonra hepatosellüler adenom ve karsinom vakalarını artırabildiğini göstermektedir. Bu tümörijenik etkiler, mg/m2 bazında tipik klinik dozlardan daha düşük dozlarda meydana gelmiştir. Bu bulguların klinik önemi bilinmemektedir.

Reprodüktif toksisite:

Metilprednizolon, hayvan fertilite çalışmalarında değerlendirilmemiştir. Sıçanlara verildiğinde kortikosteroidlerin fertiliteyi azalttığı gösterilmiştir. Kortikosteron uygulanan erkek sıçanlarda fertilite üzerinde advers etkiler gözlemlenmiş ve geri dönüşümlü olmuştur. Prostat ve seminal veziküllerde ağırlık azalması ve mikroskobik değişiklikler gözlenmiştir. İmplantasyon ve canlı fetüs sayısı azalmıştır ve bu etkiler iyileşme döneminin sonunda çiftleşmeyi takiben ortaya çıkmamıştır.

Hamileliklerinde insanlarda oral tedavide kullanılan doza yakın miktarda metilprednizolon ile tedavi edilen farelerin yavrularında artan yarık damaklı olma sıklığı gözlenmiştir.

Hamileliklerinde insanlarda oral tedavide kullanılan doza yakın miktarda metilprednizolon ile tedavi edilen ama bu dozun anneye toksik olduğu sıçanların yavrularında artan kardiyovasküler defekt sıklığı ve azalmış vücut ağırlığı gözlenmiştir. Diğer bir çalışmada ise insanlarda oral tedavide kullanılan dozun <1-18 katı ile sıçanlarda hiçbir teratojenik etki kaydedilmemiştir. İnsanlarda kullanılan dozdan daha az metilprednizolonla tedavi edilen hamile tavşanların yavrularında yüksek sıklıkta fetal ölüm ve merkezi sinir sistemi ile iskelet anomalileri rapor edilmiştir.

Bu bulguların hamileliklerinde metilprednizolonla tedavi edilen annelerin yavrularındaki sakatlık riski ile ilgisi bilinmemektedir. Raporlanmış teratojenik etkilerin güvenlik payı bilinmemektedir.

6.FARMASÖTİK ÖZELLİKLER
6.1. Yardımcı maddelerin listesi
Polietilen glikol
Sodyum klorür
Mristil-gamma-pikolinyum klorür
Enjeksiyonluk su
6.2. Geçimsizlikler
DEPO-MEDROL, fiziksel geçimsizlik olasılığı nedeniyle başka bir süspansiyon ya da çözeltiyle karıştırılmamalıdır. Yoktur.

6.3. Raf ömrü
36 ay
6.4. Saklamaya yönelik özel tedbirler
25 °C’ nin altındaki oda sıcaklığında ve ambalajında saklayınız.

6.5. Ambalajın niteliği ve içeriği
1 mL’de 40 mg steril metilprednizolon asetat süspansiyonu içeren 1 mL’lik tip I cam flakonlarda.

6.6. Beşeri tıbbi üründen arta kalan maddelerin imhası ve diğer özel önlemler
Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve “ Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”ne uygun olarak imha edilmelidir.

7.RUHSAT SAHİBİ
Pfizer PFE İlaçları A.Ş
Esentepe Mah. Büyükdere Cad.

Levent 199 Blok No: 199 İç Kapı No: 106
Şişli / İstanbul

8.RUHSAT NUMARASI
223/33
9.İLK RUHSAT TARİHİ/RUHSAT YENİLEME TARİHİ İlk ruhsat tarihi: 28/01/2010
Ruhsat yenileme tarihi:
10.KÜB’ÜN YENİLENME TARİHİ


Paylaşmak için Bağlantılar:

Bir yanıt yazın